Diz kapağı veya tıbbi adıyla patella, uyluk kaslarını kaval kemiğine bağlayan tendonun içinde konumlanan, diz ekleminin ön yüzünü örten vücudumuzun en büyük sesamoid kemiğidir. Temel görevi, bacak açılma hareketleri sırasında kaldıraç etkisi yaratarak üst bacak kaslarının gücünü artıran mekanik bir destek noktası olmaktır. Aynı zamanda eklem içi yapıları dış darbelerden korumak gibi hayati bir işleve sahiptir. Patellofemoral ağrı sendromu, kıkırdak yumuşaması, tekrarlayan çıkıklar ve çeşitli kırıklar, bu kritik bölgede görülen en yaygın sağlık problemleridir. Günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bu yapı doğru tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla uzun yıllar boyunca ağrısız ve sağlıklı bir hareketlilik sağlayabilir.
Yazı İçeriği
Diz Kapağı (Patella) Vücudumuzda Nerededir ve Özellikleri Nelerdir?
Diz kapağı, tıp dilinde sesamoid yani kiriş içi kemik olarak adlandırılan yapıların vücudumuzdaki en büyük örneğidir. Üst bacak bölgesinin ön tarafında bulunan ve çok güçlü bir yapıya sahip olan kuadriseps kasının uç kısmındaki tendonun tam içine yerleşmiştir. Arka yüzeyine bakıldığında, üstte kalan kısmının büyük bir bölümünün eklem kıkırdağı ile kaplı olduğu görülür. Hatta bu kıkırdak yapısı, kalınlık açısından vücuttaki en belirgin kıkırdaklardan biri olarak öne çıkar.
Bu kalınlık durumu biyolojik açıdan oldukça anlamlıdır. Günlük yaşamda diz kapağı, hareket sırasında vücut ağırlığının çok üzerinde devasa yükleri karşılamak durumundadır. Arkasındaki bu kalın kıkırdak tabakası, uyluk kemiğindeki yuvayla temas ederken destekleyici bir yastık görevi görür. Ancak bu kıkırdak yapısı ile uyluk kemiğindeki yuva her zaman birbirine tam anlamıyla oturmayabilir. Bu hafif anatomik uyumsuzluk, diz kapağının hareket sırasında yuvasından çıkmaya eğilimli olmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle etrafındaki kas ve bağ dokularının desteğine fazlasıyla ihtiyaç duyulur.
Doğuştan Gelen Diz Kapağı (Patella) Farklılıkları Nelerdir?
İnsan anatomisi her bireyde ufak tefek farklılıklar gösterebilir ve bu durum diz kapağı için de geçerlidir. Bazı durumlarda gelişimsel süreçlerde diz kapağının boyutu veya yapısı alışılmışın dışında şekillenebilir. Örneğin bazı bireylerde diz kapağı ortalamadan çok daha küçük kalırken, bazılarında oldukça geniş ve büyük bir yapıda olabilir. Bazen de gelişimsel olarak hiç oluşmadığı veya çok zayıf kaldığı nadir tablolarla karşılaşılabilir.
Doğuştan gelebilen bazı varyasyonlar şunlardır:
- Patella parva
- Patella magna
- Patella bipartita
- Patellar hipoplazi
- Patellar aplazi
Bu yapısal farklılıklar arasında klinikte en çok karşılaşılan durum genellikle iki parçalı diz kapağı görünümüdür. Anne karnındaki gelişim döneminde kemikleşme merkezlerinin tam birleşememesi sonucunda diz kapağının dış üst köşesinde ayrı bir kemik parçası kalabilir. Bu durum günlük hayatta çoğunlukla bir sorun yaratmaz. Ancak diz bölgesine alınan bir darbe sonrası çekilen röntgenlerde, bu ayrık yapı kolaylıkla bir kırık ile karıştırılabilir. Bu tür durumlarda gereksiz müdahalelerden kaçınmak adına parçaların kenar düzgünlüğüne dikkatle bakılması önemlidir.
Diz Kapağı (Patella) Kan Dolaşımının Önemi Nedir?
