Patella kırığı, diz kapağı kemiğinde oluşan ve diz ekleminin stabilitesini etkileyen travmatik bir yaralanmadır; genellikle düşme veya direkt darbe sonrası ortaya çıkar. Tanı, klinik muayene ve radyolojik incelemeler ile kesinleştirilir.

Patella kırığı belirtileri arasında ani başlayan şiddetli ağrı, dizde belirgin şişlik ve aktif diz ekstansiyonunda güç kaybı bulunur. Bu semptomlar, patellanın eklem mekanizmasını bozması nedeniyle hızla belirgin hâle gelir.

Patella kırığı nedenleri çoğunlukla yüksek enerjili travmalar, trafik kazaları ve spor yaralanmalarıdır. Bu etkenler, patellanın yapısal bütünlüğünü bozarak eklem hareketinin mekanik olarak engellenmesine yol açabilir.

Patella kırığı tedavisi kırık tipine göre konservatif yöntemler veya cerrahi fiksasyon ile planlanır. Cerrahi uygulamalarda stabilizasyon teknikleri eklem yüzeyinin anatomik bütünlüğünü sağlar; rehabilitasyon süreci ise kas gücü ve hareket açıklığının geri kazanılması için önemlidir.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Patella kırığı, diz kapağı olarak bilinen patella kemiğinin travmaya bağlı olarak kırılmasıdır. Diz ekstansiyon mekanizmasının önemli bir parçası olan patelladaki kırıklar, yürüme ve diz hareketlerinde ciddi sorunlara yol açabilir.
Nedenleri Düşme sırasında dizin doğrudan zemine çarpması, trafik kazaları, spor yaralanmaları, ani kas kasılmaları veya patellaya gelen direkt darbeler.
Kırık Tipleri Transvers (enlemesine) kırık, vertikal (boylamasına) kırık, parçalı (kominüte) kırık, marginal (kenar) kırık, açık kırık.
Belirtiler Diz önünde şiddetli ağrı, şişlik, morarma, dizde şekil bozukluğu, dizin bükülüp düzleştirilememesi, yürüyememe, patella üzerinde hassasiyet.
Tanı Yöntemleri Fizik muayene, dizin aktif olarak düzleştirilememesi, röntgen ile kırığın tipi ve ayrışma miktarının belirlenmesi, gerekirse BT ile detaylı değerlendirme.
Tedavi – Konservatif Kırık yer değiştirmemiş ve diz ekstansiyonu korunmuşsa immobilizasyon (atel veya dizlik) ile tedavi edilir. Yük kısıtlaması ve takip ile izlenir.
Tedavi – Cerrahi Yer değiştirmiş, parçalı ya da açık kırıklarda cerrahi gerekir. Cerrahi seçenekler arasında vida ile tespit, gergi teli uygulaması (tension band), parsiyel veya total patellektomi yer alabilir.
Ameliyat Süreci Genel ya da spinal anestezi altında yapılır. Amaç, kırık parçaların stabil hale getirilmesi ve diz ekstansiyon mekanizmasının yeniden sağlanmasıdır.
Ameliyat Sonrası Bakım İlk günlerde istirahat ve buz uygulaması, yara bakımı, enfeksiyon kontrolü. Erken dönemde pasif hareket egzersizleri başlanabilir.
İyileşme Süreci Cerrahi sonrası iyileşme süreci yaklaşık 6–12 haftadır. Dizin tamamen yük taşıması ve normal fonksiyonlara dönmesi için rehabilitasyon gereklidir.
Fizik Tedavi Dizin hareket açıklığını korumak, kas atrofisini önlemek ve tam ekstansiyon gücünü geri kazanmak için fizik tedaviye erken dönemde başlanmalıdır.
Komplikasyonlar Kaynamama, geç kaynama, enfeksiyon, dizde sertlik, metal implant batması veya rahatsızlığı, patella alta (patellanın aşağı yer değiştirmesi), dizde zayıflık.
Takip Radyolojik kontrollerle kaynama süreci izlenir. Fonksiyonel değerlendirme ve egzersiz uyumu takip edilir.
Prognoz Uygun cerrahi ve rehabilitasyon ile fonksiyonlar büyük oranda geri kazanılır. Ağır parçalı kırıklarda diz fonksiyonlarında kalıcı kısıtlılık olabilir.

