Diz eklemlerinde kök hücre tedavisi, hastanın kemik iliği veya yağ dokusundan alınan yenileyici ana hücrelerin, kıkırdak hasarını hücresel düzeyde onarmak amacıyla sorunlu ekleme doğrudan enjekte edilmesi işlemidir.
Bu modern ortobiyolojik yaklaşım sadece geçici bir ağrı kesici etki sunmakla kalmaz; aynı zamanda eklem içindeki bozulan doğal biyolojik ortamı yapılandırarak kalıcı hücresel yenilenmeyi hedefler.
Özellikle yaşlanma, aşırı kilo veya spor yaralanmalarına bağlı gelişen günlük doku yıpranmalarında, vücudun zayıflayan kendi kendini tamir etme mekanizmaları bu yöntem sayesinde yeniden çok güçlü bir şekilde tetiklenir.
Erken ve orta evredeki kireçlenme sorunlarına zamanında müdahale edilerek, eklem hareket açıklığı korunur, kronik iltihap hızla baskılanır ve hastanın uzun yıllar boyunca çok daha aktif, ağrısız bir yaşam sürmesi desteklenir.
Yazı İçeriği
Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Neden Gerekli Hale Gelir ve Kıkırdak Neden Kendi Kendine İyileşemez?
İnsan vücudundaki pek çok doku hasar gördüğünde kendi kendini hızla tamir edebilecek bir donanıma sahiptir. Örneğin eliniz kesildiğinde veya bir kemiğiniz kırıldığında, kan dolaşımı o bölgeye hemen onarıcı hücreleri taşır ve iyileşme süreci doğal olarak başlar. Ancak diz ekleminin yüzeyini kaplayan ve kemiklerin birbiri üzerinde pürüzsüzce kaymasını sağlayan hyalen kıkırdak dokusu bu kuralın dışındadır. Kıkırdak dokusunun içinde kan damarları ve sinir ağları bulunmaz. Ayrıca bu dokuyu oluşturan ve kondrosit adı verilen ana kıkırdak hücrelerinin bölünerek çoğalma yeteneği oldukça kısıtlıdır. Damar yapısı olmadığı için, kıkırdak yüzeyinde bir aşınma veya çatlak oluştuğunda kan yoluyla taşınan iyileştirici hücreler hasarlı bölgeye ulaşamaz ve doku kendi kendine yenilenmekte yetersiz kalır.
Yıllar içinde diz eklemine binen yükler, tekrarlayan küçük darbeler ve eklem sıvısındaki biyokimyasal değişimler kıkırdak yüzeyini giderek inceltir. Süreç ilerledikçe sorun sadece kıkırdakla sınırlı kalmaz; eklemi saran sinovyal zarda iltihaplanma başlar, kıkırdağın hemen altındaki subkondral kemik dokusu aşırı yüke tepki olarak sertleşir ve eklem aralığı daralmaya başlar. Tıp dilinde gonartroz, halk arasında ise diz kireçlenmesi olarak bilinen bu tablo yerleştiğinde eklemde takılma, şişlik ve inatçı ağrılar günlük yaşamı zorlaştırır.
Kıkırdak yıpranmasını hızlandıran ve diz eklemlerinde kök hücre tedavisi ihtiyacını doğuran başlıca faktörler şunlardır:
- İlerleyen yaşa bağlı doku yıpranması
- Geçmişte yaşanan menisküs ve bağ yaralanmaları
- Eklem kıkırdağına binen aşırı kilolar
- Tekrarlayan mekanik zorlanmalar ve ağır iş koşulları
- Bacaklardaki içe veya dışa dönük basma kusurları
- Eklem içi kronik iltihabi süreçler
Geleneksel tedavilerde kullanılan ağrı kesici ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları veya eklem içine yapılan kayganlaştırıcı iğneler şikayetlerin hafiflemesine katkı sağlayabilir. Ancak bu yöntemler kıkırdak yıkımını durdurma veya bozulan doku mimarisini hücresel düzeyde onarma kapasitesine sahip değildir. Tam bu aşamada Ortopedi ve Travmatoloji pratiğinde başvurulan rejeneratif yani yenileyici tıp uygulamaları devreye girer. Hastanın kendi dokularından elde edilen hücresel tedaviler, eklem içindeki yıkıcı ortamı yatıştırma ve doku onarımını biyolojik olarak destekleme potansiyeliyle önemli bir tedavi seçeneği oluşturur.
Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Uygulamalarında Hangi Hücresel Kaynaklar Kullanılır?
Kök hücre kavramı gündeme geldiğinde, hastaların aklına ilk olarak bu hücrelerin vücudun neresinden alındığı ve güvenli olup olmadığı sorusu gelir. Ortopedik cerrahide uygulanan protokoller, tamamen otolog yani hastanın kendi vücudundan alınan erişkin mezenkimal kök hücrelere dayanır. Başka bir insandan doku veya hücre nakli yapılmadığı için bağışıklık sisteminin bu hücreleri reddetmesi veya dışarıdan bir hastalık bulaşması gibi riskler beklenmez. Mezenkimal kök hücreler, uygun biyolojik sinyalleri aldıklarında çoğalabilme ve kıkırdak, kemik veya bağ dokusu hücrelerine dönüşerek onarımı destekleyebilme yeteneğine sahip özel ana hücrelerdir.
Güncel Ortopedi ve Travmatoloji rutininde tercih edilen diz eklemlerinde kök hücre tedavisi yöntemleri, hücrelerin laboratuvar ortamında haftalarca bekletilerek çoğaltılmasını veya genetik yapılarının değiştirilmesini gerektirmez. Mevzuata ve sağlık standartlarına uygun biçimde, hastanın kendi dokusu ameliyathane şartlarında alınır, aynı seansta kapalı sistemler içinde ayrıştırılıp yoğunlaştırılır ve bekletilmeden hasarlı diz eklemine nakledilir. Bu yaklaşım hastanın tek bir işlemle kendi doğal iyileşme potansiyelinden faydalanmasına olanak tanır.
Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları tarafından diz eklemlerinde kök hücre tedavisi amacıyla kullanılan temel biyolojik kaynaklar ve içerikler aşağıdaki gibidir:
- Leğen kemiğinden alınan kemik iliği aspirat konsantresi
- Karın veya basen bölgesinden alınan yağ doku kaynaklı stromal vasküler fraksiyon
- Kemik ve kıkırdak yapımını uyaran doğal büyüme faktörleri
- Bağışıklık yanıtını düzenleyen onarıcı öncül hücreler
- Doku yenilenmesini koordine eden haberci proteinler
Bu iki ana kaynaktan hangisinin hasta için daha uygun olduğuna; hastanın yaşı, kıkırdak hasarının derinliği, kemik iliğinde ödem olup olmadığı ve eklem içindeki iltihabın şiddeti değerlendirilerek karar verilir.
Kemik İliği Kaynaklı Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Nasıl Hazırlanır?
Ortopedik rejeneratif tedavilerde en köklü ve sık başvurulan yöntemlerin başında Kemik İliği Aspirat Konsantresi, kısaca BMAC uygulaması gelir. Kemik iliği, kan hücrelerinin üretildiği merkez olmasının yanı sıra iskelet sistemini onaran mezenkimal kök hücrelerin ve öncül hücrelerin de ana deposudur. Bu işlemde genellikle leğen kemiğinin arka veya ön üst çıkıntısında yer alan süngerimsi kemik bölgesinden özel iğneler yardımıyla kemik iliği sıvısı alınır. Alınan bu sıvı, hücrelerin ağırlık ve yoğunluk farklarına göre katmanlara ayrılmasını sağlayan özel santrifüj sistemlerinden geçirilir.
Yapılan yoğunlaştırma işlemi sayesinde, sıvı içerisindeki toplam çekirdekli hücre sayısı yaklaşık beş katına çıkarılırken, asıl onarım sürecini yönetecek olan mezenkimal kök hücre yoğunluğu dört ile altı kat oranında artırılır. Elde edilen bu yoğun konsantre sadece kök hücrelerden ibaret değildir; içerisinde kan yapıcı öncül hücreler, bağışıklık yanıtını düzenleyen monositler ve doku onarımını başlatan trombositler de yer alır.
