Diz kireçlenmesine iyi gelen yöntemler arasında kilo kontrolü, düzenli egzersiz ve uygun medikal tedaviler yer alır. Diz kireçlenmesi, eklem kıkırdağının dejenerasyonu sonucu ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açan kronik bir hastalıktır. Tedavi, semptomların şiddetine ve hastanın klinik durumuna göre planlanır.
Diz kireçlenmesinde egzersiz tedavisi, eklem çevresi kasları güçlendirerek yük dağılımını dengeler ve ağrıyı azaltır. Özellikle düşük etkili aerobik aktiviteler, germe ve kuvvetlendirme programları önerilir. Düzenli fizik tedavi uygulamaları, eklem hareket açıklığının korunmasına katkı sağlar.
Diz kireçlenmesinde beslenme ve kilo kontrolü, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmada önemli rol oynar. Fazla kilo diz eklemine binen mekanik yükü artırır. Antioksidan ve omega-3 açısından zengin beslenme düzeni, inflamasyonun azaltılmasına destek olabilir ve genel eklem sağlığını korur.
Diz kireçlenmesinde medikal ve girişimsel tedaviler, ağrı kontrolü ve fonksiyonun artırılmasını hedefler. Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, eklem içi enjeksiyonlar ve ileri vakalarda cerrahi seçenekler değerlendirilebilir. Tedavi planı, ortopedi uzmanı tarafından bireysel olarak belirlenmelidir.
Yazı İçeriği
Diz Kireçlenmesi Neden Olur?
Diz osteoartriti, yalnızca “kıkırdak aşınması” olarak değerlendirilmemelidir. Patofizyolojik süreç; kıkırdak matriksinde kollajen yapının bozulması, proteoglikan kaybı ve eklem yüzeyinde yapısal bütünlüğün azalması ile başlar. Zamanla subkondral kemikte kalınlaşma (skleroz), osteofit (kemik çıkıntısı) oluşumu ve sinovyal inflamasyon gelişebilir.
Risk faktörleri arasında:
- İleri yaş
- Kadın cinsiyet
- Obezite
- Diz travmaları
- Menisküs veya bağ yaralanmaları
- Genetik yatkınlık
- Uzun süreli çömelme veya diz üzerine yük bindiren meslekler
yer alır.
Bu faktörler eklem biyomekaniğini bozarak kıkırdak dokunun dayanıklılığını azaltabilir.
Diz Kireçlenmesinde Hangi Belirtiler Görülür?
Hastalar en sık şu yakınmalarla başvurur:
- Hareketle artan diz ağrısı
- Sabah tutukluğu (genellikle 30 dakikadan kısa sürer)
- Merdiven çıkarken zorlanma
- Dizden ses gelmesi (krepitasyon)
- Şişlik hissi
Ağrının temel mekanizması yalnızca kıkırdak kaybı değildir; kıkırdak sinir içermez. Ağrı genellikle sinovyum, kemik ve çevre yumuşak dokulardaki inflamasyon ve mekanik yük artışına bağlıdır.
Diz Kireçlenmesine Ne İyi Gelir?
Diz osteoartritinde tedavi, hastalığın evresine ve hastanın fonksiyonel durumuna göre planlanır. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kapasitesini korumak ve yaşam kalitesini desteklemektir.
1. Kilo Kontrolü
Obezite, diz osteoartriti için en önemli modifiye edilebilir risk faktörlerinden biridir. Vücut ağırlığındaki artış, diz eklemine binen mekanik yükü katlanarak artırır.
Yapılan çalışmalar, vücut ağırlığında %5–10 oranında bir azalmanın bile ağrıyı azaltabileceğini göstermektedir. Kilo kaybı yalnızca mekanik yükü azaltmaz; aynı zamanda yağ dokusundan salınan proinflamatuar sitokinlerin (iltihap artırıcı maddeler) etkisini de düşürebilir.
