Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu, hastanın kendi kanındaki onarıcı hücrelerin ayrıştırılarak aşınmış ekleme doğrudan verilmesiyle uygulanan ameliyatsız bir biyolojik tedavidir. Bu yöntem bölgedeki hasarı yavaşlatmayı hedefler.

İlerleyen yaş veya aşırı kullanıma bağlı olarak dizdeki yastıkçık görevi gören yapılar zamanla incelir. Hareket kısıtlılığı yaratan bu aşınma, günlük yaşam kalitesini derinden etkiler.

Standart ilaçların sadece anlık rahatlama sağladığı durumlarda, bedenin kendi iyileştirme gücünü kullanmak uzun vadeli çözümlere zemin hazırlar. Dışarıdan kimyasal verilmeden, tamamen vücuda uyumlu bir süreç işler.

Eklem fonksiyonlarını koruyarak hareket özgürlüğünü geri kazandırmak, günlük hayatın ritminde kalabilmek için son derece kritiktir. Vaktinde atılan bu değerli hücresel adım, ameliyatların önüne geçmek adına koruyucu bir kalkan oluşturur.

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu Öncesi Eklemde Ne Tür Hasarlar Meydana Gelir?

Diz eklemi, gün boyunca attığımız her adımda vücut ağırlığını taşıyan, merdiven inip çıkarken veya oturup kalkarken büyük bir yükü göğüsleyen çok özel bir yapıdır. Sağlıklı bir dizde uyluk ve kaval kemiklerinin birbirine bakan uçları, pürüzsüz ve esnek bir kıkırdak tabakasıyla kaplıdır. Bu kıkırdak tabaka, kemiklerin birbirine sürtünmesini önleyen yumuşak bir yastık gibi çalışır. Ancak yaş alma, fazla kilo, geçmişte yaşanan diz yaralanmaları veya eklemin yıllar boyu aşırı zorlanması sonucunda bu koruyucu yastık yavaş yavaş kalitesini kaybetmeye başlar.

Diz kireçlenmesi başladığında hasar sadece kıkırdağın yüzeyel olarak aşınmasıyla sınırlı kalmaz; zamanla eklemin tüm bölümlerini etkileyen bir süreç haline gelir. Kıkırdak dokusu hem hücresel düzeyde hem de hücreleri bir arada tutan destek dokusunda kayıplar yaşar. Kıkırdak inceldikçe, hemen altındaki kemik tabakasına binen basınç artar. Kemik dokusu bu yoğun baskıya karşı kendini korumak amacıyla sertleşir ve tıp dilinde subkondral kemik sklerozu denilen kemik kalınlaşması ortaya çıkar. Diğer yandan eklem, artan yükü dengelemek için kenar bölgelerinde osteofit adı verilen küçük kemik çıkıntıları oluşturmaya başlar.

Eklem boşluğunu çepeçevre saran sinovyal zar da bu yıpranma sürecinden etkilenir. Kıkırdaktan kopan mikroskobik parçacıklar eklem zarını tahriş eder ve eklem içinde kronik, düşük dereceli bir iltihabi durum yani enflamasyon gelişir. Eklem zarının bu şekilde uyarılması, dizin içinde normalden fazla ama kalitesi düşük sıvı birikmesine yol açabilir.

Diz kireçlenmesi yaşayan hastalarda sıkça karşılaşılan temel belirtiler şunlardır:

  • Sabahları yataktan kalkarken hissedilen eklem tutukluğu
  • Merdiven inip çıkarken artan diz ağrısı
  • Çömelip kalkarken dizden gelen sürtünme sesleri
  • Uzun süreli yürüyüşlerden sonra oluşan sızlama
  • Eklem çevresinde zaman zaman gelişen hafif şişlikler
  • Dizi tam bükerken veya açarken yaşanan zorlanma
  • İstirahatle azalan ancak hareketle yeniden başlayan ağrılar

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu Neden Gerekli Bir Biyolojik Destektir?