Kemik iliği konsantresi içerisindeki hücresel yapıya eşlik eden başlıca biyolojik büyüme faktörleri şunlardır:
- Kemik morfojenik proteinleri
- Dönüştürücü büyüme faktörü-beta
- Trombosit kaynaklı büyüme faktörü
- Fibroblast büyüme faktörü
- Damar gelişimini düzenleyen endotelyal faktörler
Bu çok bileşenli zengin yapı özellikle kıkırdak yaralanmalarının tabanında ve kıkırdağın hemen altındaki subkondral kemik seviyesinde doku iyileşmesini başlatan doğal bir mikroçevre sunar. Kemik dokusuyla olan güçlü uyumu nedeniyle, kemik iliği ödeminin eşlik ettiği kireçlenmelerde ve derin kıkırdak kayıplarında Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları tarafından sıklıkla tercih edilir.
Yağ Dokusu Kaynaklı Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Nasıl Elde Edilir?
Diz eklemi hastalıklarında başvurulan bir diğer güçlü biyolojik yöntem ise yağ dokusundan elde edilen Stromal Vasküler Fraksiyon, yani SVF uygulamasıdır. Cilt altı yağ dokusu, sadece bir enerji deposu değil kılcal damarların çevresinde yerleşmiş olan kök hücreler açısından son derece zengin bir doku kaynağıdır. Bu yöntemde genellikle göbek çevresindeki karın bölgesinden veya uyluk ve basen bölgesindeki cilt altı yağ dokusundan ince kanüller yardımıyla yağ alımı yapılır. Toplanan yağ dokusu, kollajenaz adı verilen özel enzimlerle işlenerek veya tamamen mekanik ayrıştırma filtrelerinden geçirilerek içindeki yenileyici hücreler yağ hücrelerinden ayrılır.
Alınan yağ dokusu miktarına bağlı olarak milyonlarca canlı kök hücre izole edilebilmektedir. Hazırlanan SVF sıvısı, olgun yağ hücrelerinden arındırılmış, birbiriyle uyum içinde çalışan farklı hücre tiplerinin bulunduğu zengin bir karışımdır. Uygulanan hücresel sıvının klinik açıdan etkili olabilmesi için hücre canlılığının yüzde yetmişin üzerinde olması ve kök hücre yüzey belirteçlerinin yüksek oranda pozitiflik göstermesi beklenir.
Yağ dokusundan elde edilen bu hücresel karışımın içinde yer alan başlıca bileşenler şunlardır:
- Yağ doku kaynaklı multipotent kök hücreler
- Damar yapısını destekleyen endotelyal hücreler
- Damar çevresi onarım hücreleri olan perisitler
- Bağ dokusu üretimini sağlayan fibroblastlar
- İltihabı baskılayan düzenleyici T lenfositleri
Yağ doku kaynaklı bu karışımın öne çıkan özelliklerinden biri, içerisinde yoğun miktarda düzenleyici T lenfositleri barındırmasıdır. Bağışıklık sisteminin bu özel hücreleri, diz eklemi içindeki yıkıcı iltihap sürecini baskılayarak eklem içi ödemin ve ağrının kontrol altına alınmasına güçlü bir katkı sağlar.
Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Eklem İçinde Nasıl Bir Etki Gösterir?
Geçmiş yıllarda, diz içine verilen kök hücrelerin doğrudan hasarlı kıkırdak bölgesine gidip yapıştığı ve tamamının yeni kıkırdak hücrelerine dönüştüğü düşünülürdü. Ancak gelişen tıp teknolojisi ve yapılan araştırmalar, bu hücrelerin asıl iyileştirici gücünün parakrin sinyalizasyon ve bağışıklık düzenleyici etkilerinden kaynaklandığını göstermiştir. Kök hücreleri, hasarlı bir binada sadece tuğla ören işçiler gibi değil tüm onarım sahasını yöneten, yıkımı durduran ve yerel hücreleri çalışmaya teşvik eden usta mimarlar gibi değerlendirmek daha doğrudur.
