Kalça hastalıkları ve ağrıları, eklemdeki kıkırdak, kas, bağ ve kemik yapılarının hasarıyla ortaya çıkar. En sık görülen nedenler arasında kireçlenme, kalça çıkığı, kıkırdak yıpranmaları ve travmalar bulunur. Ağrı, günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürür.

Kalça ağrısının nedenleri arasında ileri yaşa bağlı kireçlenme, romatizmal hastalıklar ve aşırı kilo yer alır. Bu durum eklem hareketlerini kısıtlar ve uzun vadede kalıcı eklem hasarına yol açabilir. Erken tanı ve düzenli takip, tedavi başarısı açısından büyük önem taşır.

Kalça hastalıklarının tanısında detaylı muayene, görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar testleri kullanılır. Özellikle manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve röntgen, eklem yapılarının ayrıntılı incelenmesine yardımcı olur. Doğru teşhis, uygun tedavi planının temelini oluşturur.

Kalça ağrılarının tedavisinde ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyon uygulamaları ve cerrahi seçenekler yer alır. Erken evrede konservatif yöntemler tercih edilirken, ilerlemiş vakalarda kalça protezi cerrahisi yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir.

Yazı İçeriği

Bebeklerde Sık Görülen Kalça Hastalıkları Arasında Yer Alan Gelişimsel Kalça Displazisi (Kalça Çıkığı) Nedir?

Toplum arasında genellikle kalça çıkığı olarak bilinen Gelişimsel Kalça Displazisi, anne karnındaki gelişim sürecinden başlayarak doğum sonrasına kadar uzanan dinamik bir anatomik gelişim geriliğidir. Bu durum leğen kemiğindeki yuvanın yeterince derinleşememesi ve uyluk kemiğinin baş kısmını ideal şekilde saramaması sonucunda ortaya çıkar. Bir bebeğin kalça ekleminin tamamen sağlıklı ve kusursuz bir şekilde gelişebilmesi için en temel altın kural, uyluk kemiği başının o yuvanın tam ortasında, hiçbir yere kaymadan sabit bir şekilde durmasıdır. Bu mükemmel temas sağlandığında, bebeğin bedensel büyümesiyle birlikte yuva ve kemik başı birbirini adeta bir heykeltıraş gibi şekillendirerek ömür boyu dayanacak sağlıklı bir eklem oluşturur. Teşhis ne kadar erken dönemde konulursa, kıkırdak yapının kendi kendini onarma, yuvayı derinleştirme ve normal anatomik gelişimi yakalama potansiyeli o kadar yüksek olmaktadır. Ülkemizde başarıyla yürütülen bebek sağlığı tarama programları sayesinde, özellikle yaşamın ilk aylarında yapılan hassas incelemeler ile bu sorunun tespiti ve erken tedavisi son derece başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

Bebeklerde Kalça Hastalıkları Teşhisinde Hayati Önem Taşıyan Ultrason ve Graf Sınıflaması Nasıl Değerlendirilir?

Bebeklerin iskelet sistemi yaşamın ilk aylarında henüz sertleşmemiş, büyük oranda kıkırdak dokudan oluşmuştur. Bu nedenle radyasyon içeren ve kıkırdağı gösteremeyen röntgen filmleri yerine, tamamen ses dalgalarıyla çalışan, bebeğe hiçbir zararı veya yan etkisi olmayan ultrasonografi cihazları kullanılır. Ultrason ekranında eklemin iç yapısı detaylı bir şekilde görülür ve tüm dünyada standart olarak kabul edilen Graf yöntemi ile hassas açı ölçümleri yapılır. Alfa açısı olarak adlandırılan değer, kemik yuvanın eğimini ve ne kadar geliştiğini gösterirken; beta açısı, kıkırdak yapının uyluk kemiği başını dışarıdan ne kadar örttüğünü ifade eder. Bu açılara göre bebeklerin kalçaları belirli tiplere ayrılarak sınıflandırılır ve takip haritası çıkarılır.