İnsan vücudundaki pek çok doku yaralandığında veya yıprandığında kendi kendini hızla tamir etme yeteneğine sahiptir. Örneğin elimiz kesildiğinde veya bir kemiğimiz kırıldığında, kan dolaşımı sayesinde o bölgeye bol miktarda oksijen, besin ve onarıcı hücre taşınır; böylece yara kısa sürede kapanır. Ancak dizimizin içindeki eklem kıkırdağı, vücudumuzdaki diğer dokulardan çok farklı bir yapıya sahiptir. Kıkırdak dokusu avasküler ve anöral bir dokudur; yani içinde ne kan damarları ne de sinir ağları bulunur.

Kıkırdağın içinde kan damarlarının olmaması, hasar gören bölgeye kan yoluyla doğrudan tamir hücrelerinin ulaşamaması anlamına gelir. Kıkırdak hücreleri yaşamını ve beslenmesini sadece biz yürüdükçe ve dizimizi hareket ettirdikçe eklem sıvısından süzülen maddelerle sürdürür. Bu damarsız yapı yüzünden, bir kez aşınmaya başlayan kıkırdak dokusunun kendi kendine yenilenme kapasitesi oldukça sınırlıdır. Ayrıca içinde sinir uçları bulunmadığı için kıkırdaktaki ilk aşınmalar genellikle ağrı yapmaz. Hastalar ağrıyı hissetmeye başladığında, yıpranma çoğu zaman altındaki kemik dokusunu ve eklem zarını etkileyecek boyuta ulaşmış olur.

Ağızdan alınan ağrı kesici haplar, kas gevşeticiler veya dize sürülen kremler gibi geleneksel yöntemler genellikle sadece ağrı hissini geçici olarak bastırmaya odaklanır. Bu ilaçlar hastanın günü daha rahat geçirmesine katkıda bulunsa da eklem içindeki hücresel yıkımı durdurmakta veya kıkırdak yapısını desteklemekte yetersiz kalır. Ağrı kesicinin etkisi geçtiğinde şikayetler çoğu zaman kaldığı yerden devam eder. İşte bu noktada ortopedi ve travmatoloji uzmanları, kıkırdak biyolojisini korumak ve eklem içindeki ortamı onarıcı yönde desteklemek için doğrudan diz içine yapılan biyolojik tedavilere başvurur. Kişinin kendi kanından hazırlanan PRP enjeksiyonu, damarsız olan kıkırdak dokusunun ihtiyaç duyduğu iyileştirici hücreleri doğrudan hasarlı bölgeye ulaştırmak amacıyla uygulanır.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonunun tercih edilme nedenleri aşağıdaki gibidir:

  • Damarsız kıkırdak dokusuna doğrudan onarıcı hücre ulaştırması
  • Kişinin kendi kanından üretildiği için doğal bir içerik sunması
  • Ağızdan alınan ağrı kesici ilaçlara olan ihtiyacı azaltması
  • Eklem içindeki yıkıcı süreçleri baskılamaya yardımcı olması
  • Doğal eklem sıvısının üretimini içeriden teşvik etmesi
  • Eklem zarındaki kronik tahrişi ve yangıyı yatıştırması
  • Cerrahi müdahale gerektirmeyen poliklinik şartlarında uygulanabilmesi

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu İçeriğindeki Büyüme Faktörleri Nasıl Çalışır?

PRP, hastanın kendi kol toplardamarından alınan kanın özel tüpler içinde ayrıştırılmasıyla elde edilen ve normal kana göre yaklaşık dört ila beş kat daha yoğun trombosit hücresi barındıran plazma sıvısıdır. Trombositler genellikle bir yerimiz kanadığında kanı pıhtılaştıran hücreler olarak bilinir. Oysa bu hücrelerin bir diğer hayati görevi de vücuttaki hasarlı dokuların onarımını başlatmaktır.

Trombositlerin iç kısmında alfa granülleri adı verilen çok sayıda küçük kesecik yer alır. Bu keseciklerin içi, dokuların iyileşmesini ve kendini yenilemesini sağlayan büyüme faktörleriyle yani biyoaktif proteinlerle doludur. Hazırlanan PRP sıvısı diz ekleminin içine enjekte edildiğinde, trombositlerdeki bu kesecikler açılır ve içlerindeki zengin büyüme faktörleri doğrudan kıkırdak yüzeyine ve eklem boşluğuna yayılır.