Eklem içine nakledilen mezenkimal hücreler, ortama eksozom adı verilen mikroskobik haberci kesecikler, yapıcı sitokinler ve biyoaktif moleküller salgılar. Kireçlenmiş bir dizde eklem sıvısı içinde bulunan interlökin-bir beta ve tümör nekroz faktörü-alfa gibi maddeler kıkırdağı adeta eriterek yok eder. Kök hücrelerin salgıladığı biyoaktif maddeler bu yıkıcı enzimlerin çalışmasını baskılar ve eklem zarındaki iltihabı yani sinoviti yatıştırır.
Diz eklemlerinde kök hücre tedavisi sonrasında eklem içinde gerçekleşmesi beklenen temel biyolojik etkiler aşağıdaki gibidir:
- Eklem zarındaki kronik iltihabın baskılanması
- Kıkırdak yıkımına yol açan katabolik enzimlerin durdurulması
- Mevcut canlı kıkırdak hücrelerinin ölümünün engellenmesi
- Eklem içi aşırı sıvı birikiminin ve şişliğin dengelenmesi
- Tip iki kolajen ve proteoglikan üretiminin uyarılması
- Kıkırdak altı kemik dokusundaki ödemin azaltılması
Bu kapsamlı haberleşme mekanizması sayesinde eklem içindeki agresif yıkım döngüsü kırılır, yaşayan kıkırdak hücreleri korunur ve eklem içi doğal denge yeniden desteklenmiş olur.
Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi İle PRP Uygulaması Arasındaki Farklar Nelerdir?
Diz ağrısı nedeniyle Ortopedi ve Travmatoloji polikliniklerine başvuran hastaların en çok merak ettiği konulardan biri, PRP tedavisi ile kök hücre uygulamalarının aynı işlem olup olmadığıdır. Her iki yöntem de hastanın kendi vücudundan alınan biyolojik materyalleri kullansa da elde ediliş biçimleri, hücresel içerikleri ve etki kapasiteleri birbirinden oldukça farklıdır.
PRP, yani Trombositten Zengin Plazma uygulamasında hastanın kolundaki toplardamardan normal kan alınır ve on beş ila otuz dakikalık kısa bir santrifüj işleminden geçirilir. Elde edilen sıvıda pıhtılaşma hücreleri olan trombositler ve bunların salgıladığı büyüme faktörleri bulunur; ancak PRP sıvısının içinde kök hücre yer almaz. Etkisi, eklem içine geçici bir büyüme faktörü desteği sunmak ve hafif düzeydeki doku tahrişini yatıştırmaktır. Bu nedenle daha çok erken evre kıkırdak yumuşamalarında, hafif eklem zarı iltihaplarında ve tendon zorlanmalarında tercih edilir.
Diz eklemlerinde kök hücre tedavisi kapsamında uygulanan kemik iliği konsantresi ve yağ kaynaklı SVF işlemlerinde ise doğrudan kök hücre rezervi olan dokulardan alım yapılır. İçerisinde canlı mezenkimal kök hücreler, öncül onarım hücreleri ve bağışıklık düzenleyici hücreler bulunur. Bu hücreler eklem içine girdiklerinde ortamdaki hasarın derecesine göre sinyal üretmeye devam ederler. Dolayısıyla orta evre kireçlenmelerde, kemik iliği ödemlerinde ve derin kıkırdak hasarlarında kök hücre tedavileri PRP uygulamasına göre çok daha kapsamlı ve uzun süreli bir biyolojik destek potansiyeli taşır.
Kimler Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi İçin Uygun Adaydır?
Hücresel tedavilerden tatmin edici sonuçlar alınabilmesi, doğru hasta seçimine ve hastalığın evresinin titizlikle belirlenmesine bağlıdır. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları tedavi planlaması yaparken hastanın şikayetlerini dinler, detaylı bir fizik muayene yapar ve röntgen ile MR görüntülerini birlikte değerlendirir.