Sık kullanılan sınıflama tipleri şunlardır:

  • Tip 1
  • Tip 2a
  • Tip 2b
  • Tip 2c
  • Tip 3
  • Tip 4

Tip 1 kalçalar tamamen sağlıklı ve normal gelişmiş kabul edilirken, Tip 2a üç aydan küçük bebeklerdeki geçici gelişim geriliğini ifade eder ve genellikle kendiliğinden düzelir. Tip 2b ve 2c aşamaları artık tedavi gerektiren kritik displazi sınırlarıdır. Tip 3 ve Tip 4 ise kalçanın yuva dışına doğru kaydığı veya tamamen çıktığı en ciddi durumları temsil eder.

Yaşamın İlk Altı Ayında Görülen Kalça Hastalıkları Tedavisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?

Erken teşhis edilen kalça gelişim geriliklerinde, özellikle bebeğin ilk altı aylık döneminde, cerrahi olmayan ve tamamen dinamik bir tedavi yaklaşımı izlenir. Bu süreçte en çok tercih edilen yöntem Pavlik bandajı adı verilen özel bir ortopedik aparattır. Bu bandaj, bebeğin bacaklarını kurbağa pozisyonu dediğimiz bükük ve yanlara açık ideal konumda tutar. Bu pozisyon, bebeğin anne karnındaki duruşuna çok benzerdir ve uyluk kemiği başının yuvanın merkezine tam oturarak sürekli bir biyolojik basınç yapmasını sağlar. Bu yumuşak ve sürekli baskı sayesinde sığ olan yuva zamanla derinleşir. Bandajın kullanımı sırasında bebeğin göğüs, omuz ve bacak kısımlarından geçen kayışların doğru ayarlanması tedavinin başarısı için hayati önem taşır. Ailelerin bu sürece uyum sağlaması, bandajı hekimin önerdiği süre boyunca çıkarmaması ve düzenli kontrolleri aksatmaması iyileşmenin en önemli anahtarıdır.

Altı Aydan Büyük Bebeklerdeki Kalça Hastalıkları İçin Hangi Cerrahi Yöntemler Tercih Edilir?

Bebek altıncı ayını geçtiğinde, kaslarının güçlenmesi, hareketlenmesi ve yavaş yavaş emekleme çabalarının başlamasıyla birlikte bandaj gibi dışarıdan uygulanan cihazların kalçayı yuvada tutma başarısı oldukça düşer. Eğer bu döneme kadar kalça yerine oturmadıysa veya daha geç fark edildiyse, genel anestezi altında yapılan cerrahi redüksiyon (yerine oturtma) işlemleri devreye girer. Öncelikle kapalı yöntem denenir; cerrah çok nazik ve kontrollü manevralarla kemik başını yuvanın içine yerleştirir. Bu esnada ameliyathane röntgeni kullanılarak eklemin doğru yerde olduğu ve ne kadar güvenli durduğu teyit edilir. Eğer kalça yuvada güvenle durabiliyorsa, bebeğe göğsünden ayak bileğine kadar uzanan ve pozisyonu haftalarca koruyacak olan özel bir alçı yapılır. Ancak kalça yuvaya girmiyorsa, içeride kalınlaşmış bağlar, yağ yastıkçıkları veya kapsül gerginliği gibi anatomik engeller varsa açık cerrahi uygulanır. Cilt açılarak ekleme doğrudan ulaşılır, yuvayı tıkayan dokular temizlenir, kapsül daraltılarak dikilir. Gerekli durumlarda uyluk kemiğine boyunu kısaltacak milimetrik kesiler yapılarak eklem üzerindeki aşırı basınç ortadan kaldırılır ve kalçanın sağlıklı büyümesi garanti altına alınır.

Gençleri ve Sporcuları Etkileyen Kalça Hastalıkları Arasındaki Kalça Sıkışması (Femoroasetabular Sıkışma) Nedir?