Patella Kırığı Vücudumuzda Hangi Görevleri Üstlenir?

Diz kapağının vücuttaki rolünü anlamak, neden bu kırıkların bu kadar önemli olduğunu kavramanın ilk adımıdır. Patella, yukarıdan gelen çok güçlü uyluk kasları (kuadriseps) ile aşağıdan kaval kemiğine yapışan tendon arasında stratejik bir köprü vazifesi görür. Bu konumlanma kesinlikle tesadüfi değildir ve mühendislik harikası bir biyomekanik amaca hizmet eder.

Bu kemiğin temel görevi, kas gücünün verimliliğini artırmaktır. Bir tahterevalli veya kaldıraç sistemindeki destek noktası gibi çalışır. Uyluk kasının tendonunu dizin dönme merkezinden uzaklaştırarak, kasın kaldıraç kolunu uzatır. Bu basit fizik kuralı sayesinde, dizimizi düzleştirmek veya bir adım atmak için harcamamız gereken enerji miktarı ciddi oranda azalır. Eğer diz kapağımız olmasaydı veya işlevini yitirseydi, bacağımızı düz tutabilmek için şu an sahip olduğumuzdan çok daha devasa ve güçlü kaslara ihtiyaç duyardık. Dolayısıyla patella kırığı oluştuğunda, sadece bir kemik kırılmamış olur; vücudun en önemli güç tasarruf sistemi ve hareket mekanizması çökmüş olur. Bu bağlantının kopması, hastanın adım atmasını imkansız hale getirebilir.

Patella Kırığı Nedir?

Patella kırığı, diz kapağı kemiği olan patellanın kırılması durumudur. Genellikle doğrudan dize alınan darbe ya da düşme sonucu oluşur. Bu kırık, yürümeyi, dizi bükmeyi ve düz bacak kaldırmayı zorlaştırabilir. Tedavi, kırığın tipine ve yer değiştirme durumuna göre değişir; alçı, atel ya da cerrahi müdahale gerekebilir. Uygun tedavi ile çoğu vaka fonksiyonel olarak iyileşir.

Patella Kırığı Nasıl Meydana Gelir?

Patella kırıkları, tüm iskelet sistemi kırıklarının yaklaşık yüzde birini oluşturur ve genellikle iki ana mekanizma üzerinden gelişir. Birincisi ve en sık karşılaşılanı doğrudan darbedir. Sert bir zemine düşme, spor sırasında dize alınan sert bir tekme veya trafik kazalarında dizin araç ön paneline çarpması bu gruba girer. Bu tür “direkt travma” durumlarında, kemik genellikle tek bir yerden kırılmaz; çok parçalı, hatta tuz buz olmuş bir görüntü sergileyebilir. Ayrıca cildin ince olduğu bu bölgede, darbenin şiddetiyle cilt bütünlüğü bozulabilir ve açık kırıklar meydana gelebilir.

İkinci oluşum mekanizması ise dolaylı yaralanmadır. Burada dize doğrudan bir cisim çarpmaz. Kişi düşmek üzereyken dengesini sağlamak için aniden hamle yaptığında veya zıplama sırasında, uyluk kası o kadar şiddetli kasılır ki patella bu çekme kuvvetine dayanamaz ve ortadan ikiye ayrılır. Biz buna “eksantrik yüklenme” adını veririz. Bu tip yaralanmalarda kırık hattı genellikle enine olur ve kemik iki ana parçaya bölünür. Bu senaryoda kemik parçaları birbirinden uzaklaşmaya çok meyillidir çünkü kaslar üstteki parçayı yukarı doğru çekmeye devam eder.

Patella Kırığı Belirtileri Nelerdir?

Bir patella kırığı meydana geldiğinde vücut buna çok hızlı ve gürültülü bir tepki verir. Hasta genellikle yaralanma anında dizinin ön kısmında keskin ve şiddetli bir ağrı hisseder. Ancak klinik olarak bizim için çok daha belirleyici olan bazı işaretler vardır. Kırık oluştuktan çok kısa bir süre sonra diz bölgesinde ciddi bir şişlik meydana gelir. Bu şişlik, kırılan kemik uçlarından eklem içine sızan kanın oluşturduğu hematomdur.