Bu büyüme faktörleri eklem içine dağıldığında kıkırdak dokusunu oluşturan öncü hücrelerin çoğalmasını ve hasarlı bölgelere doğru göç etmesini uyarır. Aynı zamanda kıkırdağın sağlamlığını ve esnekliğini veren kolajen ile proteoglikan adlı temel yapı taşlarının üretimini destekler. Vasküler endotelyal büyüme faktörü eklem zarındaki mikro dolaşımı ve doku beslenmesini düzenlerken, dönüştürücü büyüme faktörü-beta kıkırdak öncü hücrelerini harekete geçirir ve iltihabi süreci dengeler. Fibroblast büyüme faktörü bağ dokusunun bütünlüğüne katkı sağlar, insülin benzeri büyüme faktörü-1 ise kıkırdak hücrelerinin yaşamsal direncini artırır.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu içerisinde yer alan başlıca biyoaktif bileşenler şunlardır:

  • Vasküler endotelyal büyüme faktörü
  • Dönüştürücü büyüme faktörü-beta
  • Fibroblast büyüme faktörü ailesi
  • İnsülin benzeri büyüme faktörü-1
  • Trombosit kaynaklı büyüme faktörü
  • Hücreler arası iletişimi sağlayan eksozom kesecikleri
  • Kıkırdak yapısını koruyan düzenleyici mikroRNA molekülleri

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu Eklem İçi İltihabı ve Yıkımı Nasıl Baskılar?

Kireçlenme başlayan bir dizin içinde, kıkırdağı eritmeye çalışan yıkıcı enzimler ile dokuyu ayakta tutmaya çalışan yapıcı hücreler arasında sürekli bir çekişme yaşanır. Kireçlenme ilerledikçe yıkıcı enzimler baskın hale gelir ve kıkırdak dokusu giderek incelir. PRP enjeksiyonunun eklem içinde yaptığı en önemli işlerden biri, bozulan bu iç dengeyi yeniden yapıcı ve koruyucu süreçlerin lehine çevirmeye destek olmaktır.

Hücresel boyutta kıkırdak yıkımına yol açan en önemli maddelerden biri matriks metalloproteinaz-13 yani kısa adıyla MMP-13 enzimidir. Bu enzim, kıkırdağın lifli yapısını parçalayarak dokunun erimesine neden olur. Diz içine yapılan PRP uygulaması, eklem sıvısındaki bu yıkıcı MMP-13 enziminin miktarını azaltarak kıkırdak kaybının yavaşlamasına katkıda bulunur.

Diğer taraftan PRP, dizin doğal kayganlığını da içeriden destekler. Eklem zarında bulunan hücrelerde hiyalüronan sentaz-2 geninin çalışmasını uyararak dizin kendi doğal hyalüronik asidini üretmesine yardımcı olur. Üretilen bu doğal eklem sıvısı, kıkırdak dokusunun dayanıklılığını artırır. Ayrıca kıkırdağın en üst yüzeyinde bulunan ve kemiklerin birbiri üzerinde takılmadan, rahatça kaymasını sağlayan lubrisin adlı koruyucu maddenin salgılanmasını da güçlendirir.

Dizdeki ağrı ve şişliğin ana kaynağı olan iltihabi süreçte ise interlökin-1 beta adlı madde yıkıcı bir rol oynar. PRP, bu maddenin kullandığı nükleer faktör-kapa B haberleşme yolunu baskılayarak hücresel yıkımın önüne geçmeye çalışır. Bu yıkım baskılanırken, sağlıklı kıkırdağın ana maddeleri olan tip 2 kolajen ve agrekan üretimi teşvik edilir. Eklem zarındaki bağışıklık hücreleri olan makrofajlar da PRP’nin etkisiyle doku yıkan M1 tipinden, dokuyu onaran ve iltihabı yatıştıran M2 tipine doğru yön değiştirir. Ayrıca PRP içindeki çok küçük haberci kesecikler olan eksozomlar, hücre içi iletişim yollarını düzenleyerek kıkırdak hücrelerini erken ölümden korumaya yardımcı olur.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu ile eklem içinde desteklenen biyolojik süreçler şunlardır:

  • Kıkırdak erimesine yol açan MMP-13 enziminin baskılanması
  • Eklem zarından doğal hyalüronik asit üretiminin artırılması
  • Sürtünmeyi azaltan lubrisin maddesinin salgılanması
  • Ağrı ve şişlik yapan iltihap haberleşmesinin yavaşlatılması
  • Tip 2 kolajen ve agrekan genlerinin desteklenmesi
  • Bağışıklık hücrelerinin onarıcı M2 tipine dönüştürülmesi
  • Kıkırdak hücrelerinin erken hücre ölümünden korunması

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu Hangi Hastalar ve Evreler İçin Uygundur?