Diz kapağı sadece kemik ve kıkırdaktan oluşan pasif bir doku bloğu değildir. Etrafındaki damar ağından sürekli olarak beslenen, oldukça canlı ve dinamik bir yapıdır. Diz çevresinde bulunan çeşitli atardamarlar, diz kapağının etrafında adeta bir ağ örerek kemiğe gerekli oksijeni ve besini taşır. Bu damarlar kemiğin daha çok ön yüzünden ve alt uç kısmındaki arka bölümlerinden giriş yapar.
Beslenme döngüsünde görev alan bazı damar bölgeleri şunlardır:
- Üst dış atardamarlar
- Üst iç atardamarlar
- Alt dış atardamarlar
- Alt iç atardamarlar
Bu yoğun damar ağının varlığı, o bölgede yapılması planlanan tıbbi işlemler sırasında büyük önem taşır. Diz çevresine yapılacak cerrahi kesiler planlanırken dolaşımın bozulmaması ön planda tutulur. Eğer hastanın dizinde eski bir ameliyat izi varsa, yeni kesinin bu eski izin dış kısımlarıyla uyumlu bir şekilde birleştirilmesine özen gösterilir. Dikkatsizce planlanan kesiler, kemiğin beslenmesini bozarak doku sağlığını tehlikeye atma potansiyeli taşıdığından bu süreç hassasiyetle yönetilir.
Diz Kapağı (Patella) Biyomekanik Görevleri Nelerdir?
Diz ekleminin hareket mekanizması, sadece açılıp kapanan basit bir menteşe sisteminden çok daha karmaşıktır. Bu hareket sırasında kayma ve yuvarlanma dinamikleri bir arada işler. Diz kapağının bu karmaşık sistemdeki birincil görevi, üst bacak kasının oluşturduğu çekme kuvvetini dizin dönme merkezinden uzaklaştırarak mekanik bir avantaj yaratmaktır. Bunu basit bir kaldıraç veya vinç sistemindeki makara gibi düşünmek oldukça faydalıdır.
Bu kaldıraç etkisi sayesinde, bacak düzleştirilirken harcanan enerji miktarı azalır ve kasın ürettiği güç daha verimli bir şekilde bacağa aktarılır. Diz tam düz konuma geldiğinde diz kapağı yuvasında en üst noktaya tırmanır. Diz bükülmeye başladıkça ise kaldıraç etkisi dinamik olarak değişir. Belli bir bükülme açısından sonra sistem en verimli halini alırken, daha derin bükülmelerde bu avantaj azalmaya başlar. Hareket döngüsündeki bu uyum, yürürken veya kalkarken dizlerimizin ağırlığımızı destekleyebilmesinin temel nedenlerinden biridir.
Bükülme Sırasında Diz Kapağına (Patella) Binen Yükler Nelerdir?
Hareket sırasında diz kapağı ile uyluk kemiği arasındaki temas noktasında oluşan reaksiyon kuvvetleri oldukça yüksek boyutlara ulaşabilir. Diz büküldükçe üst bacak kası ve diz kapağı tendonunun gerilimi artar ve bu durum kemiği yuvasına doğru güçlü bir şekilde bastırır. Bu basıncı dengelemek için vücudun geliştirdiği doğal bir uyum mekanizması devreye girer. Diz büküldükçe kıkırdağın temas alanı genişler ve yük daha geniş bir yüzeye dağıtılarak birim alana düşen basınç hafifletilmeye çalışılır.
Yük artışına neden olabilen bazı eylemler şunlardır:
- Çömelme
- Merdiven inme
- Merdiven çıkma
- Yokuş aşağı yürüme
- Sıçrama
Özellikle çömelme gibi ayağın yere sabit kaldığı ve dizin derin büküldüğü hareketlerde, kıkırdağa binen yük vücut ağırlığının katbekat fazlasına çıkabilir. Bükülme açısı arttıkça basıncın şiddeti de paralel olarak artış gösterir. Sürekli olarak derin çömelme gerektiren aktiviteler, kıkırdak yüzeyinde zamanla yorulma ve aşınmaların başlamasına zemin hazırlayabilir.
