Tomografi, vücudumuzun içini adeta bir kitabın sayfalarını çevirir gibi kesit kesit görüntülememizi sağlayan devrim niteliğinde bir tanı yöntemidir. Günlük hayattan bir benzetme yapmak gerekirse, bir somun ekmeği düşünün. Onu dilimleyip her dilime ayrı ayrı baktığınızda, ekmeğin içindeki gözeneklerin dağılımını, hamurun pişme derecesini çok daha net görebilirsiniz. İşte tomografi de vücudumuzu bu şekilde “dilimleyerek” incelememize olanak tanır.
Yazı İçeriği
Tomografi Çeşitleri
Modern tıpta kullanılan farklı tomografi türleri, tıpkı bir marangozun alet çantasındaki farklı aletler gibidir – her biri belirli bir iş için özel olarak tasarlanmıştır. Bu çeşitlilik, doktorlara hastalıkları teşhis etmede büyük bir esneklik sağlar. Peki, hangi tomografi türü hangi durumda tercih edilir ve aralarındaki farklar nelerdir? Gelin bu soruların cevaplarını birlikte inceleyelim.
Bilgisayarlı Tomografi (BT/CT)
Bilgisayarlı tomografi (BT), tomografi ailesinin en yaygın üyesidir ve adeta tıbbın “çok yönlü oyuncusu” olarak kabul edilir. BT, X-ışınlarını kullanarak çalışır. Cihaz, vücudunuzun etrafında 360 derece dönerken yüzlerce X-ışını görüntüsü alır. Bu görüntüler bilgisayar tarafından işlenerek kesitsel görüntülere dönüştürülür. Saniyeler içinde tamamlanan bu işlem sonucunda, vücudunuzun incelenen bölgesinin detaylı bir haritası ortaya çıkar.
BT’nin kullanım alanları oldukça geniştir. Acil servislerde kafa travması geçiren hastalarda beyin kanaması veya kafatası kırığı araştırılırken, göğüs ağrısı şikayetiyle gelen hastalarda akciğer embolisi veya aort diseksiyonu gibi hayatı tehdit eden durumları tespit etmek için, karın ağrısı olan hastalarda apandisit, divertikülit veya böbrek taşı tanısı koymak için BT vazgeçilmez bir araçtır. Ayrıca kanser hastalarında tümörün boyutunu, yerini ve yayılımını değerlendirmek için de sıklıkla kullanılır.
Modern BT teknolojisinde önemli bir gelişme olan spiral (helikal) BT, geleneksel BT’ye göre çok daha hızlı ve detaylı görüntüler sunar. Geleneksel BT’de masa adım adım ilerlerken her adımda bir kesit alınır. Spiral BT’de ise masa sürekli hareket ederken X-ışını tüpü de sürekli döner, böylece kesintisiz bir veri akışı sağlanır. Bu sayede çekim süresi kısalır, hareket artefaktları azalır ve üç boyutlu görüntü oluşturma imkanı doğar. Özellikle nefesini tutmakta zorlanan hastalarda veya hareketli organların (kalp gibi) görüntülenmesinde spiral BT büyük avantaj sağlar.
Pozitron Emisyon Tomografisi (PET)
PET taraması, vücudun anatomisinden ziyade fonksiyonunu görüntüleyen özel bir tomografi türüdür. “Vücut ne yapıyor?” sorusuna cevap verir. Bu özelliği sayesinde özellikle onkoloji (kanser bilimi), nöroloji ve kardiyoloji alanlarında çığır açmıştır.
PET görüntüleme sırasında hastaya düşük dozda radyoaktif bir madde (radyofarmasötik) enjekte edilir. En sık kullanılan radyofarmasötik, glikozun (şeker) radyoaktif bir formudur (FDG). Kanser hücreleri normal hücrelere göre daha fazla şeker tükettiği için, bu madde kanserli dokularda daha fazla birikir. Radyoaktif madde parçalanırken pozitron adı verilen parçacıklar yayar. Bu pozitronlar vücuttaki elektronlarla karşılaşınca yok olur ve bu sırada gama ışınları ortaya çıkar. PET tarayıcısı bu gama ışınlarını tespit ederek görüntü oluşturur.
PET’in en önemli avantajı, anatomik değişiklikler ortaya çıkmadan önce metabolik değişiklikleri gösterebilmesidir. Bu özellik, özellikle kanser tedavisinin etkinliğini değerlendirmede kritik öneme sahiptir. Tedavi sonrası tümör boyutunda henüz bir küçülme olmasa bile, metabolik aktivitesinde azalma varsa, bu tedavinin işe yaradığının erken bir göstergesidir. Ayrıca PET, Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkların erken tanısında ve kalp kasının canlılığını değerlendirmede de değerli bilgiler sağlar.
