Uyluk kemiği kırığı, yüksek enerjili travmalar sonrası ortaya çıkan ciddi bir ortopedik yaralanmadır. Femurun bütünlüğünün bozulması yoğun ağrıya, fonksiyon kaybına ve kapsamlı tedavi gereksinimine yol açar. Erken tanı kırığın stabilizasyonu açısından kritiktir.
Femur kırığı belirtileri, travma sonrası şiddetli ağrı, bacakta şekil bozukluğu ve yük verememe şeklinde hızla ortaya çıkar. Klinik değerlendirme fizik muayene, nörovasküler kontrol ve detaylı görüntüleme yöntemleriyle desteklenir.
Femur kırığı tanı yöntemleri, öncelikle direkt radyografi ile başlar ve kırığın yerini, tipini ve ayrılma derecesini tanımlar. Gerektiğinde BT incelemesi kompleks kırıkların üç boyutlu yapısını değerlendirmek için tercih edilir.
Femur kırığı tedavi seçenekleri, çoğunlukla cerrahi tespit yöntemlerine dayanır ve intramedüller çivi ya da plak-vida sistemleri ile stabilizasyon sağlanır. Rehabilitasyon süreci fonksiyonel iyileşmeyi destekler ve uzun dönem sonuçları belirler.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Uyluk kemiği kırığı (femur kırığı), vücudun en uzun ve en güçlü kemiği olan femurun travmaya bağlı olarak kırılmasıdır. Genellikle yüksek enerjili travmalar sonucu oluşur ve acil müdahale gerektirir. |
| Kırık Yerleri | – Femur boyun kırığı (kalça kırığı)- Trokantirik bölge kırığı- Diafiz (şaft) kırığı- Distal femur kırığı (dize yakın) |
| Nedenleri | – Trafik kazaları- Yüksekten düşme- Spor yaralanmaları- Osteoporoz (özellikle yaşlılarda düşük enerjili travmalarla femur boyun kırıkları) |
| Belirtiler | – Uylukta şiddetli ağrı- Hareket ettirememe- Şekil bozukluğu (kısalma, dışa dönüklük)- Şişlik ve morarma- Üzerine basamama |
| Tanı Yöntemleri | – Fizik muayene- Direkt röntgen- Gerekli durumlarda BT (parçalı kırıklar veya eklem yakınları için)- Kanama ve şok açısından vital bulguların izlenmesi |
| Tedavi – Acil Müdahale | – Stabilizasyon (atelleme veya eksternal fiksatör)- Sıvı ve kan desteği gerekebilir- Erken cerrahi planlama |
| Tedavi – Cerrahi | – İntramedüller çivi (femur şaft kırıklarında en sık tercih edilen yöntem)- Plak-vida fiksasyonu (distal veya proksimal kırıklarda)- Kalça protezi (femur boyun kırıklarında, özellikle yaşlılarda) |
| Cerrahi Dışı Yöntemler | – Çok nadiren uygulanır- Cerrahiye engel durumu olan hastalarda traksiyon veya atel uygulanabilir ancak uzun süreli immobilizasyona neden olur |
| Ameliyat Sonrası Süreç | – Erken dönemde mobilizasyon hedeflenir- Fizik tedavi ile kas gücü ve eklem hareketi kazandırılır- Kaynama süreci boyunca radyolojik takip yapılır |
| Komplikasyonlar | – Kaynamama veya geç kaynama- Enfeksiyon- Derin ven trombozu (DVT)- Protez gevşemesi (protez uygulanan hastalarda)- Bacak boyu farkı |
| İyileşme Süresi | – Kırığın yerine, cerrahiye ve hastanın yaşına göre değişir- Ortalama 3–6 ay- Tam fonksiyonel iyileşme 6 ayı aşabilir |
| Prognoz | Uygun cerrahi ve rehabilitasyon ile çoğu hasta yürüyüş ve günlük aktivitelere dönebilir. Yaşlı bireylerde mortalite ve mobilite kaybı riski daha yüksektir, bu nedenle erken müdahale önemlidir. |
Yazı İçeriği
Uyluk Kemiği Kırığı (Femur Kemiği Kırığı) Nedir?
