Dizden ses gelmesi, eklem hareketi sırasında oluşan gaz kabarcıklarının patlaması, bağ ve tendonların kemik çıkıntıları üzerinden kayması veya kıkırdak yüzey düzensizlikleri nedeniyle ortaya çıkabilir. Çoğu durumda fizyolojik ve zararsızdır; ancak ağrı, şişlik veya hareket kısıtlılığı eşlik ediyorsa patolojik bir duruma işaret edebilir.
Dizden ses gelmesi neden olur sorusu, özellikle genç ve aktif bireylerde sıkça gündeme gelir. Eklem sıvısındaki basınç değişimleri krepitasyon adı verilen çıtırtı seslerine yol açabilir. Bununla birlikte menisküs lezyonları, bağ gevşekliği ve kıkırdak aşınmaları da mekanik ses oluşumuna neden olabilir.
Dizden hareket sırasında gelen ses, merdiven inip çıkarken veya çömelme esnasında belirginleşiyorsa patellofemoral eklem kaynaklı olabilir. Diz kapağının femur üzerinde düzgün kaymaması sürtünmeye ve ses oluşumuna yol açar. Bu durum kas dengesizliği ve aşırı yüklenme ile ilişkili olabilir.
Ağrısız dizden ses gelmesi genellikle klinik açıdan ciddi kabul edilmez ve tedavi gerektirmeyebilir. Ancak sesle birlikte ağrı, kilitlenme veya boşalma hissi varsa ortopedik değerlendirme önerilir. Erken tanı, olası kıkırdak hasarı ve dejeneratif süreçlerin ilerlemesini önlemede önemlidir.
Yazı İçeriği
Diz Ekleminde Ses Nasıl Oluşur?
Diz eklemi; femur (uyluk kemiği), tibia (kaval kemiği) ve patella (diz kapağı) kemiklerinden oluşur. Bu kemiklerin uçları, sürtünmeyi azaltan ve yük dağılımını sağlayan hiyalin kıkırdak tabakası ile kaplıdır. Eklem içinde ayrıca kayganlaştırıcı özellikte sinovyal sıvı bulunur.
Dizden ses oluşum mekanizmaları genellikle şu şekilde açıklanır:
- Gaz kabarcıklarının patlaması: Eklem sıvısı içinde çözünmüş halde bulunan gazların ani basınç değişikliği ile açığa çıkması sonucu ses oluşabilir. Bu durum çoğunlukla zararsızdır.
- Tendon ve bağların kemik çıkıntıları üzerinden kayması: Özellikle ani hareketlerde duyulan “tık” sesi bu mekanizmayla ilişkilidir.
- Kıkırdak yüzey bozuklukları: Pürüzsüz olması gereken eklem yüzeyinde düzensizlik oluştuğunda sürtünmeye bağlı çıtırtı duyulabilir.
Sesin fizyolojik mi yoksa patolojik mi olduğunu belirleyen temel unsur, eşlik eden klinik bulgulardır.
Ağrısız Diz Sesleri Normal midir?
Ağrı olmaksızın ortaya çıkan diz sesleri çoğu zaman fizyolojik kabul edilir. Özellikle genç bireylerde, spor yapan kişilerde veya uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra dizini hareket ettirenlerde bu tür sesler sık görülebilir.
Ağrısız krepitasyon genellikle:
- Şişlik oluşturmaz
- Hareket kısıtlılığına neden olmaz
- Günlük yaşamı etkilemez
Bu durumda çoğunlukla ileri tetkik gerekmeyebilir. Ancak sesin sıklığında artış, yeni başlayan ağrı ya da travma öyküsü varsa değerlendirme önemlidir.
Dizden Ses Gelmesine Neden Olan Patolojik Durumlar
Bazı durumlarda dizden gelen sesler altta yatan bir eklem hastalığının habercisi olabilir.
1. Kondromalazi Patella
Kondromalazi patella, diz kapağı arkasındaki kıkırdağın yumuşaması ve bozulmasıdır. Özellikle genç erişkinlerde ve sporcularda görülür. Merdiven inip çıkarken artan ön diz ağrısı ve çıtırtı hissi tipiktir.