Tek Foton Emisyon Bilgisayarlı Tomografi (SPECT)
SPECT, PET’e benzer şekilde vücudun fonksiyonel görüntülemesini sağlar, ancak farklı bir fiziksel prensiple çalışır. PET’te pozitron yayan radyofarmasötikler kullanılırken, SPECT’te doğrudan gama ışını yayan radyofarmasötikler kullanılır. Bu teknik fark, SPECT’in daha yaygın ve daha ekonomik olmasını sağlar, çünkü kullanılan radyofarmasötikler daha uzun ömürlüdür ve özel bir siklotron gerektirmez.
SPECT’in başlıca kullanım alanları arasında kalp perfüzyon (kanlanma) çalışmaları gelir. Koroner arter hastalığı şüphesi olan hastalarda, kalp kasının kanlanmasını değerlendirmek için SPECT miyokard perfüzyon sintigrafisi yapılır. Bu test, hem istirahat hem de egzersiz sırasında kalp kasının kanlanmasını göstererek, damar tıkanıklıklarının yerini ve ciddiyetini belirler. Ayrıca SPECT, beyin perfüzyonunu değerlendirmede (örneğin demans veya epilepsi hastalarında), kemik sintigrafisinde (kemik metastazlarını tespit etmek için) ve tiroid, paratiroid gibi endokrin bezlerin görüntülenmesinde de kullanılır.
Diğer Özel Tomografi Türleri
Tıp teknolojisindeki ilerlemeler, özel ihtiyaçlara yönelik yeni tomografi türlerinin geliştirilmesini sağlamıştır. Bunlardan biri, Manyetik Rezonans (MR) prensibine dayanan fonksiyonel MRG’dir (fMRI). Bu teknik, beynin farklı bölgelerinin aktivitesini gerçek zamanlı olarak görüntüleyebilir. Örneğin, bir matematik problemi çözerken veya bir resme bakarken beynin hangi bölgelerinin aktif olduğunu gösterebilir. Bu özelliği sayesinde nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların araştırılmasında değerli bir araç haline gelmiştir.
Bir diğer özel tomografi türü olan Optik Koherens Tomografi (OCT), göz hastalıklarının tanısında devrim yaratmıştır. Işık dalgalarını kullanarak retina ve optik sinirin mikroskobik düzeyde kesitsel görüntülerini oluşturur. Glokom, maküla dejenerasyonu ve diyabetik retinopati gibi göz hastalıklarının erken tanısında ve takibinde altın standart haline gelmiştir.
Elektron Beam Tomografi (EBT) ise özellikle koroner arter kalsifikasyonunu değerlendirmek için geliştirilmiş bir tekniktir. Kalp damarlarındaki kalsiyum birikimini ölçerek, henüz belirti vermemiş koroner arter hastalığının erken tespitine olanak tanır. Bu sayede yüksek riskli hastaların belirlenmesi ve koruyucu tedbirlerin alınması mümkün olur.
Tomografi Türlerinin Karşılaştırması
Her tomografi türünün kendine özgü güçlü ve zayıf yönleri vardır. BT, kemik yapıları ve akciğerler gibi hava içeren organları görüntülemede mükemmeldir, ancak yumuşak doku kontrastı sınırlıdır. MRG tabanlı tomografik teknikler, yumuşak doku kontrastı açısından üstündür ve radyasyon içermez, ancak çekim süresi uzundur ve klaustrofobisi olan hastalar için zorlayıcı olabilir. PET ve SPECT, fonksiyonel bilgi sağlar ancak anatomik detay açısından sınırlıdır. Bu nedenle günümüzde sıklıkla PET/BT veya PET/MR gibi hibrit sistemler kullanılarak, hem anatomik hem de fonksiyonel bilgi aynı anda elde edilir.
Radyasyon maruziyeti açısından da tomografi türleri arasında önemli farklar vardır. BT, diğer radyolojik tetkiklere göre daha yüksek radyasyon dozu içerir. Örneğin, bir göğüs BT’si yaklaşık 100-200 akciğer röntgenine eşdeğer radyasyon içerebilir. PET ve SPECT de radyoaktif maddeler kullanır, ancak bu maddeler kısa sürede vücuttan atılır. MRG tabanlı teknikler ise hiç radyasyon içermez, manyetik alan ve radyo dalgaları kullanır. Bu nedenle, özellikle çocuklarda ve hamilelerde, mümkünse radyasyon içermeyen tekniklerin tercih edilmesi önerilir.
Tomografi Nasıl Çekilir?
Tomografi çekimi, pek çok hastanın zihninde soru işaretleri oluşturan bir süreçtir. “Acaba ne yaşayacağım?”, “Ağrı duyar mıyım?”, “Ne kadar sürer?” gibi sorular akıllarda dolanır. Endişelenmeyin, bu bölümde tomografi çekim sürecini adım adım anlatacağım. Sanki yanınızda size rehberlik eden bir sağlık profesyoneli varmış gibi, işlemin tüm aşamalarını ve yaşayacaklarınızı paylaşacağım.