Diz kireçlenmelerinde uluslararası ölçekte kullanılan Kellgren-Lawrence radyolojik evreleme sistemi yol göstericidir. Birinci evrede yapısal hasar çok az olduğu için genellikle egzersiz, kilo kontrolü ve basit enjeksiyonlar yeterli olur. Diz eklemlerinde kök hücre tedavisi için asıl hedef kitle, ikinci ve üçüncü evre diz kireçlenmesi olan hastalardır. Eklem aralığında hafif veya orta derecede daralmanın başladığı, erken dönem kemik çıkıntılarının oluştuğu ve kıkırdak altı kemikte ödem geliştiği bu evrelerde, hücresel tedaviler iltihap döngüsünü kırarak ağrıyı azaltmakta ve protez ameliyatına olan ihtiyacı ötelemektedir.
Buna karşın, dördüncü evre olarak tanımlanan son dönem kireçlenmelerde eklem aralığı tamamen kapanmış, kıkırdak bütünüyle erimiş ve kemikler birbirine temas etmeye başlamıştır. Bu ileri aşamada eklemin biyolojik iyileşme rezervi tükendiği için kök hücre uygulamalarının yeni bir kıkırdak oluşturma şansı bulunmaz; bu hastalarda uygun tedavi seçeneği diz protezi cerrahisidir.
Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları tarafından diz eklemlerinde kök hücre tedavisi uygulanması uygun görülen başlıca hasta grupları şunlardır:
- Orta evre diz kireçlenmesi bulunan hastalar
- Kıkırdak altı kemik iliği ödemi saptanan bireyler
- Genç ve aktif hastalardaki bölgesel kıkırdak yaralanmaları
- Kapalı menisküs ameliyatı sonrası kıkırdağı korunmak istenenler
- Ameliyatsız yöntemlere yanıt vermeyen dirençli eklem içi iltihaplar
- Kemik dokusunun kanlanma bozukluğuna bağlı erken evre osteonekroz vakaları
Bölgesel kıkırdak yaralanmalarında ise Uluslararası Kıkırdak Onarım Derneği sınıflaması dikkate alınır. Kıkırdağın derin katmanlarına inen üçüncü ve dördüncü evre bölgesel hasarlarda, kök hücre uygulamaları kapalı artroskopik cerrahi ve biyolojik çatı iskeleleriyle birleştirilerek doku onarımı desteklenir.
Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Hangi Durumlarda Uygulanmaz?
Hasta güvenliğini korumak ve gerçekçi olmayan beklentilerin önüne geçmek adına kök hücre uygulamalarının yapılamayacağı durumlar net bir şekilde belirlenmiştir. Bazı tıbbi tablolar işlem için kesin engel oluştururken, bazı mekanik sorunların ise kök hücre öncesinde veya işlemle aynı anda cerrahi olarak düzeltilmesi gerekir.
Diz eklemlerinde kök hücre tedavisi uygulanmasına engel teşkil eden kesin ve göreceli durumlar şunlardır:
- Diz eklemi içinde aktif bakteriyel enfeksiyon bulunması
- Enjeksiyon veya doku alımı yapılacak cilt bölgesinde açık enfeksiyon olması
- Aktif kan veya kemik iliği kanseri gibi hematolojik hastalıklar
- Kıkırdağın tamamen bittiği dördüncü evre ileri kireçlenmeler
- Düzeltilmemiş ileri dereceli bacak eğrilikleri
- Tedavi edilmemiş ana bağ kopuklukları ve eklem gevşekliği
- Vücut kitle indeksinin otuz beşin üzerinde olduğu ileri düzey obezite
Özellikle bacakta on derecenin üzerinde içe veya dışa doğru belirgin bir eğrilik, yani O bacak veya X bacak deformitesi varsa, vücut ağırlığı dizin tek bir bölgesine aşırı yük bindirir. Bu mekanik eğrilik düzeltilmeden sadece diz içine kök hücre enjeksiyonu yapmak, anormal yüklenme devam edeceği için beklenen faydayı sağlamaz. Böyle durumlarda Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları, Yüksek Tibial Osteotomi adı verilen kemik yönlendirme ameliyatı ile bacağın yük taşıma eksenini düzeltirken aynı seansta kök hücre uygulamasını gerçekleştirerek tedavinin başarı şansını artırır.