2. Menisküs Yırtıkları
Menisküsler, diz ekleminde yük dağılımını sağlayan yarım ay şeklindeki kıkırdak yapılardır. Yırtık durumunda dizde takılma, kilitlenme hissi ve hareket sırasında ses oluşabilir. Genellikle travma sonrası ortaya çıkar.
3. Osteoartrit (Kireçlenme)
Osteoartrit, eklem kıkırdağının dejenerasyonu ile karakterize kronik bir hastalıktır. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Dizde sertlik, ağrı, şişlik ve belirgin krepitasyon tipik bulgulardır. Sabah tutukluğu genellikle kısa sürelidir.
4. Bağ ve Tendon Problemleri
Özellikle iliotibial bant sendromu gibi durumlarda tendonun kemik çıkıntıları üzerinden geçerken sürtünmesine bağlı ses duyulabilir. Sporcularda daha sık rastlanır.
Hangi Durumlarda Uzman Değerlendirmesi Gereklidir?
Aşağıdaki belirtiler dizden gelen sesle birlikte görülüyorsa ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurulması önerilir:
- Sürekli veya artan diz ağrısı
- Şişlik ve ısı artışı
- Dizde boşalma hissi
- Kilitlenme veya tam açamama
- Travma sonrası ortaya çıkan ses
Bu belirtiler, menisküs yaralanması, bağ hasarı veya ileri kıkırdak problemi gibi durumlarla ilişkili olabilir.
Tanı Süreci Nasıl İlerler?
Tanı süreci ayrıntılı bir anamnez (hasta öyküsü) ve fizik muayene ile başlar. Muayenede eklem hareket açıklığı, hassasiyet, şişlik ve stabilite değerlendirilir.
Gerekli görüldüğünde şu görüntüleme yöntemleri kullanılabilir:
- Direkt grafi (röntgen): Kemik yapının değerlendirilmesinde kullanılır.
- Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): Menisküs, bağ ve kıkırdak dokunun ayrıntılı incelenmesini sağlar.
- Ultrasonografi: Yumuşak dokuların değerlendirilmesinde yardımcı olabilir.
Her hastada ileri görüntüleme gerekmeyebilir. Klinik bulgulara göre karar verilir.
Dizden Ses Gelmesi Nasıl Yönetilir?
Tedavi yaklaşımı altta yatan nedene göre değişir. Ağrısız ve fonksiyon kaybı oluşturmayan durumlarda genellikle konservatif (cerrahi dışı) yöntemler tercih edilir.
Egzersiz ve Kas Güçlendirme
Quadriceps ve hamstring kaslarının güçlendirilmesi, diz eklemine binen yükü azaltabilir. Düzenli ve kontrollü egzersiz, patellofemoral eklem mekaniğini iyileştirebilir.
Kilo Kontrolü
Fazla kilo, diz eklemine binen mekanik yükü artırır. Vücut ağırlığının dengelenmesi osteoartrit riskini azaltmada önemli bir faktördür.
Fizik Tedavi Uygulamaları
Fizik tedavi programları; kas dengesi, esneklik ve eklem stabilitesini artırmaya yönelik planlanır.
İleri Durumlar
İleri derecede kıkırdak hasarı, menisküs yırtığı veya bağ kopması gibi durumlarda cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Ancak bu karar, hastanın yaşı, aktivite düzeyi ve klinik bulguları doğrultusunda bireysel olarak değerlendirilir.
Diz Sağlığını Korumak İçin Öneriler
- Ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçınılmalıdır.
- Egzersiz öncesi ısınma yapılmalıdır.
- Uzun süre sabit pozisyonda kalınmamalıdır.
- Uygun spor ayakkabısı tercih edilmelidir.
Bu öneriler genel koruyucu yaklaşımlardır; kişiye özel egzersiz ve tedavi planlaması uzman değerlendirmesi gerektirir.

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