PRP enjeksiyonundan elde edilecek klinik fayda, hastanın dizindeki kireçlenmenin hangi aşamada olduğu, yaşı ve bacaklarının mekanik yapısı ile yakından ilgilidir. Ortopedi ve travmatoloji uzmanları, hastayı muayene ettikten sonra çekilen röntgen filmlerini Kellgren-Lawrence sınıflamasına göre değerlendirerek kireçlenmeyi dört evreye ayırır. Tedavi planı ve hastanın enjeksiyondan göreceği fayda bu evrelere göre şekillenir.

Evre 1 olarak adlandırılan başlangıç aşamasında, röntgende eklem aralığında çok hafif bir daralma şüphesi ve küçük kemik çıkıntısı başlangıçları görülür. Bu evrede kıkırdak hücrelerinin canlılığı yüksek olduğu için PRP uygulamasına oldukça iyi biyolojik yanıt alınır; tedavi kıkırdak kaybını önlemeye ve erken iltihabı yatıştırmaya yardımcı olur. Evre 2 yani hafif kireçlenme evresinde, kemik çıkıntıları netleşmiştir ancak eklem boşluğu ve kıkırdak kalınlığı büyük ölçüde korunmuştur. Bu aşama PRP tedavisi için en uygun dönemlerden biridir; ağrının azalmasına ve diz fonksiyonlarının korunmasına ciddi katkı sağlar.

Evre 3 yani orta dereceli kireçlenmede, eklem aralığı belirgin şekilde daralmış ve kıkırdak altındaki kemikte sertleşme başlamıştır. Bu gruptaki hastalarda PRP, eklem zarındaki yangıyı azaltarak ağrıyı hafifletir ve hastanın günlük hareketlerini kolaylaştırır. Ancak bu evrede kıkırdak hasarı derinleştiği için tam bir doku yenilenmesi beklenmez; amaç hastayı rahatlatmak ve ameliyat ihtiyacını ötelemektir. Evre 4 yani ileri evre kireçlenmede ise eklem aralığı tamamen kapanmış, kıkırdak tükenmiş ve kemikler birbirine sürtmeye başlamıştır. Tamamen bitmiş bir kıkırdağı iğne tedavileriyle yeniden oluşturmak mümkün olmadığından, Evre 4 hastalarda PRP’nin etkisi oldukça düşüktür ve bu aşamada öncelikli tedavi seçeneği diz protezi ameliyatıdır.

Yapılan klinik çalışmalar 50 ila 65 yaş arası veya daha genç olan bacaklarında aşırı eğrilik bulunmayan ve Evre 1 ya da Evre 2 düzeyinde kireçlenmesi olan aktif bireylerde PRP tedavisinin çok daha yüz güldürücü sonuçlar verdiğini göstermektedir.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu açısından hastaların değerlendirildiği radyolojik evreler şunlardır:

  • Şüpheli daralma ve erken bulguların görüldüğü Evre 1
  • Kıkırdak kalınlığının korunduğu hafif dereceli Evre 2
  • Eklem aralığının belirgin daraldığı orta dereceli Evre 3
  • Kemik temasının başladığı ileri dereceli Evre 4

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu Ortopedi Kliniğinde Nasıl Hazırlanır ve Uygulanır?

Ortopedi ve travmatoloji kliniğinde PRP uygulaması; kanın alınması, santrifüj işlemiyle ayrıştırılması, hücrelerin toplanması, aktivasyon ve dize enjeksiyon olmak üzere beş aşamalı bir protokolle gerçekleştirilir. Tedavinin beklenen faydayı göstermesi ve enfeksiyon riskinden korunmak adına tüm bu adımların steril şartlarda ve standartlara uygun tıbbi kitlerle yapılması büyük önem taşır.