- İşlem Öncesi Hazırlık
Tomografi randevunuz alındıktan sonra hazırlık süreci başlar. Çekilecek tomografi türüne ve vücudunuzun hangi bölgesinin inceleneceğine bağlı olarak farklı hazırlıklar gerekebilir. Örneğin, karın bölgesi incelenecekse genellikle işlemden 4-6 saat öncesinden itibaren aç kalmanız istenebilir. Bazı durumlarda bağırsakların temizlenmesi için özel bir diyet veya laksatif kullanımı da önerilebilir. Beyin veya akciğer tomografisi gibi işlemlerde ise genellikle özel bir hazırlık gerekmez.
- Açlık ve Beslenme Düzenlemeleri
Karın ve pelvis tomografisi öncesinde genellikle 4-6 saat aç kalmanız istenir. Bu, mide ve bağırsakların boş olmasını sağlayarak daha net görüntüler elde edilmesine yardımcı olur. Ancak su içmeniz genellikle serbesttir, hatta bazen özellikle teşvik edilir çünkü iyi hidrasyon, damarlarınızın daha belirgin olmasını sağlayarak kontrast madde enjeksiyonunu kolaylaştırır. Bazı karın tomografilerinde, işlemden 1-2 saat önce içmeniz için oral kontrast madde verilebilir. Bu genellikle sulandırılmış baryum sülfat veya iyotlu bir çözeltidir ve bağırsakların daha iyi görüntülenmesini sağlar.
- İlaç Kullanımı
Düzenli kullandığınız ilaçları tomografi öncesinde alıp alamayacağınızı mutlaka doktorunuza sorun. Çoğu ilacı normal şekilde kullanmaya devam edebilirsiniz, ancak bazı özel durumlar vardır. Örneğin, metformin içeren diyabet ilaçları, kontrast madde ile birlikte kullanıldığında nadir de olsa böbrek sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, kontrastlı tomografi çekiminden 48 saat önce ve sonra bu ilaçların kesilmesi önerilebilir. Kan sulandırıcı ilaçlar genellikle tomografi için bir engel oluşturmaz, ancak biyopsi gibi ek işlemler planlanıyorsa geçici olarak kesilmeleri gerekebilir.
- Giyim ve Kişisel Eşyalar
Tomografi çekimi için hastaneye geldiğinizde, üzerinizde metal içeren hiçbir eşya bulunmamalıdır. Metal nesneler görüntüde artefaktlara (bozulmalara) neden olabilir. Bu nedenle, takılarınızı, saatinizi, gözlüklerinizi, işitme cihazınızı, diş protezlerinizi (çıkarılabiliyorsa), metal düğme veya fermuarlı kıyafetlerinizi çıkarmanız istenecektir. Size genellikle bir hastane önlüğü verilecektir. Değerli eşyalarınızı evde bırakmanız veya yanınızda güvendiğiniz bir kişiye emanet etmeniz en iyisidir. Bazı merkezlerde kilitli dolaplar da sağlanabilir.
Kontrast Madde Kullanımı
Bazı tomografi çekimlerinde kontrast madde kullanılması gerekebilir. Kontrast madde, vücudunuzdaki belirli yapıların daha net görüntülenmesini sağlayan özel bir sıvıdır. Adeta bir fotoğrafçının ışık ayarlarını değiştirerek daha net fotoğraflar çekmesi gibi, kontrast madde de radyologun vücudunuzdaki yapıları daha iyi “görmesine” yardımcı olur. Kontrast maddeler genellikle iyot veya baryum bazlıdır ve damardan, ağızdan veya rektal yoldan verilebilir.
- Kontrast Madde Öncesi Değerlendirme
Kontrast madde kullanılacaksa, işlem öncesinde bazı sorular sorularak risk değerlendirmesi yapılır. Daha önce herhangi bir maddeye karşı alerjiniz olup olmadığı, özellikle de daha önce kontrast madde alerjisi yaşayıp yaşamadığınız sorulacaktır. Ayrıca böbrek fonksiyonlarınızı değerlendirmek için kan testleri istenebilir, çünkü bazı kontrast maddeler böbrekler yoluyla atılır ve böbrek fonksiyonu bozuk olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Astım, kalp hastalığı, diyabet, multipl miyelom gibi bazı hastalıklar da kontrast madde kullanımında ek önlemler gerektirebilir.
- Kontrast Madde Uygulaması
Damardan verilen kontrast madde, genellikle kol veya el üzerindeki bir damara yerleştirilen ince bir kateter (IV hat) aracılığıyla uygulanır. Kontrast madde verilirken vücudunuzda bir sıcaklık hissi, ağzınızda metalik bir tat veya idrar yapma hissi duyabilirsiniz. Bu normal tepkilerdir ve genellikle birkaç dakika içinde geçer. Nadiren bulantı veya hafif bir döküntü gibi hafif alerjik reaksiyonlar görülebilir. Çok daha nadir olarak ciddi alerjik reaksiyonlar gelişebilir, ancak tomografi ünitelerinde bu durumları yönetmek için gerekli ilaçlar ve ekipman her zaman hazır bulundurulur.