Hastaların sıklıkla yaşadığı temel belirtiler şunlardır:

  • Şiddetli diz önü ağrısı
  • Hızlı gelişen şişlik
  • Diz çevresinde morarma
  • Yürüyememe
  • Dizi bükememe
  • Dokunma ile hassasiyet
  • Diz kapağında şekil bozukluğu

Bu belirtilerin ötesinde, bir ortopedi uzmanı olarak baktığımız en kritik nokta “fonksiyon kaybı”dır. Muayene sırasında hastadan beklediğimiz en önemli hareket, bacağını hiç bükmeden düz bir şekilde havaya kaldırmasıdır. Eğer hasta bunu yapamıyorsa, bu durum dizin düzleştirme mekanizmasının (ekstansör mekanizma) tamamen koptuğunu gösterir. Bu bulgu, basit bir ağrıdan çok daha fazlasını ifade eder ve tedavi planımızı doğrudan etkileyen en önemli klinik işarettir.

Patella Kırığı Teşhisi İçin Hangi Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?

Doğru bir tedavi planı oluşturabilmek için kırığın haritasını eksiksiz çıkarmak gerekir. Bunun için teknolojinin sunduğu farklı görüntüleme yöntemlerini kombine bir şekilde kullanırız. İlk başvuruda standart olarak röntgen (direkt grafi) çekilir. Röntgen filmleri, kırığın varlığını, yerini ve parçaların birbirinden ne kadar ayrıldığını genel hatlarıyla gösterir. Çoğu basit kırıkta bu yeterli olabilir ancak detayları görmek için her zaman kafi değildir.

Özellikle parçalı kırıklarda ve cerrahi planlamada Bilgisayarlı Tomografi (BT) devreye girer. Röntgen iki boyutlu bir gölge gibiyken, BT bize kemiğin üç boyutlu mimarisini sunar. Kırık parçalarının eklem yüzeyinde ne kadar çökme yaptığını, alt uçta gözden kaçabilecek küçük parçalanmalar olup olmadığını en net BT ile görürüz. Yapılan bilimsel çalışmalar röntgen sonrası çekilen BT’nin, cerrahın tedavi kararını neredeyse hastaların yarısında değiştirdiğini göstermiştir. Bu da karmaşık kırıklarda BT’nin ne kadar vazgeçilmez olduğunu kanıtlar.

Bazı durumlarda ise Manyetik Rezonans (MR) görüntülemeye ihtiyaç duyarız. Eğer röntgende kırık hattı net seçilemiyorsa ancak hastanın şikayetleri devam ediyorsa (gizli kırık şüphesi), MR çok hassas bir tanı aracıdır. Ayrıca MR, sadece kemiği değil; kıkırdak dokusunu, bağları ve tendonları da gösterdiği için, kırığa eşlik eden yumuşak doku yaralanmalarını tespit etmekte altın standarttır.

Patella Kırığı Sınıflandırması Nasıl Yapılır?

Biz hekimler, kırıkları tanımlarken evrensel bir dil kullanmayı tercih ederiz. Bu sayede dünyanın her yerindeki meslektaşlarımızla aynı tanımı konuşabiliriz. Patella kırıkları için AO/OTA sınıflandırması kullanılır. Bu sistem, kırığın eklem yüzeyiyle olan ilişkisine ve parçalanma şiddetine göre üç ana gruba ayrılır.

Sınıflandırmada kullanılan ana gruplar şunlardır:

  • Eklem dışı kırıklar (Tip A)
  • Kısmi eklem içi kırıklar (Tip B)
  • Tam eklem içi kırıklar (Tip C)

Tip A kırıklar, genellikle kemiğin uç kısımlarından kopmalar şeklindedir ve ana eklem yüzeyini etkilemez. Tip B kırıklar, eklem yüzeyine ulaşır ancak kemiği boydan boya ayırmaz; genellikle dikey çatlaklar olarak görülür. En ciddi grup olan Tip C ise, kırık hattının eklem yüzeyini tamamen böldüğü ve genellikle çok parçalı olduğu durumlardır. Eklem yüzeyindeki kıkırdak yapının bozulması, ileride kireçlenme riskini artırdığı için bu grup, cerrahi ustalığın en çok gerektiği kategoridir.

Patella Kırığı Tedavisinde Ameliyatsız Yöntemler Mümkün müdür?