Uyluk kemiği kırığı, vücuttaki en güçlü ve uzun kemik olan femurun kırılmasıdır. Genellikle yüksek enerjili travmalar (trafik kazası, düşme) sonucu oluşur ve şiddetli ağrı, bacakta şekil bozukluğu, şişlik ve hareket kaybı ile kendini gösterir. Bu kırıklar çoğunlukla cerrahi müdahale gerektirir ve iyileşme süreci uzun olabilir. Erken mobilizasyon ve fizik tedavi, fonksiyonun geri kazanılması için kritik öneme sahiptir.
Uyluk kemiği kırığı en sık kimlerde ve hangi sebeplerle görülür?
Ortopedi pratiğimizde uyluk kemiği kırıklarını incelerken karşımıza çok ilginç ve belirgin bir tablo çıkar. Bu kırıklar yaş ve oluş mekanizması açısından iki tamamen farklı uçta toplanır. Bir tarafta kemik yapısı gayet sağlam olan hayatının baharındaki genç insanlar yer alırken; diğer tarafta kemik kalitesi zamanla zayıflamış ileri yaş grubu hastalarımız bulunur. Genç nüfusta bu kemiği kırmak gerçekten zordur. Femur o kadar sağlamdır ki onu kırmak için çok ciddi bir şiddet gerekir. Genellikle yüksek hızla giden bir araç içindeki trafik kazaları, motosiklet kazaları veya çok yüksekten düşmeler gibi olaylar bu grubun ana sebepleridir.
Diğer grupta ise durum tam tersidir. İleri yaş, özellikle menopoz sonrası dönemdeki kadın hastalarımızda kemik erimesi (osteoporoz) nedeniyle kemikler o kadar hassaslaşır ki bazen sadece ayağın halıya takılması veya basit bir denge kaybı sonucu yere düşmek bile bu devasa kemiğin kırılmasına yol açabilir. Biz buna “kırılganlık kırığı” diyoruz. Bu durum aslında bize kemiğin içinin boşaldığını ve kalitesinin düştüğünü gösteren en önemli işarettir.
Bu iki ana grubun dışında kalan bazı özel durumlar şunlardır:
- Uzun süreli ilaç kullanımına bağlı gelişen kırıklar
- Kanser metastazı sonucu oluşan patolojik kırıklar
- Ağır sporcularda görülen stres kırıkları
- Askeri eğitim sırasındaki yorgunluk kırıkları
Uyluk kemiği kırığı oluştuğunda vücutta ne tür değişimler olur?
Bir uyluk kemiği kırıldığında, sadece kemik dokusu zarar görmez; etrafındaki yumuşak dokular da bu süreçten ciddi şekilde etkilenir. Uyluk bölgesi, vücudumuzun en güçlü kas grupları olan kuadriseps ve hamstring gibi kaslarla çevrilidir. Kırık gerçekleştiği anda, kemiğin bütünlüğü bozulduğu için bu güçlü kaslar kontrolsüz bir şekilde kasılır. Bu kasılma, kırık uçlarını birbirinin üzerine bindirebilir, kemiği açılı bir hale getirebilir veya bacağın kısalmasına neden olabilir. Dışarıdan bakıldığında bacağın duruşunda çok bariz bir şekil bozukluğu görülmesinin ana sebebi budur.
Ayrıca uyluk kemiği, kanlanması çok yoğun olan bir bölgedir ve kemiğin içindeki ilik kanalı kan yapımı açısından çok aktiftir. Kırık anında, özellikle gençlerde görülen yüksek enerjili travmalarda, kemik içinden ve çevre dokulardan ciddi miktarda kanama olur. Bu kanama bazen bir litrenin üzerine çıkabilir. Dışarıdan kan görünmese bile, bacağın içinde biriken bu kan, hastanın tansiyonunun düşmesine ve genel durumunun bozulmasına yol açabilir. Bu yüzden bu tür kırıklar sadece bir kemik sorunu değil tüm vücudu etkileyen sistemik bir olay olarak ele alınır.