Oral kontrast madde genellikle sulandırılmış bir sıvı olarak verilir ve içilmesi istenir. Tadı pek hoş olmayabilir, ancak bağırsakların daha iyi görüntülenmesi için önemlidir. Rektal kontrast ise, genellikle bir enema şeklinde verilir ve kolon incelemelerinde kullanılır.
Çekim Sırasında Neler Yaşanır?
Tomografi odasına girdiğinizde, karşınızda büyük bir halka şeklinde cihaz göreceksiniz. Bu halkanın ortasında, üzerine uzanacağınız hareketli bir masa bulunur. Oda genellikle serindır ve cihazın çalışma sesleri duyulabilir. Teknisyenler size pozisyon verme ve nefes tutma gibi konularda yönergeler verecektir. Çekim sırasında teknisyenler, yan odadaki kontrol odasından sizi görebilir ve sizinle iletişim kurabilir.
- Pozisyon Verme
Çekilecek vücut bölgesine göre masaya belirli bir pozisyonda yatmanız istenecektir. Örneğin, beyin tomografisi için sırtüstü yatıp başınızı özel bir yastığa yerleştirmeniz, karın tomografisi için kollarınızı başınızın üzerine kaldırmanız gerekebilir. Doğru pozisyonda hareketsiz kalmanız, net görüntüler elde edilmesi için çok önemlidir. Rahat etmeniz için gerekirse özel yastıklar, destekler veya kemerler kullanılabilir. Pozisyon verildikten sonra masa, yavaşça halkanın içine doğru hareket edecektir.
- Çekim Süreci
Masa halkanın içine girdikten sonra, cihaz etrafınızda dönmeye başlayacak ve X-ışınları gönderecektir. Bu sırada “vızıltı” veya “uğultu” gibi sesler duyabilirsiniz. Modern cihazlarda bu sesler oldukça hafiftir. Çekim sırasında tamamen hareketsiz kalmanız çok önemlidir. Bazen derin bir nefes almanız ve tutmanız istenebilir. Bu, özellikle göğüs ve karın bölgesi incelemelerinde, organların net görüntülenmesi için gereklidir. Nefes tutma komutları genellikle otomatik bir ses sistemi tarafından verilir: “Derin nefes alın… Tutun… Şimdi nefes verebilirsiniz.”
Çekim süresi, incelenen vücut bölgesine ve kullanılan cihaza bağlı olarak değişir. Modern cihazlarda basit bir beyin tomografisi 30 saniye kadar sürebilirken, tüm vücut taraması birkaç dakika sürebilir. Kontrast madde kullanılıyorsa, bazen kontrast öncesi ve sonrası olmak üzere iki ayrı çekim yapılabilir, bu da toplam süreyi uzatır.
- İletişim ve Konfor
Çekim boyunca teknisyenle iletişim halinde olacaksınız. Odada bir mikrofon ve hoparlör sistemi bulunur, böylece siz teknisyeni, teknisyen de sizi duyabilir. Ayrıca elinize acil durum butonu verilecektir. Herhangi bir rahatsızlık, nefes darlığı, bulantı veya alerjik reaksiyon hissederseniz bu butona basarak işlemi durdurabilirsiniz. Kapalı alan korkusu (klostrofobi) olan hastalar için, cihazın açık tasarımlı olması veya sakinleştirici ilaçlar kullanılması gibi seçenekler değerlendirilebilir.
Özel Durumlar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Hamilelik
Hamilelik, tomografi çekimi için genellikle bir kontrendikasyon oluşturur, çünkü X-ışınları gelişmekte olan fetüs için zararlı olabilir. Hamile olduğunuzu biliyorsanız veya hamile olma ihtimaliniz varsa, bunu mutlaka önceden bildirmelisiniz. Acil durumlarda, fayda-zarar dengesi gözetilerek ve mümkün olan en düşük radyasyon dozu kullanılarak tomografi çekilebilir. Alternatif olarak, ultrason veya MRG gibi radyasyon içermeyen görüntüleme yöntemleri tercih edilebilir.
- Çocuk Hastalar
Çocuklar, radyasyona karşı yetişkinlerden daha duyarlıdır ve vücut ölçüleri daha küçük olduğundan, aynı görüntüleme için daha az radyasyon dozu yeterlidir. Bu nedenle, çocuklarda tomografi çekilirken özel pediatrik protokoller uygulanır. Çocuğun yaşına ve durumuna bağlı olarak, hareketsiz kalmasını sağlamak için sedasyon veya genel anestezi gerekebilir. Ebeveynler genellikle çekim odasında çocuklarına eşlik edebilir, ancak kurşun önlük giymeleri gerekir.