Ameliyathanede Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Hücresel tedavilerde elde edilen hücrelerin canlılığını koruması ve enfeksiyon riskinin önlenmesi için tüm işlemler ameliyathane ortamında, steril koşullarda ve dış havayla temas etmeyen kapalı devre cihazlarla gerçekleştirilir. Hastanın konforu için işlem genellikle lokal anestezi ve hafif sedasyon altında veya gerektiğinde bölgesel anestezi ile yapılır.
Kemik iliği konsantresi hazırlanırken hasta sırtüstü veya yan pozisyonda yatırılır. Leğen kemiği bölgesi steril olarak temizlendikten ve uyuşturulduktan sonra özel iğnelerle süngerimsi kemik boşluğuna girilir. Burada hücrelerin parçalanmasını ve normal kanla seyrelmesini önlemek için tek bir noktadan hızlı çekim yapılmaz; iğne kemik içinde kademeli olarak ilerletilerek küçük porsiyonlar halinde toplam altmış ila yüz yirmi mililitre kemik iliği toplanır. Filtre edilen bu sıvı yoğunluk farkına dayalı santrifüj işleminden geçirilerek altı ila on mililitrelik saf kök hücre ve büyüme faktörü konsantresi elde edilir.
Yağ dokusu kaynaklı uygulamada ise karın veya basen bölgesine lokal uyuşturucu sıvı verildikten sonra, dokuyu zedelemeyen ince kanüller ve düşük basınçlı enjektörler yardımıyla yüz ila yüz elli mililitre yağ dokusu alınır. Kapalı sistem içinde yıkanıp kan hücrelerinden arındırılan doku, enzimatik veya mekanik ayrıştırma işlemine tabi tutulur. Kontrollü santrifüj sonrasında üstte kalan yağ tabakası uzaklaştırılır ve tüpün tabanında biriken yoğun SVF hücresel çökeltisi enjeksiyona hazır hale getirilir.
Görüntüleme Kılavuzluğu ve Kemik İçi Uygulama Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Başarısını Nasıl Etkiler?
Özenle hazırlanan hücresel konsantrenin diz içinde ihtiyaç duyulan noktaya ulaştırılması tedavinin en kritik adımlarından biridir. Görüntüleme cihazı kullanılmadan el yordamıyla yapılan enjeksiyonlarda, sıvının eklem boşluğu yerine diz kapağı altındaki yağ yastıkçığına veya çevre yumuşak dokulara kaçma ihtimali vardır. Bu durumu önlemek için Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları enjeksiyonları kas-iskelet ultrasonografisi veya anlık röntgen görüntülemesi sağlayan floroskopi eşliğinde uygular. İşlem öncesinde diz içinde şişliğe yol açan aşırı sıvı varsa önce bu sıvı çekilerek boşaltılır, ardından kök hücre konsantresi doğrudan eklem içine verilir.
Orta evre kireçlenmelerde ağrının önemli bir kaynağı da kıkırdağın hemen altındaki subkondral kemikte gelişen mikroskobik çatlaklar ve kemik iliği ödemidir. MR görüntülerinde parlak beyaz alanlar olarak görülen bu kemik içi ödemler, özellikle gece ağrılarına ve üzerine basarken oluşan şiddetli sızlamalara yol açar.
Kemik iliği ödeminin eşlik ettiği vakalarda uygulanan kombine diz eklemlerinde kök hücre tedavisi adımları şunlardır:
- Floroskopi cihazı ile ödemli kemik bölgesinin tespit edilmesi
- Özel kemik iğneleriyle kaval veya uyluk kemiğinin kıkırdak altı bölgesine ulaşılması
- Kemik iliği kök hücre konsantresinin bir kısmının doğrudan kemik içine verilmesi
- Kalan hücresel konsantrenin eklem boşluğu içine enjekte edilmesi
Hem kemik içine hem de eklem boşluğuna yapılan bu çift yönlü uygulama, kemik içindeki yüksek basıncı düşürerek kemik dokusunun kendini yenilemesini hızlandırır. Klinik gözlemler ve araştırmalar, bu kombine yaklaşımın sadece eklem içine yapılan enjeksiyonlara kıyasla diz protezi ameliyatına gidişi daha uzun süreli olarak erteleyebildiğini göstermektedir.
Artroskopik Cerrahi İle Birlikte Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Nasıl Yapılır?