Femoroasetabular sıkışma, özellikle fiziksel olarak aktif genç erişkinlerde ve amatör ya da profesyonel sporcularda geçmeyen kasık ağrısının en yaygın sebeplerinden biridir. Temel sorun, uyluk kemiğinin üst kısmı ile leğen kemiğindeki yuva arasındaki anatomik şekil uyumunun bozulmasıdır. Bacak her büküldüğünde veya döndürüldüğünde, bu kemikler birbirine anormal bir şekilde çarpar ve sürtünür. Kalça ekleminin kenarında, eklemi koruyan, vakum etkisi yaratan ve ağırlığı dağıtan labrum adında çok kritik bir kıkırdak conta bulunur. Sürekli devam eden bu kemik çarpışmaları zamanla labrum dokusunu yırtar ve altındaki ana kıkırdağı zedelemeye başlar. Tedavi edilmeyen bu mekanik sıkışma, yıllar içinde kalça ekleminde erken yaşta ortaya çıkacak şiddetli bir kireçlenmenin (osteoartrit) en önemli hazırlayıcısı konumundadır.

Hastalığı tetikleyen bazı sporlar şunlardır:

  • Futbol
  • Tenis
  • Bale
  • Basketbol
  • Voleybol

Kalça Hastalıkları Muayenesinde Kalça Sıkışmasının Morfolojik Tipleri ve Klinik Belirtileri Nelerdir?

Kalça sıkışması olan hastalar polikliniğe genellikle aniden başlamayan, uzun süredir var olan ancak spor yaparken veya uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkarken belirginleşen derin bir kasık ağrısı şikayetiyle gelirler. Hastalar ağrının tam yerini tarif etmekte zorlanabilir ve genellikle ellerini C harfi şekline getirip kalçalarını kavrayarak ağrıyı gösterirler. Hastalığın temel olarak üç farklı anatomik tipi bulunur. Cam (Kam) tipi sıkışmada sorun uyluk kemiğindedir; kemiğin boyun kısmında normalde olmaması gereken fazla bir kemik tümseği büyümüştür ve bu tümsek yuvaya girerken kıkırdağı zedeler. Pincer (Kıskaç) tipi sıkışmada ise sorun yuvada yer alır; yuva, kemik başını olması gerekenden çok daha derin bir şekilde içine alır veya geriye dönük durur, bu da hareket sırasında kemiklerin çarpışmasına yol açar. Mikst tip dediğimiz üçüncü ve en yaygın durumda ise hastada her iki anatomik kusur aynı anda bulunur.

Yaygın görülen şikayetler aşağıdaki gibidir:

  • Ağrı
  • Kilitlenme
  • Takılma
  • Sınırlı hareket
  • Sertlik

Kalça Hastalıkları Tedavisinde Giderek Yaygınlaşan Kapalı Ameliyat (Kalça Artroskopisi) Nasıl Uygulanır?

Tıp teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde kalça sıkışması sendromu ve labrum yırtıkları, artık eklemi tamamen açmadan, kalça artroskopisi adı verilen kapalı kamera yöntemiyle son derece başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Bu işlem için hasta özel bir ameliyat masasına yatırılır ve eklemin arasına minik el aletlerinin girebilmesi için kalça eklemi kontrollü bir şekilde yaklaşık bir santimetre kadar aralanır. Cilt üzerinde sadece birkaç milimetre uzunluğunda minik delikler açılır ve bir taraftan yüksek çözünürlüklü kamera içeri gönderilirken, diğer taraftan tedavi edici ince aletler ekleme ulaştırılır. Eğer koruyucu labrum dokusunda yırtık tespit edilirse, ucunda dikiş ipleri bulunan çok küçük çapalar kemiğe yerleştirilir ve yırtık doku orijinal yerine sıkıca dikilir. Ardından, çarpışmaya ve sıkışmaya neden olan uyluk kemiğindeki fazla tümsekler veya yuvadaki aşırı kemik çıkıntıları özel motorlu uçlar sayesinde milimetrik olarak tıraşlanır ve kemikler olması gereken doğal, kavisli şekline kavuşturulur. Bu minimal invaziv yöntem hastanın ameliyat sonrası toparlanmasını büyük ölçüde hızlandırır.