Sık Karşılaşılan Diz Kapağı (Patella) Hastalıkları Nelerdir?
Diz bölgesi şikayetlerinin önemli bir bölümü, diz kapağı ve çevresindeki yapıların uyumsuzluğundan kaynaklanır. Günlük hayatta hareketli kalmayı zorlaştıran bu sorunlar, genç sporculardan ileri yaştaki bireylere kadar oldukça geniş bir yelpazede görülebilir. Sorunun doğru tespit edilmesi, uygun bir yaşam kalitesine dönmek açısından büyük önem taşır. Rahatsızlığın kaynağını anlamak bazen detaylı muayeneler ve fiziksel değerlendirmeler gerektirir.
Ortopedi pratiğinde sık rastlanan bazı sorunlar şunlardır:
- Ağrı sendromu
- Kıkırdak yumuşaması
- Eklem instabilitesi
- Plika sendromu
- Kemik kırıkları
- Tendinitler
Bu geniş rahatsızlık yelpazesi, dizin mekanik dengesinin ne kadar hassas olduğunu gösterir. Çoğu zaman sorun tek bir yapıdan değil kas zayıflıkları, bağ esneklikleri ve anatomik uyumsuzlukların birleşmesinden köken alır.
Ön Diz Kapağı (Patella) Ağrısı Neden Olur ve Belirtileri Nelerdir?
Ön diz ağrısı, genellikle dizin ön yüzeyinde hissedilen ve belirli aktivitelerle şiddeti artan sızlayıcı bir rahatsızlıktır. Özellikle merdiven inip çıkarken veya uzun süre diz bükülü pozisyonda oturulduğunda ağrı daha belirgin hale gelir. İlginç bir şekilde bu hastaların radyolojik incelemelerinde kıkırdak yapısında çok belirgin bir bozulma veya yapısal bir hasar genellikle izlenmez.
Hastalığın temelinde yatan en yaygın neden, diz kapağını dış taraftan destekleyen bağ ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesidir. Bu gerilme, o bölgedeki kılcal kan akışını yavaşlatabilir ve oksijenlenmeyi azaltabilir. Dokunun bu duruma verdiği tepki, ağrı algılayıcı sinir uçlarının hassasiyetini artırmak yönünde olur. Kıkırdak yapısı sağlam görünse bile hasta günlük hayatta ciddi rahatsızlık hissedebilir.
Hastaların sıklıkla dile getirdiği bazı şikayetler şunlardır:
- Sızlama
- Kıtırtı
- Takılma
- Hassasiyet
- Yanma
Kondromalazi Patella (Diz Kapağı Kıkırdak Yumuşaması) Nedir?
Diz kapağının arkasındaki kalın ve pürüzsüz eklem kıkırdağının zamanla parlaklığını yitirmesi, yumuşaması ve saçaklanması sürecine kıkırdak yumuşaması adı verilir. Genellikle diz kapağının uyluk kemiğindeki yuvada doğru hizada kayamamasından veya aşırı tekrarlayan sürtünmelerden kaynaklanır. Bu mekanik uyumsuzluk, kıkırdak hücrelerinin direncini zayıflatır.
Bu süreç zamanla ilerleme eğilimi gösterebilir. Başlangıçta kıkırdak yüzeyinde sadece hafif bir şişme ve yumuşama fark edilirken, sürtünme devam ettikçe kıkırdakta ince çatlaklar oluşmaya başlayabilir. Durum daha da ilerlerse, kıkırdak aşınarak altındaki kemik dokunun açığa çıkmasına zemin hazırlayabilir. Bu tablo eklem içi kireçlenme sürecinin habercisi olarak değerlendirilir.
Hastalığın ilerlemesini hızlandırabilen bazı faktörler şunlardır:
- Anatomik dizilim bozuklukları
- Zayıf uyluk kasları
- Geçirilmiş travmalar
- İleri kilo artışı
- Yoğun sportif zorlanmalar
Diz Kapağı (Patella) Çıkığı ve İnstabilitesi Neden Olur?