Her patella kırığı mutlaka ameliyat gerektirmez. Karar verme sürecimiz, röntgen görüntüsünden ziyade hastanın fonksiyonel durumuna ve kırığın yapısına dayanır. Eğer kırık parçaları yerinden oynamamışsa (ayrışmamışsa) ve daha da önemlisi, hasta bacağını düz bir şekilde havaya kaldırabiliyorsa, bu bizim için çok iyi bir haberdir. Bu durum dizin ana motoru olan ekstansör mekanizmanın hala sağlam olduğunu gösterir.

Bu kriterleri sağlayan hastalarda ameliyatsız (konservatif) tedavi uygulanabilir. Tedavinin temeli, dizi düz pozisyonda tutarak kemiğin kaynamasına izin vermektir. Bunun için uzun bacak alçıları veya kilitli dizlikler kullanılır. Dizlik, dizin bükülmesini engelleyerek kırık uçlarının birbirinden uzaklaşmasını önler. İyileşme süresi genellikle altı ila sekiz hafta arasındadır. Bu süreçte hastanın yük verip veremeyeceği kırığın tipine göre belirlenir. Bazı durumlarda hemen üzerine basmaya izin verilirken, bazı durumlarda kemiği korumak için bir süre koltuk değneği kullanımı gerekebilir.

Patella Kırığı Ameliyatı Hangi Durumlarda Zorunludur?

Cerrahi müdahale kararı keyfi bir tercih değil biyomekanik kuralların getirdiği bir zorunluluktur. Ameliyatın temel amacı, bozulmuş olan eklem yüzeyini pürüzsüz hale getirmek ve kopan bağ mekanizmasını onarmaktır. Eğer bu onarım yapılmazsa, hasta ömür boyu dizini kullanamama veya çok erken yaşta ciddi kireçlenme sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir.

Cerrahiyi zorunlu kılan durumlar şunlardır:

  • Düz bacak kaldırma testinin yapılamaması
  • Eklem yüzeyinde basamaklaşma olması
  • Kırık parçalarının birbirinden ayrışması
  • Açık kırık varlığı

Özellikle kırık parçaları arasında 2-3 milimetreden fazla seviye farkı (basamaklaşma) varsa veya parçalar birbirinden 4 milimetreden fazla ayrılmışsa, kemiğin bu mesafeden kendi kendine sağlıklı kaynaması mümkün değildir. Ayrıca “açık kırık” dediğimiz, kemiğin cildi yırtıp dış ortamla temas ettiği durumlarda, enfeksiyon riskini önlemek için acil temizlik ve cerrahi sabitleme hayati önem taşır.

Patella Kırığı Ameliyatında Hangi Teknikler Kullanılır?

Ameliyatta hedefimiz, kırılan parçaları bir yapboz gibi milimetrik olarak eski yerine oturtmak (anatomik redüksiyon) ve kemik kaynayana kadar onları orada sarsılmaz bir şekilde tutmaktır. Bunu sağlamak için farklı teknikler ve implantlar kullanırız. Ayrıca kemik tespiti kadar önemli olan bir diğer aşama, yırtılan yan bağ dokularının (retinakulum) dikilmesidir. Bu dokular onarılmazsa dizin dengesi sağlanamaz.

Yaygın kullanılan cerrahi teknikler şunlardır:

  • Gergi bandı tekniği
  • Plak ve vida ile tespit
  • Parsiyel patellektomi
  • Total patellektomi

Gergi Bandı Tekniği (Tension Band Wiring): Uzun yıllardır kullanılan geleneksel bir yöntemdir. Kemiğin içine paralel teller (K-teli) gönderilir ve bunların etrafına sekiz rakamı çizecek şekilde çelik bir kablo sarılır. Bu teknik, fizik kurallarını lehimize kullanır: Diz büküldüğünde oluşan ayırma kuvvetini, kırık hattında sıkıştırma kuvvetine dönüştürerek kaynamayı teşvik eder. Başarılı bir yöntemdir ancak tellerin cilt altında rahatsızlık yaratma ihtimali yüksektir.

Plak ile Tespit: Son yıllarda, özellikle çok parçalı kırıklarda modern plakların kullanımı giderek artmaktadır. Özel tasarımlı, düşük profilli (ince) plaklar, kemik parçalarını bir arada tutmada tellere göre daha üstün bir stabilite sağlar. Araştırmalar, plak kullanılan hastalarda implant batması şikayetinin çok daha az olduğunu ve ikinci bir ameliyat riskinin düştüğünü göstermektedir.