Genç Erişkinlerde Kalça Hastalıkları Kaynaklı Kireçlenmeyi Önleyen Periasetabular Osteotomi (PAO) Ameliyatı Nedir?

Bebeklik döneminde fark edilmemiş, gözden kaçmış veya tedaviye tam yanıt vermemiş hafif kalça gelişim gerilikleri, kişi yirmili veya otuzlu yaşlara geldiğinde büyük bir problem olarak ortaya çıkabilir. Yuvanın yeterince derinleşmemiş ve sığ kalmış olması, uyluk kemiği başının tam örtülememesine neden olur. Bu durum yürüme sırasındaki tüm vücut ağırlığının eklemin çok dar bir noktasına binmesine yol açarak kıkırdakların hızla aşınmasına sebep olur. Bu gidişatı durdurmak ve genç yaştaki bir hastayı protez ameliyatından kurtarmak için Periasetabular Osteotomi veya Ganz osteotomisi adı verilen ileri düzey bir kalça koruyucu cerrahi uygulanır. Bu ameliyatta leğen kemiğinin sığ olan yuva bölümü etrafındaki kemiklerden özel keski aletleriyle tamamen serbestleştirilir. Ancak leğen kemiğinin ana taşıyıcı direği olan arka kolon kesilmeden sağlam bırakılır. Serbestleştirilen yuva, uyluk kemiği başını tam bir şemsiye gibi örtecek şekilde yeni ve doğru bir açıya döndürülerek özel vidalarla o pozisyonda sabitlenir. Aylar süren bir kemik kaynama sürecinin ardından hasta, kireçlenme riskinden kurtulmuş kendi doğal kalçasıyla on yıllar boyunca sorunsuz bir yaşam sürebilir.

Yetişkinlerde Karşılaşılan Kalça Hastalıkları Arasındaki Kemik Çürümesi (Avasküler Nekroz) Neden Meydana Gelir?

Avasküler nekroz veya halk arasındaki adıyla kemik çürümesi, uyluk kemiği başını besleyen çok hassas ve ince kan damarlarındaki kan akışının herhangi bir nedenden dolayı tamamen durması veya yetersiz kalması sonucu ortaya çıkan sinsi ve ilerleyici bir patolojidir. Kemik dokusu yaşayan, sürekli kendini yenileyen bir yapıdır ve oksijene, besin maddelerine ihtiyaç duyar. Kan akımı kesildiğinde bu bölgedeki kemik hücreleri susuz kalmış bir bitki gibi yavaş yavaş ölmeye başlar. Hastalık genellikle 30 ile 50 yaş aralığındaki oldukça aktif bireyleri hedef alır.

Risk oluşturan başlıca durumlar şunlardır:

  • Kortizon
  • Alkol
  • Travma
  • Pıhtılaşma
  • Romatizma

Özellikle astım, romatoloji veya otoimmün hastalıkların tedavisi için kullanılan yüksek dozlu ve uzun süreli kortizon ilaçları damar yapısını bozarak bu hastalığın en bilinen tetikleyicisi haline gelmiştir. Ayrıca geçirilmiş şiddetli kalça travmaları ve dalgıçlarda basınca bağlı oluşan damar tıkanıklıkları da kemik hücrelerinin ölümüne neden olan diğer önemli etkenlerdir.

Kemik Çürümesi Türü Kalça Hastalıkları Hangi Evrelerden Geçer ve Teşhiste Neden MR Çekilmesi Gerekir?