Bu süreçte ortaya çıkan belirtiler şunlardır:
- Şiddetli ağrı
- Bacakta şekil bozukluğu
- Hareket kısıtlılığı
- Bacakta kısalık
- Ciddi şişlik
- Morarma
Uyluk kemiği kırığı tanısı koymak için hangi görüntüleme yöntemleri kullanılır?
Hasta acil servise geldiğinde önceliğimiz her zaman hayati fonksiyonların kontrolüdür. Ancak ortopedik değerlendirme aşamasına geçtiğimizde, kırığın nerede olduğunu ve karakterini anlamak için detaylı bir görüntüleme süreci başlatırız. İlk ve en temel basamak röntgen filmidir. Ancak burada sadece kırığın olduğu bölgeyi çekmek yetmez. Uyluk kemiği çok uzun olduğu için, kalça ekleminden diz eklemine kadar tüm kemiği içine alan boydan boya bir film çekmek zorundayız. Bazen uyluğun ortası kırıldığında, kalça ekleminde de gözden kaçabilen sinsi kırıklar oluşabilir. Bu yüzden geniş açılı bakmak hayati önem taşır.
Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte Bilgisayarlı Tomografi (BT) neredeyse her vaka için rutin hale gelmiştir. Röntgen bize iki boyutlu bir görüntü sunarken, tomografi kırığı üç boyutlu olarak incelememize olanak tanır. Özellikle eklem içine uzanan karmaşık kırıklarda, kemiğin kaç parçaya ayrıldığını ve bu parçaların nereye savrulduğunu milimetrik olarak görmek isteriz. Bu detaylar, ameliyatta kullanacağımız vidayı, plağı veya çiviyi seçmemizde bize yol gösterir. Manyetik Rezonans (MR) ise daha çok röntgende belli olmayan, çatlak şüphesi olan durumlarda veya yaşlı hastalarda nedeni açıklanamayan kalça ağrılarında gizli kırığı yakalamak için kullandığımız bir yöntemdir.
Görüntüleme yöntemleri şunlardır:
- Ön-arka röntgen grafileri
- Yan röntgen grafileri
- Tüm bacak grafileri
- Bilgisayarlı tomografi
- Manyetik rezonans görüntüleme
Çoklu travmalarda uyluk kemiği kırığı ameliyatı için doğru zamanlama nedir?
Trafik kazası gibi büyük travmalarla gelen hastalarda uyluk kemiği kırığı, genellikle tablonun sadece bir parçasıdır. Bu hastalarda akciğer yaralanmaları, karın içi kanamalar veya kafa travmaları da eşlik edebilir. İşte bu noktada cerrah olarak çok kritik bir karar vermemiz gerekir: Kırığı hemen mi ameliyat etmeliyiz, yoksa beklemeli miyiz?
Eskiden kırıkların hemen, hasta daha tam toparlanmadan ameliyat edilmesi gerektiği düşünülürdü. Ancak modern tıp bize “İlk Vuruş” ve “İkinci Vuruş” kavramlarını öğretti. Kaza anında vücut zaten büyük bir darbe (ilk vuruş) almıştır ve savunma sistemleri alarma geçmiştir. Eğer hasta fizyolojik olarak dengesizse, yani tansiyonu düşük, kanındaki asit oranı yüksek veya solunum sıkıntısı varsa, hemen büyük bir ameliyata girişmek vücuda kaldıramayacağı bir yük (ikinci vuruş) bindirir. Bu durum hastanın durumunun daha da kötüleşmesine yol açabilir.