İlk olarak hastanın kolundaki toplardamardan steril şartlarda, kullanılan kitin özelliğine göre 10 ila 32 mililitre, bazen de 60 mililitreye kadar kan alınır. Kanın tüp içinde pıhtılaşmasını önlemek için tüplerde sodyum sitrat veya sitrat dekstroz A gibi özel koruyucu sıvılar bulunur. Alınan kan tüpleri, özel santrifüj cihazlarına yerleştirilerek belirli bir hızda ve sürede döndürülür. Literatürde dakikada 1800 devir hızda 10 dakika veya 3200 devir hızda 15 dakika gibi standardize edilmiş santrifüj programları tanımlanmıştır.

Santrifüj işlemi bittiğinde tüpün içindeki kan üç ayrı tabakaya ayrılır. En altta kırmızı kan hücreleri çöker, en üstte trombositten fakir plazma kalır, tam ortada ise “buffy coat” adı verilen ve yoğun trombosit ile beyaz kan hücrelerini barındıran ince katman oluşur. Üstteki fakir plazmanın fazlası çekilip atıldıktan sonra, büyüme faktörlerinden zengin olan orta katman steril bir enjektöre çekilir. Lökositten zengin ve lökositten fakir PRP türlerinin 12 aylık takiplerde diz kireçlenmesi olan hastalarda benzer fonksiyonel iyileşmeler sağladığı görülmüştür.

Diz içine verilmeden hemen önce trombositlerin büyüme faktörlerini salgılamasını hızlandırmak için her 1 mililitre PRP’ye 50 mikrolitre oranında yüzde 5,5’lik kalsiyum klorür eklenerek doğal bir aktivasyon yapılabilir. Geçmişte kullanılan sığır trombini, vücutta pıhtılaşma bozukluğu yapma riski nedeniyle günümüzde kullanılmamaktadır.

Hazırlanan bu taze solüsyon bekletilmeden steril şartlarda diz eklemine enjekte edilir. İğnenin diz kapağının yan kısımlarındaki giriş noktalarından eklem boşluğuna ulaştığından emin olmak için işlemin ultrasonografi eşliğinde yapılması oldukça önemlidir. Ultrason görüntülemesi, ilacın çevre yumuşak dokulara kaçmasını önler ve enjeksiyonun doğruluğunu artırır.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu hazırlık ve uygulama sürecinin temel aşamaları şunlardır:

  • Kol toplardamarından steril tüplere kan alınması
  • Pıhtılaşmayı önleyen sodyum sitratlı tüplerin kullanılması
  • Kanın özel santrifüj cihazında belirli devirde döndürülmesi
  • Tüp içinde üç ayrı hücre katmanının oluşturulması
  • Trombositten zengin orta tabakanın enjektöre çekilmesi
  • Kalsiyum klorür solüsyonu ile güvenli aktivasyon yapılması
  • Ultrasonografi rehberliğinde diz eklemi içine enjekte edilmesi

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu Sonrası İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Diz kireçlenmesinde PRP tedavisi planlanırken, tek bir iğne yerine 1 ila 4 hafta arayla yapılan 2 veya 3 seanslık kürlerin tercih edilmesi, ağrı kontrolünün ve fonksiyonel rahatlamanın 12 aya kadar uzamasına yardımcı olmaktadır. Özellikle orta evreye yaklaşmış kireçlenmelerde tek doz uygulama çoğu zaman yetersiz kalmakta, üç dozluk protokoller çok daha dengeli bir klinik yanıt oluşturmaktadır.

Enjeksiyon yapıldıktan sonra hasta yaklaşık 15 ila 20 dakika klinikte dinlendirilir ve herhangi bir erken reaksiyon olup olmadığı gözlemlenir. İşlemden sonraki ilk 24 ila 48 saat içinde, dize verilen büyüme faktörlerinin başlattığı biyolojik onarım hareketliliğine bağlı olarak dizde hafif bir dolgunluk, şişlik veya sızlama hissedilebilir. Bu durum dokunun tedaviye yanıt verdiğini gösteren doğal ve geçici bir süreçtir.