Kemik çürümesi hastalığı durağan değil aylar veya yıllar içinde sürekli ilerleyen bir karakter sergiler ve tedavi stratejisini belirleyen en hayati faktör hastalığın hangi aşamada yakalandığıdır. Hastalığın evrelemesinde uluslararası Ficat-Arlet sistemi kullanılır ve bu sistem dört ana basamaktan oluşur. Hastalığın en erken dönemi olan birinci evrede, hastanın derin bir kalça ağrısı olmasına rağmen çekilen klasik röntgen filmleri tamamen kusursuz ve normal görünür. Çünkü röntgen kemiğin içindeki sıvı dengesini ve hücresel ölümü gösteremez. İşte bu aşamada manyetik rezonans (MR) görüntüleme hayat kurtarıcıdır; MR sayesinde kemik iliğindeki ödem ve henüz çökmemiş ölü alanlar çok net bir şekilde tespit edilebilir. İkinci evrede röntgen filmlerinde kireçlenme benzeri beyazlıklar ve küçük kistik boşluklar belirmeye başlar ancak uyluk kemiğinin o yuvarlak başı henüz şeklini korumaktadır. Üçüncü evre, kıkırdağın altındaki kemiğin desteğini kaybedip kırıldığı ve kemik başının yassılaşarak çöktüğü geri dönülemez bir kırılma noktasıdır. Dördüncü evre ise çökmüş olan kemiğin leğen kemiğindeki yuvayı da bozduğu, eklem aralığının tamamen kaybolduğu şiddetli kireçlenme dönemidir.

Kemik Çürümesi Olarak Bilinen Kalça Hastalıkları Tedavisinde Kök Hücre ve Cerrahi Seçenekler Nelerdir?

Hastalık birinci veya ikinci evrede, yani kemik başında henüz yapısal bir çökme, yassılaşma meydana gelmeden yakalanabilmişse eklemi korumaya yönelik cerrahi girişimler büyük önem taşır. Bu evrede en sık uygulanan işlem kor dekompresyon ameliyatıdır. Cerrah, uyluk kemiğinin dış kısmından ölü olan alana doğru ince tüneller açar. Bu tüneller, kemiğin içindeki sıkışmış basıncı tahliye ederek ağrıyı ciddi şekilde hafifletir ve vücudun yeni, taze kan damarlarını o bölgeye ulaştırabilmesi için yollar açar. Günümüzde bu işlemin başarı şansını artırmak için hastanın kendi leğen kemiği iliğinden veya karın bölgesindeki yağ dokusundan özel sistemlerle ayrıştırılan yoğun kök hücre sıvıları, açılan bu tünellerin içine enjekte edilmektedir. Bu biyolojik hücreler, ölü dokuyu yeniden canlandırmak ve taze kemik üretimini tetiklemek için çalışırlar. Ancak hastalık üçüncü evrenin sonlarına veya dördüncü evreye ulaşmışsa, kemik tamamen çökmüş ve eklem mekaniği yok olmuşsa, hastayı ağrıdan kurtarıp tekrar yürütebilecek en kesin ve etkili çözüm kalça protezi ameliyatıdır.

İleri Yaşlarda Görülen Kalça Hastalıkları Arasındaki Kireçlenme (Koksartroz) İçin Ameliyatsız Tedaviler İşe Yarar Mı?

Kalça kireçlenmesi, ilerleyen yaş, geçirilmiş kazalar veya romatizmal sorunlar sebebiyle eklemi oluşturan kemiklerin yüzeyini kaplayan ve yastık görevi gören pürüzsüz kıkırdak tabakasının zamanla aşınması, incelmesi ve tamamen yok olması durumudur. Kıkırdak kaybolduğunda hareket esnasında çıplak kemikler birbirine sürtünmeye başlar; bu da şiddetli ağrı, eklemde şişlik, sabahları ortaya çıkan sertlik ve yürüme mesafesinde ciddi kısalma ile sonuçlanır. Hastalık erken veya orta evrede yakalandığında ameliyatsız koruyucu tedaviler hastanın yaşam kalitesini artırmada oldukça başarılıdır.

Uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri şunlardır:

  • Zayıflama
  • Baston
  • Egzersiz
  • Yüzme
  • İlaçlar

Hastanın fazla kilolarından kurtulması, kalça eklemine binen tonlarca mekanik yükü azalttığı için en etkili ağrı kesici yöntemlerin başında gelir. Düzenli yapılan fizik tedavi programları ve havuz içi egzersizler, eklemin çevresindeki kasları güçlendirerek kemiklere binen stresi hafifletir. Ağrının alevlendiği dönemlerde hekim kontrolünde kullanılan anti-inflamatuar ilaçlar ödemi çözerken, direkt eklem içine ultrason eşliğinde yapılan hyaluronik asit veya kişinin kendi kanından hazırlanan PRP iğneleri sürtünmeyi azaltıp doku iyileşmesini destekleyebilir.