- Klostrofobi
Kapalı alan korkusu olan hastalar için tomografi çekimi stresli olabilir. Ancak, BT cihazları MRG cihazlarına göre daha açık tasarıma sahiptir ve çekim süresi çok daha kısadır. Yine de ciddi klostrofobisi olan hastalarda, işlem öncesinde hafif bir sakinleştirici verilebilir. Ayrıca, gözlerin kapatılması, sevilen bir müziğin düşünülmesi veya nefes egzersizleri gibi rahatlama teknikleri de yardımcı olabilir.
İşlem Sonrası
Tomografi çekimi tamamlandıktan sonra hemen normal aktivitelerinize dönebilirsiniz. Kontrast madde kullanılmadıysa, hiçbir kısıtlama olmadan günlük yaşamınıza devam edebilirsiniz. Kontrast madde kullanıldıysa, bu maddenin vücuttan atılmasını hızlandırmak için bol su içmeniz önerilir. Damar yolunuz çıkarılacak ve giriş yerine kısa süre baskı uygulanacaktır. Nadiren, giriş yerinde küçük bir morluk oluşabilir, ancak bu birkaç gün içinde kendiliğinden geçer.
- Sonuçların Değerlendirilmesi
Tomografi görüntüleri, bir radyolog tarafından değerlendirilir ve rapor haline getirilir. Raporlama süresi, merkezden merkeze ve incelemenin karmaşıklığına göre değişir, ancak genellikle 24-48 saat içinde sonuçlar hazır olur. Acil durumlarda, sonuçlar çok daha hızlı, bazen dakikalar içinde değerlendirilebilir. Sonuçlarınızı nasıl alacağınız konusunda merkez personeli size bilgi verecektir. Bazı merkezler sonuçları online sistemler üzerinden paylaşırken, bazıları fiziksel olarak rapor ve CD/DVD teslim eder.
- Olası Yan Etkiler
Tomografi çekiminin kendisi genellikle hiçbir yan etkiye neden olmaz. Ancak kontrast madde kullanıldıysa, bazı yan etkiler görülebilir. En sık görülen yan etkiler, enjeksiyon yerinde ağrı veya morluk, hafif bulantı, baş ağrısı veya baş dönmesidir. Bu belirtiler genellikle kısa sürede kendiliğinden geçer. Nadiren, kontrast maddeye karşı geç alerjik reaksiyonlar (1-7 gün sonra) gelişebilir. Bunlar genellikle cilt döküntüsü, kaşıntı veya hafif ateş şeklindedir. Çok daha nadir olarak, kontrast madde böbrek fonksiyonlarını etkileyebilir (kontrast nefropatisi). Bu risk, özellikle önceden böbrek hastalığı olan, diyabetli veya yaşlı hastalarda daha yüksektir.
Şu belirtilerden herhangi biri gelişirse hemen tıbbi yardım almalısınız: şiddetli döküntü veya kaşıntı, yüz, dudak veya boğazda şişme, nefes almada zorluk, göğüs ağrısı, hızlı kalp atışı veya baygınlık hissi.
Tomografinin Kullanım Alanları
Tomografi, modern tıbbın adeta “görebilen eli” gibidir. Vücudumuzun en derin noktalarını bile net bir şekilde görüntüleyerek, doktorlara hastalıkları teşhis etme, tedavileri planlama ve sonuçları değerlendirme imkanı sunar. Peki bu güçlü tanı aracı hangi durumlarda ve hangi hastalıkların tanısında kullanılır? Gelin, tomografinin tıbbın farklı alanlarındaki kullanımlarını birlikte inceleyelim.
- Acil Tıpta Tomografi
Acil servislerde, hızlı ve doğru tanı hayat kurtarır. Tomografi, bu ortamda adeta bir “süper kahraman” gibi görev yapar. Özellikle travma hastalarında, vücuttaki gizli hasarları saniyeler içinde ortaya çıkarabilir. Çoklu travma geçiren bir hastayı düşünün – trafik kazası sonrası acile getirilmiş, bilinci kapalı ve vital bulguları dengesiz. Bu hastada iç kanama mı var? Beyin kanaması mı? Omurga kırığı mı? Akciğer yaralanması mı? Tüm bu soruların cevabını dakikalar içinde verebilen tek görüntüleme yöntemi tomografidir.
“Travma tomografisi” olarak da bilinen bu protokolde, hastanın başından pelvisine kadar tüm vücudu hızlıca taranır. Bu sayede hayatı tehdit eden yaralanmalar hızla tespit edilir ve müdahale önceliği belirlenir. Örneğin, dalak rüptürü gibi acil cerrahi gerektiren bir durum varsa, hasta doğrudan ameliyathaneye alınabilir.
- Akut Karın Ağrısı
Şiddetli karın ağrısıyla acile başvuran bir hasta için tanı koymak bazen bir bulmaca çözmek gibidir. Apandisit mi? Divertikülit mi? Böbrek taşı mı? Bağırsak tıkanıklığı mı? Karın içi apse mi? Tomografi, bu bulmacayı çözmede en değerli araçtır. Özellikle kontrastlı batın tomografisi, karın içi organların detaylı görüntülerini sağlayarak doğru tanıya ulaşmayı kolaylaştırır.