Bu dönemde hastaların en çok dikkat etmesi gereken konu ağrı kesici ilaç kullanımıdır. Enjeksiyon sonrasında trombositlerin çalışmasını ve iyileşme sinyallerini baskılayabileceği için non-steroid anti-enflamatuvar ilaçların yani romatizma ve ağrı kesici grubu ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır. Eğer ağrı olursa sadece doktorun önerdiği parasetamol içerikli basit ağrı kesiciler kullanılabilir ve dize aralıklı olarak soğuk kompres yapılabilir. Ayrıca ilk iki gün boyunca dize aşırı yük bindiren ağır sporlardan ve yorucu yürüyüşlerden uzak durulması, sonrasında günlük hayata kademeli olarak dönülmesi tavsiye edilir.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu sonrasında hastaların uyması gereken kurallar şunlardır:

  • İşlem sonrası klinikte yirmi dakika dinlenilmesi
  • İlk iki gün ağır spor ve egzersizlerden kaçınılması
  • Dize aralıklı olarak soğuk buz kompresi uygulanması
  • Trombosit etkisini bozan ağrı kesicilerin kullanılmaması
  • Ağrı kontrolü için yalnızca parasetamol tercih edilmesi
  • Günlük hareketlere iki gün sonra kademeli dönülmesi
  • Doktorun belirlediği çoklu seans takvimine uyulması

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu İle Kortizon ve Hyalüronik Asit Arasındaki Farklar Nelerdir?

Diz kireçlenmesi tedavisinde eklem içine yapılan iğneler temel olarak kortikosteroidler (kortizon), hyalüronik asit (eklem sıvısı) ve PRP olmak üzere üç gruba ayrılır. Hastalar tarafından çoğu zaman birbirine karıştırılan bu üç yöntemin etki mekanizmaları, ağrıyı geçirme süreleri ve kıkırdak üzerindeki etkileri birbirinden oldukça farklıdır.

Kortizon iğneleri, eklem içindeki akut iltihabı ve şişliği hızla baskılayan güçlü ilaçlardır. Etkisi çok çabuk başlar ve en yüksek ağrı kesici etki 1 ila 2. haftalarda görülür. Ancak bu rahatlama kısa sürer ve genellikle 4 ila 8 hafta içinde sona erer. Üstelik aynı dize sık sık kortizon yapılmasının kıkırdak hücrelerine zarar verebildiği ve kıkırdak incelmesini hızlandırabildiği bilinmektedir. Bu nedenle kortizon daha çok dizin aniden şiştiği şiddetli ağrı ataklarında kısa süreli rahatlama için tercih edilir.

Hyalüronik asit iğneleri ise azalan eklem sıvısını dışarıdan takviye ederek kayganlığı artıran ve sürtünmeyi azaltan bir yöntemdir. Kıkırdak yüzeyini mekanik aşınmaya karşı korur. Etkisi kortizona göre daha geç başlar; en belirgin fayda 5 ila 13. haftalar arasında ortaya çıkar ve yaklaşık 6 ay kadar devam edebilir. Çoğunlukla ileri yaştaki, orta ve ileri evre kireçlenmesi olan veya ameliyat istemeyen hastalarda tercih edilir.

PRP enjeksiyonu ise doğrudan biyolojik onarım süreçlerini destekler. Etkisi kademeli olarak ortaya çıkar; ağrı ve hareketlerdeki iyileşme 3 ila 4. haftalarda hissedilmeye başlar, 8 ila 12. haftalarda en üst düzeye ulaşır ve çoklu doz uygulamalarında 12 aya kadar süren bir rahatlama sağlayabilir. Bilimsel meta-analiz çalışmaları, 3, 6 ve 12. aylarda yapılan ağrı ve fonksiyon ölçümlerinde PRP’nin kortizon ve hyalüronik aside göre daha uzun süreli ve dengeli sonuçlar sunduğunu göstermektedir. Özellikle genç ve aktif hastalarda PRP öne çıkarken, 65 yaş üstü ve ileri yıpranması olan kişilerde hyalüronik asit ile PRP arasındaki fark azalmaktadır. Bazı seçilmiş Evre 2 ve Evre 3 hastalarda ise hem erken kayganlık sağlamak hem de hücresel onarımı uyarmak amacıyla hyalüronik asit ve PRP birlikte uygulanabilmektedir.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu ve diğer eklem içi tedavilerin öne çıkan özellikleri şunlardır:

  • Kortizonun bir iki hafta içinde hızlı etki göstermesi
  • Kortizon etkisinin dört ila sekiz haftada sona ermesi
  • Tekrarlayan kortizon uygulamalarının kıkırdağı zayıflatabilmesi
  • Hyalüronik asidin eklem içi kayganlığı mekanik olarak desteklemesi
  • Hyalüronik asit etkisinin ortalama altı ay sürmesi
  • PRP tedavisinin üçüncü haftadan itibaren kademeli başlaması
  • Çoklu doz PRP etkisinin on iki aya kadar uzayabilmesi
  • Uygun vakalarda hyalüronik asit ve PRP’nin birlikte uygulanabilmesi

Diz Kireçlenmesinde PRP Enjeksiyonu Güvenli Midir ve Kimlere Uygulanmaz?

PRP tedavisinin en önemli avantajlarından biri, tamamen hastanın kendi kanından elde edilen otolog bir ürün olmasıdır. Dışarıdan yabancı bir kimyasal madde eklenmediği için alerjik reaksiyon, doku reddi veya kan yoluyla bulaşan hastalıkların geçiş riski bulunmaz. Trombositlerden salınan büyüme faktörleri hücreleri vücudun doğal sınırları içinde uyarır; bu nedenle kanserojen veya hücre yapısını bozucu bir etkisi yoktur.

Enjeksiyon sonrasında en sık görülen yan etki iğne yapılan bölgede birkaç gün süren geçici ağrı artışı, dolgunluk hissi ve hassasiyettir. Bu durum onarım sürecinin doğal bir parçasıdır ve genellikle 7 ila 10 gün içinde kendiliğinden geçer. Her iğne işleminde olduğu gibi çok düşük de olsa eklem içi enfeksiyon riski teorik olarak mevcuttur; ancak kapalı tüp sistemleri ve steril klinik şartları sayesinde bu risk en alt düzeyde tutulur.

Bununla birlikte tedavi öncesinde hastanın genel sağlık durumu dikkatlice değerlendirilir. Bazı tıbbi durumlarda PRP yapılması kesinlikle uygun değilken, bazı durumlarda ise tedaviden beklenen fayda düşük olmaktadır.

Diz kireçlenmesinde PRP enjeksiyonu uygulamasının sakıncalı olduğu veya başarısının düştüğü durumlar şunlardır:

  • Diz çevresindeki ciltte aktif enfeksiyon veya yara bulunması
  • Eklem içinde septik artrit adı verilen enfeksiyon şüphesi
  • Kandaki trombosit sayısının kritik düzeyde düşük olması
  • Trombositlerin görev yapamadığı kan hastalıklarının varlığı
  • Aktif kemik iliği hastalıkları ve kontrolsüz kan kanserleri
  • Düzenli ve yüksek doz kan sulandırıcı ilaç kullanımı
  • Bacaklarda yük dağılımını bozan aşırı kemik eğrilikleri
  • Kıkırdağın tamamen tükendiği Evre 4 ileri kireçlenme tablosu

Diz kireçlenmesinde PRP tedavisi; kıkırdak yıkımını yavaşlatan, eklem içi yangıyı yatıştıran ve doğal kayganlığı destekleyen bilimsel temelli bir yaklaşımdır. Elbette PRP, tamamen bitmiş bir kıkırdağı yeniden var eden mucizevi bir yöntem veya kemik eğriliklerini düzelten bir işlem değildir. Ancak hafif ve orta evre diz kireçlenmesi olan hastalarda; ortopedi ve travmatoloji uzmanının kontrolünde doğru hasta seçimi, standartlara uygun hazırlık, ultrasonografi eşliğinde doğru enjeksiyon ve uygun seans planlaması ile uygulandığında ağrıyı azaltan, hareket kabiliyetini artıran ve protez ameliyatı ihtiyacını yıllarca erteleyebilen değerli bir tedavi seçeneğidir.

Güncellenme Tarihi: 22.10.2026

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Call Now Button