Kalça Hastalıkları Kapsamında Uygulanan Kalça Protezi Ameliyatlarında Robotik Cerrahi Nasıl Bir Avantaj Sağlar?

Ameliyatsız tedavi yöntemlerinin artık hastanın ağrısını dindiremediği, gece uykularının bölündüğü ve çorap giymek gibi basit hareketlerin bile imkansız hale geldiği ileri derece kireçlenmelerde total kalça protezi ameliyatı devreye girer. Bu ameliyatta hasarlı kemik yüzeyler çıkarılarak yerine insan vücuduyla tam uyumlu, titanyum ve seramikten üretilmiş yapay eklemler yerleştirilir. Standart ameliyatlarda cerrah, tecrübesine ve göz kararına dayanarak implantların açılarını ayarlar. Ancak günümüzde bu hassas işlem robotik cerrahi sistemlerin (örneğin MAKOplasty) inanılmaz matematiği ile kusursuz bir seviyeye taşınmıştır.

Ameliyattan önce hastanın leğen kemiği ve bacak yapısının üç boyutlu bilgisayarlı tomografisi çekilir. Bilgisayar yazılımı bu verileri analiz ederek hastanın kendi anatomisine en uygun protez boyutunu ve yerleştirilmesi gereken en ideal milimetrik açıları belirler. Cerrah, ameliyathanede robotik bir kol yardımıyla kemik kesilerini gerçekleştirir. Robotik kol, önceden planlanmış sanal sınırların bir milimetre bile dışına çıkılmasına, fazla kemik kesilmesine veya çevre damar ve sinirlere zarar verilmesine asla izin vermez. Bu muazzam teknolojik hassasiyet sayesinde protez kusursuz bir uyumla yerleştirilir, bacak boyu eşitsizliği riski ortadan kalkar, hastanın ameliyat sonrası ağrısı çok daha az olur ve hastalar birkaç gün içinde yürüyerek taburcu olabilirler.

Acil Müdahale Gerektiren Kalça Hastalıkları Kapsamındaki Yaşlılık Dönemi Kalça Kırıkları Nasıl Tedavi Edilir?

İleri yaştaki bireylerde, kemik yoğunluğunun azalması (osteoporoz) nedeniyle ev içinde halıya takılıp düşme gibi son derece basit travmalar bile kalça bölgesinde kırıklara yol açabilir. Kalça kırıkları ortopedinin en acil konularından biridir çünkü yaşlı bir hastanın kırık nedeniyle yatağa bağımlı kalması; akciğer enfeksiyonları, yatak yaraları veya bacak damarlarında pıhtı oluşması gibi hayati tehlike yaratan durumlara sebep olabilir. Bu nedenle hastanın genel sağlık durumu elverdiği anda, ideali ilk yirmi dört ile kırk sekiz saat içinde ameliyata alınması yaşam süresini korumak adına kritik bir gerekliliktir.

Tedavi yöntemi kırığın nerede olduğuna göre değişir. Kırık eklem kapsülünün içindeyse ve uyluk kemiği başının kanlanması tamamen bozulduysa, kaynama ihtimali çok düşük olduğu için o kırık parça çıkarılır ve yerine hemen yük vermeye izin veren yarım veya tam kalça protezi yerleştirilir. Eğer kırık kapsülün dışında, yani kanlanması çok iyi olan bir bölgedeyse, protez yapılmaz; bunun yerine titanyumdan üretilmiş özel çiviler, büyük vidalar ve plaklar kullanılarak kırık hatları içeriden çok sıkı bir şekilde birbirine tespit edilir ve kemiğin kendi kendine kaynaması beklenir.

Çocukluk Çağında Görülen Kalça Hastalıkları Arasında Kalça Kırıklarının Ortopedik Önemi Nedir?