Patellektomi (Kemiğin Çıkarılması): Biz cerrahlar için patellayı korumak her zaman birincil önceliktir. Ancak kemik tamir edilemeyecek kadar parçalanmışsa (tuz buz olmuşsa), mecburen parçaların bir kısmı veya tamamı çıkarılabilir. Sadece bir parça çıkarılırsa buna “parsiyel patellektomi” denir ve tendon kalan kemiğe dikilir. Kemiğin tamamının çıkarılması (total patellektomi) ise en son çaredir ve dizin gücünde ciddi kayıplara yol açar.

Patella Kırığı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

Ameliyatın başarısı, sadece cerrahın ne kadar iyi iş çıkardığına değil aynı zamanda hastanın rehabilitasyon sürecine ne kadar uyum sağladığına bağlıdır. İyileşme süreci bir maraton gibidir; sabır ve disiplin gerektirir. Yaklaşık 6 ila 8 ay süren bu süreç belirli evrelere ayrılarak yönetilir.

İyileşme sürecinin evreleri şunlardır:

  • Koruma dönemi
  • Hareketlenme dönemi
  • Güçlenme dönemi
  • Fonksiyonel dönüş dönemi

İlk iki hafta (Koruma Dönemi), cerrahi sahanın iyileşmesi için kritiktir. Diz, kilitli bir dizlik ile tam düz pozisyonda tutulur. Hasta koltuk değneği kullanır ve yere sadece parmak ucuyla çok hafif basmasına izin verilir. Bu dönemde diz bükme hareketi çok kısıtlıdır, genellikle 30 dereceyi geçmemesi istenir. Amaç ödemi azaltmak ve yaranın sorunsuz kapanmasını sağlamaktır.

İkinci ve altıncı haftalar arası (Hareketlenme Dönemi), yumuşak dokuların iyileşmeye başladığı evredir. Yük verme miktarı kademeli olarak artırılır ancak yürürken dizlik hala kilitli kalmalıdır. En önemli hedef, diz bükme açısını her hafta artırarak altıncı haftanın sonunda 90 dereceye ulaşmaktır. Bu dönemde kasların “uyumasını” engellemek için izometrik egzersizlere ağırlık verilir.

Altıncı haftadan sonra (Güçlenme Dönemi), kemik kaynamasının belirginleştiği dönemdir. Artık hedef tam hareket açıklığıdır; yani dizin tamamen bükülüp açılabilmesi gerekir. Dizlik kullanımı sonlandırılır. Bisiklet, merdiven çıkma ve dirençli egzersizler başlar. Bu dönemde hastanın kendine güveni artar ancak aceleci davranmamak gerekir.

Patella Kırığı Sonrası Spora Dönüş Ne Zaman Olur?

Hastalarımızın en çok sorduğu sorulardan biri “Ne zaman koşabilirim?” veya “Ne zaman maça çıkabilirim?” olmaktadır. Spora dönüş için sadece takvimdeki sürenin dolması yetmez; vücudun buna hazır olduğunu kanıtlaması gerekir. Genellikle 4. aydan sonra koşu ve zıplama antrenmanlarına başlanır ancak tam dönüş için 6-8 ay gerekebilir.

Spora dönüş için baktığımız objektif kriterler şunlardır:

  • Tam eklem hareket açıklığı
  • Ağrısız hareket
  • Denge kontrolü
  • Yeterli kas gücü

Burada en kritik ölçüt “Kuadriseps İndeksi”dir. Ameliyatlı bacağın kas gücünü, sağlam bacağın gücüyle kıyaslarız. Yaralanan bacak, sağlam bacağın gücünün en az yüzde 90’ına ulaşmadan temas sporlarına veya yüksek efor gerektiren işlere dönüşe izin vermek, yeni bir sakatlığa davetiye çıkarmak olur.

Patella Kırığı Sonrası Karşılaşılabilecek Sorunlar Nelerdir?

Patella kırığı, eklem içini ilgilendiren ve yük taşıyan bir bölgede olduğu için, tedavi süreci ne kadar mükemmel olursa olsun bazı uzun vadeli etkiler bırakabilir. Gerçekçi beklentilere sahip olmak, hayal kırıklığını önlemek adına önemlidir. Hastaların yaklaşık yarısı “mükemmel” sonuç alırken, diğer yarısında hafif de olsa şikayetler kalıcı olabilir.