Bu tür kritik hastalarda “Hasar Kontrol Ortopedisi” dediğimiz yöntemi uygularız. Amacımız mükemmel bir kemik onarımı değil hastanın hayatını kurtarmaktır. Kırık bölgesini geçici olarak sabitlemek için “eksternal fiksatör” adını verdiğimiz, dışarıdan takılan metal bir iskele sistemi kullanırız. Bu işlem hızlıdır, az kanatır ve hastayı yormaz.
Hasta yoğun bakımda toparlanıp, kan değerleri düzeldiğinde ve vücut dengesi yerine geldiğinde, asıl kalıcı ameliyatı yapmak için tekrar operasyona alırız. Eğer hasta kaza sonrası genel durumu iyiyse, o zaman ilk 24-36 saat içinde yapılan kesin tedavi en ideal sonuçları verir.
Ameliyatı erteleme kriterleri şunlardır:
- Düşük tansiyon
- Yüksek kan asidi
- Solunum yetmezliği
- Pıhtılaşma bozukluğu
- Kafa travması
Kalça bölgesine yakın uyluk kemiği kırığı nasıl tedavi edilir?
Uyluk kemiğinin kalçaya yakın üst ucu kırıldığında, tedavi stratejimiz tamamen hastanın yaşına, kemik kalitesine ve kırığın nerede olduğuna göre şekillenir. Bu bölge kırıklarını genel olarak iki ana başlıkta inceleriz: Kalça ekleminin kapsülü dışındaki “trokanterik” kırıklar ve kapsülün içindeki “boyun” kırıkları.
Trokanterik kırıklar, genellikle yaşlı nüfusta görülen ve kemik erimesiyle ilişkili kırıklardır. Bu bölge kanlanma açısından zengindir, bu yüzden kaynama potansiyeli yüksektir. Ancak buradaki temel sorun, kırığın parçalı ve dayanıksız olmasıdır. Bu kırıklarda “altın standart” tedavi yöntemimiz “Sefalomedüller Çivi” sistemleridir. Kemiğin iliği içine uzun bir metal çubuk yerleştiririz ve bu çubuğu boyun kısmına gönderdiğimiz büyük bir vida ile kilitleriz. Bu sistem, yükü kırık bölgeden alıp sağlam kemik şaftına aktarır. Hastanın hemen ertesi gün ayağa kalkıp tam yük vererek yürümesine olanak tanıdığı için bu yöntem vazgeçilmezdir.
Femur boynu kırıklarında ise durum daha ciddidir. Femur başını besleyen damarlar bu bölgeden geçer ve kırık anında bu damarların hasar görme riski çok yüksektir. Eğer hasta gençse, ne pahasına olursa olsun o kemik başını yaşatmak isteriz. Vidalarla kırığı yerine oturtur ve kaynamasını bekleriz. Ancak yaşlı hastalarda, damarların hasar görmesi ve kemik başının çürümesi riski çok yüksek olduğu için, onları aylarca yatağa bağlamamak adına farklı bir yol izleriz. Kırık parçayı çıkarıp yerine protez takmak (artroplasti) yaşlı hastalar için en güvenli yoldur. Hasta ameliyattan çıkar çıkmaz yürüyebilir.
Tedavi seçenekleri şunlardır:
- Sefalomedüller çivi
- Plak ve vida sistemleri
- Kanüllü vidalar
- Total kalça protezi
- Yarım kalça protezi
Uyluk kemiği kırığı şaft denilen orta kısımda ise yaklaşım nasıldır?
Uyluk kemiğinin gövdesi, yani şaft kısmı kırıldığında, dünyadaki tüm ortopedi otoritelerinin üzerinde anlaştığı tek bir tedavi yöntemi vardır: “İntramedüller Çivileme”. Bu yöntem biyomekanik açıdan kemiğin doğal yapısına en uygun olanıdır. Kemiğin içi boru gibidir ve biz bu borunun içine titanyumdan yapılmış sağlam bir çubuk yerleştirerek kırığı içeriden sabitleriz.