Diz kapağının hareket sırasında uyluk kemiğindeki oluğundan dışarı kayması veya çıkacakmış gibi yarı yola gelip tekrar yerine oturması durumudur. Bu rahatsızlık, genellikle ani bir dönme hareketi veya dize alınan ters bir darbe ile tetiklenebilir. Ancak bazı kişilerde, altta yatan anatomik bozukluklar nedeniyle en ufak bir günlük aktivitede bile bu sorun tekrarlama eğilimi gösterebilir.
Diz kapağının dışarıya kaçmasını engelleyen en önemli bağ yapısı, iç taraftaki tutucu bağdır. Yaşanan ilk çıkık atağında bu bağ genellikle zedelenir veya bütünlüğünü kaybeder. Anatomik sorunlar giderilmez ve bu bağ iyileşmezse, çıkıklar kronikleşerek hastanın güvenli hareket etme hissini oldukça düşürebilir.
Bu soruna zemin hazırlayan yapısal faktörler şunlardır:
- Sığ kemik yuvası
- Yüksek kemik yerleşimi
- Bacak dizilim eğrilikleri
- Genel bağ gevşekliği
- Kemiksel anomaliler
Dizdeki Plika Sendromu Diz Kapağı (Patella) Sorunu Yaratır Mı?
Plikalar, anne karnındaki eklem gelişimi aşamasından arta kalan ince zar kıvrımlarıdır. Çoğu bireyde dizin içinde sessizce ve zararsız bir şekilde varlıklarını sürdürürler. Ancak dize alınan doğrudan bir darbe, tekrarlayan mikrotravmalar veya diz içindeki iltihaplanma süreçleri bu ince zarların yapısını bozabilir. Zamanla kalınlaşan ve esnekliğini yitiren bu zar kıvrımları, diz hareketleri sırasında kemikler arasına sıkışma eğilimi gösterir.
Özellikle diz kapağı ile uyluk kemiği arasındaki dar alana sıkışan bu kalınlaşmış bantlar, her adımda sürtünmeye neden olabilir. Dizin belirli bir bükülme açısında aniden hissedilen batıcı ağrılar, içeriden gelen tıkırtı sesleri ve o bölgedeki hassasiyet bu sorunun en tipik yansımalarıdır. Diz kapağının rahatça kaymasını engelleyerek ikincil kıkırdak sürtünmelerine de yol açma potansiyeli taşırlar.
Diz Kapağı (Patella) Kırıkları Neden Oluşur?
Diz kapağı, cilt yüzeyine oldukça yakın bir konumda yer aldığı için dışarıdan gelen doğrudan darbelere karşı savunmasız bir yapıdır. Doğrudan dizin üzerine sert bir zemine düşmek veya trafik kazalarında dizin ön konsola çarpması gibi durumlar kırıkların en yaygın oluşum mekanizmalarıdır. Ayrıca kasların aniden ve aşırı şiddetli kasılması sonucunda kemiğin kendi kendini zorlayarak bütünlüğünü bozduğu durumlara da rastlanabilir.
Kırık oluştuğunda, üst bacak kasının devamlı yukarı doğru uyguladığı çekme kuvveti, kırık parçalarını birbirinden uzaklaştırma eğilimindedir. Parçalar birbirinden ayrıldığında bacağın düzleştirilmesini sağlayan biyomekanik zincir kopar ve bacağı havada düz tutmak zorlaşır.
Kırık tipleri genellikle şu şekilde sınıflandırılabilir:
- Enine kırıklar
- Çok parçalı kırıklar
- Alt uç kırıkları
- Üst uç kırıkları
- Dikine kırıklar
Diz Kapağı (Patella) Sorunlarında Teşhis Nasıl Konur?
Teşhis süreci, sadece şikayet edilen bölgenin değil dizin bütün statik ve dinamik sistemlerinin detaylı bir şekilde değerlendirilmesini kapsar. İlk adım, genellikle sistematik bir fizik muayene ve çeşitli yönlendirme testleridir. Dizin bükülme açıları, kas gücü ve bağların dayanıklılığı el yordamıyla kontrol edilir. Gerekli durumlarda, hastanın diz kapağını dışarı doğru hafifçe iterek çıkık hissi yaratılıp hastanın tepkisi değerlendirilebilir.