Örneğin, apandisit şüphesi olan bir hastada, tomografi apendiksin kalınlaşmış olduğunu, çevresinde inflamasyon bulunduğunu ve bazen içinde fekalit (dışkı taşı) olduğunu gösterebilir. Bu bulgular, cerrahın ameliyat kararı vermesini sağlar. Ya da böbrek taşı olan bir hastada, taşın boyutu, yeri ve üriner sistemde tıkanıklık olup olmadığı net olarak görüntülenebilir. Bu bilgiler, tedavi yaklaşımını belirlemede kritik öneme sahiptir.
- Göğüs Ağrısı ve Solunum Sıkıntısı
Göğüs ağrısı ve nefes darlığı, acil servislerin en sık karşılaştığı şikayetlerdendir ve potansiyel olarak hayatı tehdit eden durumların habercisi olabilir. Pulmoner emboli (akciğer damarlarında pıhtı), aort diseksiyonu (ana atardamarın iç tabakasının yırtılması) ve pnömotoraks (akciğerin sönmesi) gibi acil müdahale gerektiren durumların tanısında tomografi altın standarttır.
Pulmoner emboli şüphesi olan bir hastada, kontrastlı toraks BT anjiyografi yapılır. Bu incelemede, kontrast madde damar içinde ilerlerken, pıhtı varsa o bölgede dolum defekti (boşluk) olarak görünür. Aort diseksiyonu şüphesinde ise, aortun tüm seyri boyunca incelenmesi gerekir. Tomografi, aort duvarındaki yırtığı ve oluşan “yalancı lümen”i net olarak gösterir. Bu bilgiler, kardiyovasküler cerrahın acil ameliyat kararı vermesini sağlar.
Onkolojide Tomografi
Kanser tanı ve takibinde tomografi merkezi bir rol oynar. Tümörün ilk tespitinden evrelemeye, tedavi planlamasından tedavi yanıtının değerlendirilmesine kadar onkolojik sürecin her aşamasında tomografiden yararlanılır.
Kanser evrelemesi, tedavi planını belirleyen en önemli faktördür. Tomografi, tümörün boyutunu, çevre dokulara yayılımını ve uzak metastazları (diğer organlara yayılım) göstererek evreleme yapılmasını sağlar. Örneğin, akciğer kanseri olan bir hastada, tümörün boyutu, mediastinal lenf nodlarına yayılımı ve karaciğer, beyin gibi organlarda metastaz olup olmadığı tomografi ile değerlendirilir. Bu bilgiler, hastanın cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi seçeneklerinden hangisine uygun olduğunu belirler.
- Akciğer Kanseri Taraması
Akciğer kanseri, erken evrede genellikle belirti vermez ve bu nedenle çoğu hasta tanı aldığında hastalık ileri evrededir. Ancak düşük doz BT ile yapılan tarama programları, risk grubundaki kişilerde (uzun süreli sigara içenler) erken evre akciğer kanserinin tespitini mümkün kılar. Araştırmalar, bu tarama programlarının akciğer kanserine bağlı ölümleri %20’ye kadar azaltabileceğini göstermiştir.
Düşük doz BT taraması, standart BT’ye göre daha az radyasyon içerir ve nodül (küçük yumru) tespitinde oldukça duyarlıdır. 55-80 yaş arası, en az 30 paket/yıl sigara içmiş ve halen içen veya son 15 yıl içinde bırakmış kişilere yıllık tarama önerilmektedir.
- Tedavi Planlaması
Tomografi, kanser tedavisinin planlanmasında da kritik rol oynar. Radyoterapi öncesinde, ışınların tam olarak tümöre yönlendirilmesi ve sağlıklı dokuların korunması için detaylı tomografi görüntüleri kullanılır. Cerrahi öncesinde, operasyonun teknik detayları ve olası zorluklar tomografi sayesinde öngörülebilir. Ayrıca, biyopsi işlemlerinde de tomografi rehberliği kullanılarak, iğnenin tam olarak tümöre yönlendirilmesi sağlanır.
Nörolojik Hastalıklarda Tomografi
Beyin ve sinir sistemi hastalıklarının tanısında tomografi sıklıkla ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Özellikle acil durumlarda, hızlı sonuç vermesi nedeniyle MRG’ye tercih edilir.
İnme, nörolojik acillerin başında gelir ve “zaman beyindir” prensibi geçerlidir. İskemik inme (damar tıkanıklığına bağlı) ve hemorajik inme (kanamaya bağlı) ayrımı, tedavi yaklaşımını tamamen değiştirir. BT, bu ayrımı saniyeler içinde yapabilir. İskemik inmede, erken dönemde BT normal görünebilir veya hafif değişiklikler gösterebilir. Hemorajik inmede ise kanama alanı hemen fark edilir. İskemik inmede, uygun hastalarda trombolitik tedavi (pıhtı eritici) uygulanabilir, ancak bu tedavi hemorajik inmede kontrendikedir ve hayati tehlike oluşturabilir. Bu nedenle, doğru tanı hayat kurtarıcıdır.