2. Düzenli ve Doğru Egzersiz
Hareketten kaçınmak çoğu zaman ağrıyı artırabilir. Uygun planlanmış egzersiz programları kas gücünü artırarak eklem stabilitesini destekler.
Önerilen egzersiz türleri:
- Düşük etkili aerobik egzersizler (yürüyüş, yüzme, sabit bisiklet)
- Kuadriseps güçlendirme egzersizleri
- Germe egzersizleri
- Denge çalışmaları
Kuadriseps kası dizin ön kısmında yer alır ve diz stabilitesinde kritik rol oynar. Bu kasın zayıflaması eklem yükünü artırabilir. Ancak egzersiz programı kişiye özel planlanmalıdır; ani ve yüksek yük bindiren hareketler önerilmez.
3. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Fizik tedavi uygulamaları, ağrı kontrolü ve fonksiyonel kapasitenin artırılmasında destekleyici olabilir.
Uygulamalar arasında:
- TENS (Transkutanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu)
- Ultrason tedavisi
- Manuel terapi teknikleri
- Egzersiz eğitimi
yer alabilir.
Bu yöntemlerin etkisi kişiden kişiye değişebilir ve genellikle kombine tedavi yaklaşımı önerilir.
4. İlaç Tedavisi
Farmakolojik tedavi, genellikle semptom kontrolü amacıyla uygulanır.
Kullanılabilecek ilaç grupları:
- Parasetamol
- Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ)
- Topikal antiinflamatuar kremler
NSAİİ’ler inflamasyonu azaltabilir ancak mide, böbrek ve kardiyovasküler sistem üzerinde yan etkileri olabilir. Bu nedenle uzun süreli kullanım mutlaka hekim kontrolünde olmalıdır.
Bazı hastalarda eklem içine yapılan kortikosteroid enjeksiyonları geçici rahatlama sağlayabilir. Hyaluronik asit enjeksiyonları ise eklem sıvısının viskozitesini artırarak kayganlığı desteklemeyi amaçlar. Ancak bu uygulamaların uygunluğu bireysel değerlendirme gerektirir.
5. Diz Destekleri ve Ortezler
Dizlik veya unloader brace adı verilen yük azaltıcı ortezler bazı hastalarda mekanik yük dağılımını düzenleyebilir. Özellikle tek kompartmanlı (dizin bir bölümünü etkileyen) osteoartritte destekleyici olabilir.
Ancak her hastaya uygun değildir ve uzun süreli kullanım kararı uzman değerlendirmesi gerektirir.
6. Sıcak ve Soğuk Uygulamalar
- Akut alevlenmelerde soğuk uygulama inflamasyonu azaltabilir.
- Kas spazmı ve sertlik durumunda sıcak uygulama rahatlatıcı olabilir.
Bu yöntemler destekleyicidir; hastalığı ortadan kaldırmaz.
7. Cerrahi Seçenekler
İleri evre osteoartritte ve konservatif tedavilere rağmen günlük yaşam aktiviteleri ciddi şekilde etkileniyorsa cerrahi seçenekler gündeme gelebilir.
Cerrahi yöntemler arasında:
- Artroskopik girişimler (seçilmiş vakalarda)
- Yüksek tibial osteotomi
- Total diz protezi
bulunur.
Cerrahi karar, hastanın yaşı, aktivite düzeyi, ağrı şiddeti ve radyolojik bulgular birlikte değerlendirilerek ortopedi uzmanı tarafından verilir.
Hangi Durumlarda Uzman Başvurusu Gereklidir?
Aşağıdaki durumlarda ortopedi veya fizik tedavi uzmanına başvurulması önemlidir:
- İstirahatte devam eden şiddetli ağrı
- Dizde belirgin şişlik ve kızarıklık
- Ani kilitlenme hissi
- Günlük yaşam aktivitelerinin belirgin şekilde kısıtlanması
Bu belirtiler farklı bir patolojiyi de düşündürebilir ve detaylı değerlendirme gerektirir.

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