Bu ameliyat sırasında uyguladığımız “oyma” (reaming) işlemi çok önemlidir. Kemiğin içindeki kanalı özel aletlerle oyarak genişletiriz. Bu işlem iki büyük avantaj sağlar. Birincisi, kanal genişlediği için daha kalın ve daha dayanıklı bir çivi kullanabiliriz. İkincisi ve daha önemlisi, oyma işlemi sırasında çıkan kemik tozları kırık hattına dolarak doğal bir kemik aşılaması yapar ve o bölgedeki iyileştirici hücreleri uyandırır. Bilimsel çalışmalar oyularak yapılan çivilemelerin kaynama oranının çok daha yüksek olduğunu kanıtlamıştır.
Plak ve vida ile yapılan tespitler bu bölgede pek tercih edilmez çünkü üzerine binen yük çok fazladır ve plağın kırılma riski vardır. Çivi ise yükü kemiğin merkezinden taşıdığı için hastanın erkenden basıp yürümesine olanak tanır.
Çivileme yönteminin avantajları şunlardır:
- Yüksek kaynama oranı
- Erken yük verme imkanı
- Daha az enfeksiyon riski
- Daha küçük ameliyat izi
- Biyolojik iyileşme desteği
Dize yakın uyluk kemiği kırığı neden cerrahlar için zorludur?
Kemiğin dize yakın alt ucu, yani distal femur kırıkları, tedavisi en karmaşık yaralanmalardan biridir. Buradaki zorluk birkaç faktörden kaynaklanır. Birincisi, kemik bu bölgede genişler ve incelir; adeta bir yumurta kabuğu gibi kırılgan hale gelir. Özellikle yaşlı hastalarda vidaların bu zayıf kemiğe tutunması çok güçtür. İkincisi, kırık hatları sıklıkla diz ekleminin içine girer. Eklem yüzeyindeki milimetrik bir basamaklanma bile ileride kireçlenmeye ve şiddetli ağrılara neden olabilir.
Bu bölgede modern yaklaşımımız, dokuya saygılı “MIPO” tekniğidir. Cildi boydan boya açıp kemiğin beslenmesini bozmak yerine, küçük deliklerden plakları deri altından kaydırarak yerleştiririz. Ancak kemik kalitesi çok kötüyse, tek başına plak bazen yetersiz kalabilir. Son yıllarda popülerleşen ve benim de sıklıkla uyguladığım “Çivi-Plak Kombinasyonu” bu soruna müthiş bir çözüm sunar. Hem kemiğin içinden bir çivi hem de dışından bir plak koyarak kırığı adeta betonarme bir yapı gibi sağlamlaştırırız. Bu sayede yaşlı hastalar bile kırıkları henüz kaynamadan bacaklarına güvenle basabilirler.
Zorluk yaratan faktörler şunlardır:
- Zayıf kemik kalitesi
- Eklem içi parçalanma
- Kısa kemik segmenti
- Güçlü kas çekmeleri
- Damar yaralanma riski
İlaç kullanımına bağlı atipik uyluk kemiği kırığı nedir?
Tıpta bazen bir sorunu çözmeye çalışırken başka bir sorunla karşılaşabiliriz. Kemik erimesi (osteoporoz) tedavisinde kullanılan bifosfonat grubu ilaçlar, kemik yıkımını durdurarak kemiği sertleştirir. Ancak bu ilaçların 5 yıl veya daha uzun süre kullanımı, kemiğin doğal yenilenme döngüsünü aşırı baskılayabilir. Sonuç olarak kemik çok sert ama aynı zamanda “cam gibi” kırılgan bir hale gelir. Bu hastalarda, hiçbir travma olmadan veya çok basit bir hareketle uyluk kemiğinde “atipik kırık” dediğimiz özel bir kırık tipi gelişebilir.