Genç ve orta yaşlı hastalarda darbe veya burkulma sonrası oluşan tam kat bölgesel kıkırdak kopmalarında, sadece iğneyle eklem içine sıvı vermek oluşan kıkırdak çukurunu doldurmak için yeterli olmaz. İki santimetrekareden küçük veya büyük olan bu derin kıkırdak defektlerinde hücresel tedaviler, artroskopi adı verilen kapalı diz ameliyatlarıyla entegre edilerek uygulanır.
Klasik kapalı ameliyatlarda uygulanan mikrokırık tekniğinde, hasarlı kıkırdak tabanındaki kemiğe küçük delikler açılarak buradan sızan kanın pıhtılaşıp alanı doldurması beklenir. Ancak sadece kan pıhtısıyla oluşan bu doku, gerçek eklem kıkırdağı değil Tip bir kolajenden oluşan fibrokartilaj yani yalancı kıkırdak dokusudur. Bu doku mekanik yüklere karşı dayanıksızdır ve genellikle ameliyattan sonraki bir buçuk ila iki yıl içinde eriyerek şikayetlerin tekrarlamasına neden olur.
Modern ortopedik cerrahide ise artroskopi sırasında hasarlı kıkırdak sınırları temizlendikten ve kemik tabana mikrodelme yapıldıktan sonra, oluşan çukura kolajen veya hyalüronik asit yapılı biyolojik bir çatı iskelesi yani skafold yerleştirilir. Bu üç boyutlu örtü, hastadan alınan kemik iliği kök hücre konsantresi ile doyurulur. Çatı iskelesi hücrelerin bölgeden dağılmasını önleyerek onlara tutunacakları bir yuva sağlarken, kök hücrelerin salgıladığı sinyaller de oluşan tamir dokusunun dayanıksız yama dokusuna değil gerçeğe çok yakın olan Tip iki hyalen benzeri kıkırdak mimarisine dönüşmesine yardımcı olur. Yapılan iki yıllık klinik takip çalışmalarında, mikrokırık işlemine biyolojik iskele ve kök hücre eklenen hastalarda hem MR görüntülerindeki doku doluluk oranlarının hem de diz fonksiyon skorlarının tek başına mikrokırık yapılanlara göre belirgin şekilde daha iyi olduğu ortaya konulmuştur.
Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Sonrası İyileşme ve Fizik Tedavi Süreci Nasıldır?
Kök hücre enjeksiyonu veya biyolojik iskele ameliyatı sonrasında eklem içindeki hücrelerin canlılığını koruması, dokuya tutunması ve olgunlaşması kontrollü bir rehabilitasyon süreci gerektirir. İşlem sonrası dönemde hastaların en çok dikkat etmesi gereken kural ilaç kullanımıdır.
Diz eklemlerinde kök hücre tedavisi sonrasındaki ilk dört haftada hastaların uyması gereken temel kurallar şunlardır:
- Non-steroidal anti-enflamatuvar grubu ödem ve romatizma ilaçlarından kesinlikle uzak durulması
- Ağrı kontrolü için sadece hekimin önerdiği parasetamol türevi basit ağrı kesicilerin kullanılması
- İşlem sonrası ilk üç gün boyunca dize günde üç dört kez on beşer dakika buz uygulanması
- Sadece eklem içi enjeksiyon yapılan vakalarda ağrı sınırları içinde kademeli olarak üzerine basılması
- Artroskopik kıkırdak ve iskele onarımı yapılan vakalarda dört ila altı hafta çift koltuk değneği kullanılması
- Dizin üzerinde ani dönme hareketlerinden ve doksan dereceyi aşan derin çömelmelerden kaçınılması
Özellikle ödem söktürücü romatizma ilaçlarının ilk haftalarda kullanılmaması çok önemlidir; çünkü bu ilaçlar kök hücrelerin dokuya tutunmasını ve iyileştirici sitokin salgılamasını doğrudan baskılar.