Fizik muayeneden elde edilen bulgular, güncel görüntüleme teknikleriyle desteklenerek sorunun kaynağı netleştirilir. Bu süreç hastanın anatomik yapısının tüm detaylarıyla haritalanmasını sağlar.
Kullanılan başlıca görüntüleme yöntemleri şunlardır:
- Röntgen grafileri
- Bilgisayarlı tomografi
- Manyetik rezonans
- Ultrasonografi
Diz Kapağı (Patella) Hastalıklarında Ameliyatsız Tedaviler Nelerdir?
Diz kapağı şikayetlerinde, istisnai durumlar dışında ilk adım her zaman cerrahi olmayan, konservatif tedavilerdir. Tedavinin ana mantığı, bozulan kas dengesini toparlamak ve eklemin mekanik uyumunu iyileştirmektir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en hassas noktalardan biri, diz içinde sıvı birikiminin kontrol altına alınmasıdır. Dizde artan sıvı basıncı, refleks olarak üst bacak kaslarının çalışmasını baskılayabilir.
Bu baskılanma, diz kapağını iç taraftan tutan kaslarda hızlı bir erimeye yol açabilir. Bu nedenle belirgin sıvı birikimlerinde öncelikle bu durumun giderilmesine odaklanılır. Hazır dizliklerin uzun süre kullanılması da kasları tembelleştirebileceğinden, hastanın egzersizlerle kendi kaslarını güçlendirmesi daha değerlidir.
Konservatif tedavi sürecinde destekleyici bazı yöntemler şunlardır:
- Fizik tedavi
- Soğuk uygulama
- Ağrı kesiciler
- Aktivite modifikasyonu
- Kilo kontrolü
Diz Kapağı (Patella) Sorunlarında Hangi Egzersizler Yapılmalıdır?
Fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinde uygulanacak egzersizlerin seçimi rastgele yapılmamalıdır. Diz kapağına binen yükün minimumda tutulduğu, güvenli hareket açıları tercih edilir. Dizin bükülmeden düz tutularak yapıldığı kasılmalar, tedavinin başlangıç aşaması için genellikle oldukça uygundur. Bu sayede kıkırdağa baskı yapmadan kasların çalışması desteklenir.
İlerleyen aşamalarda kas gücü arttıkça, egzersizlerin zorluk derecesi kademeli olarak yükseltilebilir. Ancak dizin derin büküldüğü ağırlık makinelerinden, kıkırdağa fazla sürtünme yüklediği için uzak durulması önerilir. Kasları güçlendirirken eklemi korumak her zaman birinci hedeftir.
Güvenli kabul edilen bazı egzersiz türleri şunlardır:
- İzometrik kasılmalar
- Düz bacak kaldırma
- Hamstring esnetme
- Baldır germe
- Hafif dirençli bisiklet
İnatçı Diz Kapağı (Patella) Ağrılarında Biyolojik Tedaviler Nelerdir?
Uzun süre geçmeyen diz kapağı çevresi tendon sorunlarında veya başlangıç aşamasındaki kıkırdak yıpranmalarında, klasik egzersizlere ek olarak girişimsel yöntemler devreye girebilir. Bu noktada bedenin kendi onarım mekanizmalarını uyaran teknolojiler ve biyolojik çözümler gündeme gelir. Dışarıdan uygulanan şok dalga terapileri, kronikleşmiş doku sorunlarında bölgesel kanlanmayı artırarak iyileşme sürecini yeniden canlandırmayı hedefler.
Ayrıca hastanın kendi kan hücrelerinden elde edilen yoğunlaştırılmış doku onarıcı faktörler uygun rehberlik eşliğinde hasarlı alana doğrudan iletilebilir. Bu tür uygulamalar, dokuların yenilenme kapasitesini desteklemek ve ağrıyı dindirmek amacıyla sıklıkla tercih edilmekte olup çoğu hastada olumlu geri dönüşler alınmasını sağlar.