Bu kırıklar genellikle geliyorum der. Hasta kırık oluşmadan aylar önce uyluğun ön yüzünde veya kasıkta, geçmeyen, künt bir ağrı hisseder. Bu aslında kemikteki stres çatlağının habercisidir. Tanı koyduğumuz anda ilk işimiz o ilacı hemen kesmektir. Eğer çatlak henüz tam kırığa dönüşmemişse bile, koruyucu amaçla kemiğin içine bir çivi yerleştirmek gerekebilir. Çünkü bu kemikler normal kemik gibi kolay iyileşmez, mutlaka desteklenmesi gerekir.
Uyarıcı belirtiler şunlardır:
- Uyluk ön yüz ağrısı
- Kasık ağrısı
- Uzun süreli ilaç öyküsü
- Korteks kalınlaşması
- Geçmeyen sızı
Uyluk kemiği kırığı ameliyatına rağmen kaynamazsa ne yapılır?
Ortopedi cerrahisinde “kaynamama” (nonunion), hem hasta hem de doktor için en istenmeyen durumlardan biridir. Her şey yolunda gitse bile, bazen biyolojik veya mekanik sebeplerle kemik uçları birleşmez. Eğer sorun mekanikse, yani kullanılan çivi ince geldiyse veya vidalar gevşediyse, çözüm genellikle “Değişim Çivilemesi”dir. Eski sistemi çıkarır, kemik kanalını daha geniş bir şekilde oyar ve daha kalın, daha sıkı bir çivi takarız. Bu işlem kemiğe yeniden bir canlanma sinyali gönderir.
Ancak sorun enfeksiyonsa, stratejimiz tamamen değişir. Enfeksiyonlu bir ortamda kemik kaynamaz. Bu durumda önceliğimiz kırığı kaynatmak değil mikrobu temizlemektir. Genellikle çok aşamalı bir tedavi gerekir. İlk ameliyatta ölü kemikleri ve implantları temizler, bölgeye antibiyotik salgılayan özel dolgular yerleştiririz. Enfeksiyon tamamen kuruduğunda, aylar sonra yeniden kemik birleştirme ameliyatı yaparız.
Kaynamama nedenleri şunlardır:
- Yetersiz sabitleme
- Enfeksiyon varlığı
- Yetersiz kanlanma
- Sigara kullanımı
- Metabolik hastalıklar
Uyluk kemiği kırığı sonrası iyileşme süreci ve ev bakımı nasıldır?
Ameliyat, tedavinin sadece yarısıdır; diğer yarısı ise ameliyat sonrası bakım ve rehabilitasyon sürecidir. Hastalarımızı taburcu ederken üzerinde en çok durduğumuz konu pıhtı oluşumunun önlenmesidir. Uyluk kemiği ameliyatları sonrası bacak toplardamarlarında pıhtı oluşma riski yüksektir. Bu pıhtı kopup akciğere giderse hayati tehlike yaratabilir. Bu yüzden hastalarımızın belirli bir süre (genellikle 1 ay) kan sulandırıcı iğne veya hap kullanmaları zorunludur.
Yük verme konusu ise tamamen yapılan ameliyata ve kemiğin durumuna bağlıdır. Eğer kemik kalitesi iyiyse ve sağlam bir çivileme yaptıysak, hastanın ağrıyı tolere edebildiği ölçüde basmasına izin veririz. Hatta erken yük verme, kemiğin kaynamasını hızlandırıcı bir etki yapar. Ancak çok parçalı ve eklemi ilgilendiren kırıklarda, kemik kaynayana kadar (yaklaşık 6-8 hafta) sadece parmak ucuyla dokunarak yürümeye izin verebiliriz.
Bir diğer merak edilen konu implantların çıkarılmasıdır. Genellikle bu metal parçalar ömür boyu kalacak şekilde tasarlanmıştır. Eğer hastada bir batma hissi, ağrı veya enfeksiyon gibi bir sorun yoksa durup dururken bu implantları çıkarmayı önermeyiz. Her çıkarma işlemi, kemik üzerinde yeni vida delikleri ve tekrar kırılma riski demektir.