İyileşme sürecinde uygulanan fizik tedavi programı dört aşamada ilerler. İlk iki haftalık doku koruma fazında hücresel tutunmayı bozmamak için diz sıfır ile doksan derece arasında pasif olarak hareket ettirilir ve uyluk kasını erimekten koruyan izometrik kasma egzersizleri yapılır. İkinci ve altıncı haftalar arasındaki erken yüklenme fazında tam hareket açıklığı kazanılır, dirençsiz sabit bisiklet ve havuz içi yürüyüşlere geçilir. Altıncı ve on ikinci haftalar arasındaki olgunlaşma fazında koltuk değnekleri tamamen bırakılır, kas kuvvetini ve eklem dengesini artıran dirençli egzersizlere odaklanılır. Üçüncü ve altıncı aylar sonrasında ise klinik muayene ve özel T2 haritalamalı MR kontrolleri yapılarak doku iyileşmesi değerlendirilir; uygun görülen hastalar kademeli olarak koşu ve spor aktivitelerine geri döner.
Bilimsel Kanıtlar Işığında Diz Eklemlerinde Kök Hücre Tedavisi Ne Kadar Etkili ve Güvenlidir?
Ortopedi ve Travmatoloji alanında uygulanan hücresel tedavilerin etkinliği, çok sayıda uluslararası klinik araştırma ve meta-analiz ile incelenmiştir. Ulusal ve uluslararası ortopedi literatüründeki veriler, orta evre diz kireçlenmesinde yapılan kemik iliği konsantresi uygulamalarının bir yıla uzanan takiplerde eklem ağrısını anlamlı ölçüde azalttığını ve hastaların yürüme ile merdiven inip çıkma gibi günlük fonksiyonlarını iyileştirdiğini göstermektedir. Bu çalışmalarda, ileri kireçlenmesi olan eklemlerde yaygın ve sıfırdan kalın bir kıkırdak tabakası oluşmasa bile, kemik iliği ödeminin gerilemesi ve eklem içi iltihabın durdurulması sayesinde hastaların yaşam kalitesinde belirgin bir artış sağlandığı tespit edilmiştir.
Yağ dokusu kaynaklı SVF uygulamalarını inceleyen beş randomize kontrollü çalışmanın ortak analizinde de eklem içi kök hücre enjeksiyonunun altı ila on iki aylık süreçte ağrıyı dindirmede ve fonksiyonel skorları artırmada yüz güldürücü sonuçlar verdiği saptanmıştır. Kemik iliği konsantresi ile yağ kaynaklı SVF uygulamalarını karşılaştıran on çalışmalık bir başka kapsamlı analizde ise her iki yöntemin de orta vadede başarılı olduğu, ancak yağ dokusundan elde edilen SVF sıvısının içerdiği yüksek canlı hücre sayısı ve bağışıklık düzenleyici hücreler sayesinde erken dönem ağrı kontrolünde bir miktar daha hızlı rahatlama sağlayabildiği bildirilmiştir.
Diz eklemlerinde kök hücre tedavisi sonrasında nadir de olsa karşılaşılabilecek geçici yan etkiler şunlardır:
- Kemik iliği alınan leğen kemiği bölgesinde birkaç gün süren hafif künt ağrı
- Yağ dokusu alınan karın veya basen bölgesinde geçici morluk ve hassasiyet
- Diz eklemi içinde ilk birkaç gün hissedilen dolgunluk ve hafif şişlik
- Enjeksiyon giriş noktasında kısa süreli lokal sızlama
Tamamen hastanın kendi dokuları kullanıldığı için doku reddi veya alerjik reaksiyon gibi ciddi komplikasyonlar beklenmez; görülen bu hafif yakınmalar da basit ağrı kesiciler ve soğuk uygulama ile birkaç gün içinde kendiliğinden geriler. Güncel bilimsel veriler ışığında özetlemek gerekirse; otolog kök hücre uygulamaları tamamen bitmiş bir eklemi mucizevi şekilde yenileyen bir yöntem değildir, ancak doğru hasta seçimiyle, uygun evrede, gerektiğinde bacak eğriliklerinin düzeltilmesiyle desteklenerek ve görüntüleme kılavuzluğunda uygulandığında diz ekleminin biyolojisini koruyan, ağrıyı azaltan ve protez cerrahisini güvenle ertelemeye yardımcı olan değerli bir tedavi seçeneğidir.

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