Sık kullanılan bazı girişimsel yöntemler şunlardır:
- Şok dalga terapisi
- Büyüme faktörü uygulamaları
- Eklem içi hyaluronik asit
- Lokal anti-inflamatuarlar
Diz Kapağı (Patella) Çıkıklarında Cerrahi Seçenekler Nelerdir?
Düzenli fizik tedaviye ve kas güçlendirme programlarına rağmen çıkıklar devam ediyorsa, anatomik sorunların düzeltilmesi için cerrahi müdahale değerlendirmeye alınır. Tekrarlayan çıkıklarda uygulanan temel cerrahi yaklaşım diz kapağını içeriden tutan ana bağ dokusunun yeniden inşa edilmesidir. Bu işlemde genellikle vücudun başka bir bölgesinden alınan tendon parçaları kullanılarak yeni bir destek bağı oluşturulur.
Oluşturulan bu yeni bağ, anatomik yapıya olabildiğince uygun yerleştirilir. Diz bükülüp açılırken ne çok gevşek ne de çok gergin olması için özel noktalara sabitlenmesi hedeflenir. Daha ciddi kemiksel eğriliklerin olduğu vakalarda ise bağ onarımı tek başına beklenen sonucu vermeyebilir.
Bu durumlarda uygulanabilen bazı ek cerrahi müdahaleler şunlardır:
- Kemik kaydırma
- Kıkırdak tıraşlama
- Yumuşak doku gevşetme
- Kıkırdak nakli
Diz Kapağı (Patella) Kırıkları Nasıl Ameliyat Edilir?
Kırık parçalarının birbirinden belirgin şekilde ayrıştığı, kıkırdak yüzeyinde basamaklanmaların olduğu durumlarda kemiğin eski formuna kavuşturulması için cerrahi onarım gereklidir. Parçalı yapıları bir araya getirmek ve bacağı havaya kaldıran kuvvetli kas çekimine karşı koyabilmek için çeşitli mekanik tespit yöntemleri uygulanır. Tedavinin ana hedefi, kırık uçlarını birleştirip hastanın hareket kabiliyetini geri kazanmasını sağlamaktır.
Bacağın kasılması sırasında oluşan ayırma kuvvetini, tam tersine parçaları birbirine bastıran bir güce dönüştüren özel germe bantlama sistemleri kullanılabilir. Bu mekanik yaklaşım sayesinde kırık hatları birbirine daha sıkı tutunur. Eklemin pürüzsüz yüzeyinin yeniden oluşturulması, kireçlenme riskini azaltmak için büyük önem taşır.
Ameliyatlarda kullanılan bazı tespit materyalleri şunlardır:
- Çelik gergi telleri
- İçi boş vidalar
- Titanyum iğneler
- Özel kalın örgülü dikişler
Diz Kapağı (Patella) Ameliyatları Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?
Hangi ameliyat yapılmış olursa olsun, başarının en büyük destekçisi doğru planlanmış bir iyileşme ve rehabilitasyon sürecidir. Eskiden yaygın olan uzun süreli alçı uygulamaları, dizde sertliklere ve kas erimelerine yol açabildiği için yerini genellikle daha hareketli sistemlere bırakmıştır. Onarılan yapıların yeterli düzeyde tespit edildiği durumlarda, özel kilitli dizlikler yardımıyla erken dönemde kontrollü harekete başlanması desteklenir.
Eklem kıkırdağının beslenmesi ve doku yapışıklıklarının önlenmesi için eklemin erken hareketi oldukça değerlidir. Bu süreç belirli bir sabır gerektirse de doğru yönlendirmelerle normal yaşantıya dönüş büyük oranda desteklenmiş olur. Her hastanın iyileşme hızı farklılık gösterebileceğinden düzenli takip şarttır.
İyileşme sürecine katkı sağlayan bazı uygulamalar şunlardır:
- Açı ayarlı dizlikler
- Kontrollü yük verme
- Pasif hareket cihazları
- Düzenli fizik tedavi
- Ev egzersizleri

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