Evde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Düzenli ilaç kullanımı
- Yara yeri bakımı
- Solunum egzersizleri
- Fizik tedavi hareketleri
- Beslenme düzeni
Sıkça Sorulan Sorular
Uyluk kemiği kırığı en sık hangi nedenlerle ortaya çıkar?
Uyluk kemiği kırıkları genellikle yüksek enerjili travmalar, trafik kazaları veya yüksekten düşmeler sonucu oluşur. Yaşlı bireylerde ise kemik yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak daha hafif düşmelerde bile kırık gelişebilir.
Femur kırığı yaşlılarda neden daha ciddi sonuçlar doğurur?
Yaşlılarda femur kırığı genellikle osteoporoz nedeniyle oluşur ve iyileşme süreci daha yavaş ilerler. Uzun süre hareketsizlik, yatak yaraları, enfeksiyon ve damar tıkanıklığı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Uyluk kemiği kırığı ameliyatsız iyileşebilir mi?
Uyluk kemiği kırıkları genellikle ciddi ve yer değiştirmiş olduğundan ameliyatsız tedavi nadiren tercih edilir. Ancak bazı stabil ve kapalı kırıklarda, özellikle cerrahi riski yüksek hastalarda konservatif tedavi uygulanabilir.
Femur kırığı sonrası ne kadar sürede tam iyileşme sağlanır?
Femur kırıklarında kemik kaynaması genellikle 3 ila 6 ay sürebilir. Ancak hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve tedavi yöntemine göre iyileşme süresi değişiklik gösterebilir. Fizik tedavi süreci de bu süreyi etkiler.
Uyluk kemiği kırığı sonrası fizik tedavi ne zaman başlanmalıdır?
Ameliyat sonrası genellikle birkaç gün içinde pasif egzersizlere başlanır. Aktif fizik tedaviye ise doktorun onayıyla, kemiğin kaynamaya başlamasıyla birlikte erken dönemde başlanması önerilir.
Femur kırığında intramedüller çivi mi yoksa plak vida mı tercih edilir?
Kırığın tipi, yeri ve hastanın özelliklerine göre seçim yapılır. Genellikle uzun kemik kırıklarında intramedüller çivi tercih edilirken, parçalı veya ekleme yakın kırıklarda plak-vida sistemleri tercih edilebilir.
Uyluk kemiği kırığı geçiren bir hasta ne zaman yürüyebilir?
Yürüme süresi hastanın genel durumu ve uygulanan cerrahiye göre değişir. Stabil bir fiksasyon sonrası hastalar genellikle 4 ila 8 hafta içinde destekle yürüyebilir hale gelirler.
Femur kırığı sonrası tekrar kırık riski nasıl azaltılır?
Osteoporoz tedavisi, düzenli egzersiz, düşmelerin önlenmesi ve dengeli beslenme gibi önlemlerle tekrar kırık riski azaltılabilir. Ayrıca hastaların doktor kontrollerini aksatmaması da önemlidir.
Uyluk kemiği kırığı ameliyatı sonrası nelere dikkat edilmelidir?
Ameliyat sonrası enfeksiyon riski, pıhtı oluşumu ve hareketsizliğe bağlı komplikasyonlara karşı önlem alınmalıdır. Düzenli pansuman, mobilizasyon ve kan sulandırıcı ilaçlar genellikle tedavinin bir parçasıdır.
Femur kırığı psikolojik olarak hastayı nasıl etkiler?
Femur kırığı sonrası uzun iyileşme süreci, hareket kısıtlılığı ve bağımlılık hissi özellikle yaşlı bireylerde depresyon ve anksiyeteye yol açabilir. Bu nedenle psikolojik destek ve sosyal çevrenin desteği önemlidir.

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