- Akut İnme
İskemik inme tanısında, kontrastsız beyin BT ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Kanama dışlandıktan sonra, BT anjiyografi ile tıkalı damar tespit edilebilir ve BT perfüzyon ile kurtarılabilir beyin dokusu değerlendirilebilir. Bu bilgiler, trombektomi (pıhtının mekanik olarak çıkarılması) gibi ileri tedavi seçeneklerine karar vermede yol göstericidir.
İnme tedavisinde “zaman penceresi” kavramı önemlidir. İskemik inmede, belirtilerin başlamasından sonraki ilk 4.5 saat içinde trombolitik tedavi uygulanabilir. Bu süre geçtikten sonra, tedavinin riskleri faydalarından fazla olabilir. Ancak BT perfüzyon gibi ileri görüntüleme teknikleri, bazı hastalarda bu zaman penceresinin 24 saate kadar uzatılabileceğini göstermiştir.
- Baş Ağrısı Değerlendirmesi
Her baş ağrısı için görüntüleme gerekmez, ancak bazı “kırmızı bayraklar” varlığında tomografi gerekli olabilir. Ani başlayan şiddetli baş ağrısı (“hayatımın en kötü baş ağrısı”), nörolojik defisit (güçsüzlük, konuşma bozukluğu), bilinç değişikliği, ateş veya travma öyküsü olan hastalarda beyin BT çekilmelidir.
Subaraknoid kanama şüphesinde, kontrastsız beyin BT ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Kanama, sisternlerde ve sulkuslarda hiperdens (beyaz) görünüm olarak tespit edilir. BT’nin negatif olduğu ancak klinik şüphenin devam ettiği durumlarda, lomber ponksiyon yapılabilir.
Kardiyovasküler Hastalıklarda Tomografi
Kalp ve damar hastalıklarının tanısında tomografi giderek daha fazla kullanılmaktadır. Özellikle koroner BT anjiyografi, invaziv olmayan bir şekilde kalp damarlarının değerlendirilmesini sağlar.
- Koroner Arter Hastalığı
Koroner BT anjiyografi, koroner arterlerdeki darlıkları ve plakları göstermek için kullanılır. Özellikle düşük-orta risk grubundaki hastalarda, invaziv koroner anjiyografiye alternatif olarak tercih edilebilir. İşlem sırasında, kontrast madde damar içinde ilerlerken, kalbin hızlı görüntüleri alınır ve üç boyutlu rekonstrüksiyonlar oluşturulur.
Kalsiyum skorlama ise, koroner arterlerdeki kalsiyum birikimini ölçen özel bir BT tekniğidir. Kalsiyum skoru, ateroskleroz (damar sertliği) varlığını ve şiddetini gösterir ve gelecekteki kardiyovasküler olay riskini tahmin etmede yardımcı olur. Yüksek kalsiyum skoru olan hastalarda, yaşam tarzı değişiklikleri ve preventif tedaviler daha agresif bir şekilde uygulanabilir.
Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları
Kemik ve eklem problemlerinde tomografi detaylı anatomik bilgi sağlar. Özellikle kompleks kırıklar, eklem içi kırıklar ve omurga patolojilerinde tercih edilir.
- Spinal Patolojiler
Bel ve boyun fıtığı, spinal stenoz (omurilik kanalının daralması) ve vertebra kırıkları gibi omurga hastalıklarının tanısında tomografi önemli bilgiler sağlar. Özellikle kemik yapıların değerlendirilmesinde MRG’den üstündür. Cerrahi planlama öncesinde, omurganın üç boyutlu anatomisini göstermek için sıklıkla tomografiden yararlanılır.
Örneğin, lomber spinal stenoz olan bir hastada, BT faset eklemlerdeki hipertrofiyi (büyümeyi), ligamentum flavum kalınlaşmasını ve disk protrüzyonlarını gösterebilir. Bu bilgiler, cerrahın dekompresyon (basıyı kaldırma) işleminin kapsamını belirlemesine yardımcı olur.
- Gastrointestinal Sistem
Sindirim sistemi hastalıklarında tomografi kapsamlı değerlendirme imkanı sunar. İnflamatuar bağırsak hastalıkları, bağırsak tıkanıklıkları, divertikülit, pankreatit ve karaciğer hastalıkları gibi durumların tanısında sıklıkla kullanılır.
Crohn hastalığı gibi inflamatuar bağırsak hastalıklarında, BT enterografi adı verilen özel bir teknik uygulanır. Bu incelemede, oral kontrast madde içirilerek bağırsaklar distande edilir (genişletilir) ve ince bağırsak duvarındaki kalınlaşma, ülserler, fistüller ve apseler gibi patolojiler değerlendirilir.