Sık karşılaşılan problemler şunlardır:

  • İmplant batması ve ağrısı
  • Diz hareketlerinde kısıtlılık
  • Erken kireçlenme
  • Kronik ön diz ağrısı
  • Kas güçsüzlüğü

En sık gördüğümüz durum “semptomatik implant” yani platinlerin rahatsızlık vermesidir. Patella, üzerini örten sadece ince bir deri tabakasına sahip olduğu için, kullanılan teller veya vidalar cilt altında hissedilebilir, diz çökerken batma yapabilir. Bu durum tüm patella ameliyatlarının en yaygın komplikasyonudur. Kemik tamamen kaynadıktan sonra (genellikle 1 yıl sonra) basit bir operasyonla bu metallerin çıkarılması gerekebilir. Plak kullanılan modern tekniklerde bu oran daha düşük olsa da risk sıfır değildir.

Ayrıca eklem yüzeyindeki hasarın derecesine bağlı olarak ilerleyen yıllarda kireçlenme (artrit) gelişme riski, hiç kırılmamış bir dize göre daha yüksektir. Özellikle patellektomi (kemiğin alınması) yapılmış hastalarda dizin gücünde azalma ve instabilite daha sık görülür. Bu nedenle rehabilitasyon egzersizlerini bir yaşam tarzı haline getirmek ve diz çevresi kaslarını sürekli güçlü tutmak, bu riskleri minimize etmenin en etkili yoludur.

Sıkça sorulan sorular

Patella kırığı en sık diz üzerine doğrudan düşme, trafik kazaları ve yüksek enerjili darbeler sonucu gelişir. Ani ve güçlü kas kasılmaları da bazı durumlarda diz kapağında kırığa neden olabilir.
Şiddetli diz ağrısı, şişlik, morarma, dizi düz kaldıramama, yürümekte zorlanma ve diz üzerinde hassasiyet patella kırığının en sık görülen belirtileridir. Bazı hastalarda belirgin şekil bozukluğu da oluşabilir.
Tanıda öncelikle ortopedik muayene ve diz röntgeni uygulanır. Parçalı kırıklar veya eklem yüzeyinin ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğinde bilgisayarlı tomografi, yumuşak dokular için ise MR istenebilir.
Yer değiştirmemiş ve dizin ekstansiyon mekanizmasını bozmayan kırıklar alçı veya dizlik ile tedavi edilebilir. Tedavi yöntemi kırığın tipi, yer değiştirme miktarı ve hastanın fonksiyonel durumuna göre belirlenir.
Parçalı, yer değiştirmiş, açık kırıklar veya dizi düz tutmayı sağlayan mekanizmanın bozulduğu olgularda cerrahi tedavi gerekebilir. Ameliyatta tel, vida veya plak gibi sabitleme yöntemleri kullanılabilir.
Kemik kaynaması çoğu hastada yaklaşık 6–12 hafta içinde gerçekleşebilir. Ancak tam iyileşme süresi kırığın şiddetine, uygulanan tedaviye ve fizik tedavi sürecine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Fizik tedavi diz hareket açıklığını korumaya, kas gücünü artırmaya ve yürüme fonksiyonunu yeniden kazandırmaya yardımcı olur. Egzersiz programı ortopedi uzmanı ve fizyoterapist eşliğinde planlanmalıdır.
Tedavi edilmeyen patella kırıkları yanlış kaynama, kronik diz ağrısı, hareket kısıtlılığı, dizde güç kaybı, eklem kıkırdağında hasar ve erken kireçlenme gibi sorunlara yol açabilir.
Günlük yaşama dönüş süresi kırığın tipi ve tedavi yöntemine göre değişir. Spor aktivitelerine ise kemik kaynaması tamamlandıktan ve kas gücü yeterli düzeye ulaştıktan sonra doktor onayıyla başlanmalıdır.
Açık kırık, şiddetli ağrı, yoğun şişlik, dizde belirgin şekil bozukluğu, ayağın soğuması, uyuşma, his kaybı veya kontrol edilemeyen kanama gelişirse vakit kaybetmeden acil sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Güncellenme Tarihi: 07.07.2026

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Call Now Button