Çocukların kemik yapısı yetişkinlere göre çok daha esnek olduğu için kalça bölgesinde bir kırık oluşabilmesi ancak yüksekten düşme veya trafik kazası gibi çok şiddetli bir enerjinin bedene çarpmasıyla mümkündür. Çocuklarda görülen uyluk kemiği boyun kırıkları, çocuk ortopedisinde saniyelerin bile önemli olduğu gerçek bir travma acilidir. Kırık oluştuktan hemen sonra o bölgede kanama başlar ve kalın eklem kapsülü bu kanın dışarı sızmasını engeller. İçeride hapsolan kan, daracık alanda inanılmaz bir basınç yaratarak uyluk kemiği başını besleyen çok ince damarları ezer ve kan akışını tamamen durdurur. Bu duruma zamanında müdahale edilmezse kemik başı çürüyerek avasküler nekroza gider ve çocuğun ömür boyu sakat kalmasına neden olabilir. Bu felaketi önlemek için çocuk acilen ameliyathaneye alınır, cilt altından girilerek eklem kapsülü açılır, içerideki birikmiş kan boşaltılarak basınç düşürülür. Ardından kırık parçalar, çocuğun büyüme kıkırdaklarına zarar vermeyecek kalınlıktaki özel teller veya hassas vidalarla çok dikkatli bir şekilde birbirine sabitlenerek kemiğin iyileşmesi sağlanır.

Kompleks Kalça Hastalıkları Cerrahisinde Geleceğin Teknolojisi Olan 3 Boyutlu Yazıcılar Bize Neler Sunuyor?

Ortopedi ve biyomedikal mühendisliğinin harmanlandığı son nokta olan 3 boyutlu (3B) yazıcı teknolojileri, özellikle standart tedavilerin yetersiz kaldığı çok zorlu vakalarda inanılmaz çözümler üretmektedir. Geçmiş yıllarda defalarca kalça protezi ameliyatı geçirmiş, leğen kemiğinde büyük oyuklar, eksiklikler ve kemik erimeleri oluşmuş hastalarda, fabrikalarda seri üretilen standart protezlerin o hasarlı kemiklere tutunması fiziksel olarak imkansızdır. Geçmişte bu hastaların tekerlekli sandalyeye mahkum olacağı düşünülürken, günümüzde çok farklı bir senaryo işlemektedir.

Hastanın leğen kemiğinin çok detaylı tomografisi çekilerek bilgisayar ortamına aktarılır. Mühendisler ve cerrahlar bilgisayar başında toplanarak, leğen kemiğindeki o devasa boşlukları milimetrik bir hassasiyetle dolduracak, adeta kayıp bir yapboz parçası gibi o alana özel olarak oturacak implantlar tasarlarlar. Bu tasarımlar, gelişmiş 3B yazıcılarda titanyum tozlarının lazerle eritilip katman katman birleştirilmesiyle gerçeğe dönüştürülür. Tamamen o hastanın anatomisine özel olarak üretilmiş bu teknolojik parçalar sayesinde, ameliyat masasında kemiğe kusursuz bir tutunma sağlanır ve yıllardır yürüyemeyen hastalar yeniden bağımsız hareket edebilme özgürlüğüne kavuşur.

Sıkça Sorulan Sorular

Kalça çıkığı ameliyatı, hastanın yaşına ve çıkığın tipine bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 2–3 saat sürer. Ameliyat sonrası hastanede kalış süresi çoğunlukla 3–7 gün arasındadır. Tam iyileşme süreci ise uygulanan cerrahinin kapsamına göre yaklaşık 6 hafta ile birkaç ay arasında değişebilir.

Kalça çıkığı durumlarında tanı ve tedavi için Ortopedi ve Travmatoloji bölümüne başvurulmalıdır. Doğuştan (gelişimsel kalça displazisi) ya da travmaya bağlı kalça çıkıkları, ortopedi uzmanları tarafından gerekli görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir ve uygun tedavi planı oluşturulur.