Karaciğer hastalıklarında, üç fazlı karaciğer BT protokolü uygulanır. Bu incelemede, kontrast madde verildikten sonra arteriyel faz, portal venöz faz ve geç faz görüntüleri alınır. Bu sayede, hepatoselüler karsinom gibi tümörler, hemanjiom gibi benign lezyonlar ve karaciğer sirozu gibi diffüz hastalıklar değerlendirilebilir.
- Ürogenital Sistem
Böbrek, mesane ve üreme organlarının değerlendirilmesinde tomografi önemli bilgiler sağlar. Böbrek taşları, üriner obstrüksiyon, böbrek tümörleri ve jinekolojik patolojiler gibi durumların tanısında sıklıkla kullanılır.
Böbrek taşı şüphesinde, kontrastsız BT ürografi altın standart görüntüleme yöntemidir. Bu incelemede, taşlar hiperdens (beyaz) yapılar olarak görünür ve boyutları, yerleri ve üriner sistemde tıkanıklık olup olmadığı değerlendirilir. Bu bilgiler, taşın kendiliğinden düşme olasılığını tahmin etmede ve tedavi yaklaşımını belirlemede (ESWL, üreteroskopi, perkütan nefrolitotomi) yardımcı olur.
- Pediatrik Kullanım
Çocuklarda tomografi kullanımı özel dikkat gerektirir, çünkü çocuklar radyasyona karşı daha duyarlıdır ve yaşam boyu kanser riski daha yüksektir. Bu nedenle, pediatrik BT protokolleri, “ALARA” (As Low As Reasonably Achievable – Makul Olarak Ulaşılabilecek En Düşük Doz) prensibine göre tasarlanır.
Çocuklarda tomografi, genellikle travma, konjenital anomaliler, tümörler ve enfeksiyonlar gibi durumların değerlendirilmesinde kullanılır. Mümkün olduğunda, ultrason veya MRG gibi radyasyon içermeyen alternatif görüntüleme yöntemleri tercih edilir.
Girişimsel İşlemlerde Rehberlik
Tomografi sadece tanı amaçlı değil, tedavi amaçlı girişimsel işlemlerde de kullanılır. BT rehberliğinde biyopsi, apse drenajı, vertebroplasti ve radyofrekans ablasyon gibi işlemler yapılabilir.
BT rehberliğinde biyopsi, özellikle derin yerleşimli lezyonlarda tercih edilir. İşlem sırasında, BT görüntüleri kullanılarak biyopsi iğnesi lezyona doğru yönlendirilir ve doku örneği alınır. Bu sayede, minimal invaziv bir şekilde tanı konulabilir ve açık cerrahi biyopsiden kaçınılabilir.
BT rehberliğinde apse drenajı, derin yerleşimli apselerin tedavisinde kullanılır. BT görüntüleri kullanılarak, drenaj kateteri apseye yerleştirilir ve içindeki püy boşaltılır. Bu sayede, açık cerrahi drenaja gerek kalmadan enfeksiyon tedavi edilebilir.
- Kontrol ve Takip
Tedavi sonrası takipte tomografinin rolü büyüktür. Özellikle kanser hastalarında, tedavi yanıtının değerlendirilmesi ve nüks (tekrarlama) tespiti için düzenli aralıklarla tomografi çekilir.
Kanser tedavisi sonrası yanıt değerlendirmesinde, RECIST (Response Evaluation Criteria in Solid Tumors – Solid Tümörlerde Yanıt Değerlendirme Kriterleri) gibi standart kriterler kullanılır. Bu kriterlere göre, tümör boyutundaki değişiklikler ölçülerek tam yanıt, kısmi yanıt, stabil hastalık veya progresif hastalık olarak sınıflandırılır.
Tarama Programları
Bazı hastalıkların erken tanısı için tomografi tarama programları uygulanır. Akciğer kanseri taraması, kolonografi ve kardiyak tarama programları bunlara örnektir.
BT kolonografi (sanal kolonoskopi), kolon poliplerinin ve kolon kanserinin tespiti için kullanılan bir tarama yöntemidir. Konvansiyonel kolonoskopiye alternatif olarak, özellikle kolonoskopi yapılamayan veya tamamlanamayan hastalarda tercih edilebilir. İşlem sırasında, bağırsaklar hava ile distande edilir ve ince kesitli BT görüntüleri alınır. Bu görüntülerden üç boyutlu rekonstrüksiyonlar oluşturularak, kolonun iç yüzeyi değerlendirilir.
Tomografinin kullanım alanları bu kadar geniş olmasına rağmen, her durumda tomografi çekilmesi gerekmez. Doktorunuz, sizin durumunuza en uygun görüntüleme yöntemini, potansiyel faydaları ve riskleri değerlendirerek seçecektir. Önemli olan, tomografinin doğru endikasyonla, doğru zamanda kullanılmasıdır. Bu sayede hem gereksiz radyasyon maruziyetinden kaçınılır hem de en doğru tanıya en kısa sürede ulaşılır.

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

