PRP, yani “Platelet Rich Plasma” (Trombositten Zengin Plazma), son yıllarda ortopedi dünyasında adeta bir yıldız gibi parlayan bir tedavi yöntemidir. Basitçe ifade etmek gerekirse, kendi kanınızdan elde edilen ve vücudunuzun doğal iyileşme mekanizmalarını hızlandıran konsantre bir sıvıdır. Peki bu sihirli sıvı nasıl elde edilir ve içinde neler vardır?
Öncelikle kanımızın yapısını anlamak gerekir. Kanımız, tıpkı bir orkestra gibi farklı enstrümanların bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık bir yapıdır. Bu orkestranın üyeleri şunlardır:
- Plazma: Kanın sıvı kısmıdır ve hacimce yaklaşık %55’ini oluşturur. İçinde su, proteinler, hormonlar, vitaminler ve mineraller yüzer. Adeta kanın taşıma sistemidir.
- Kırmızı kan hücreleri (Eritrositler): Sayıca en fazla olan hücrelerdir. İçlerindeki hemoglobin sayesinde akciğerlerden aldıkları oksijeni vücudun en ücra köşelerine taşırlar. Kanımıza kırmızı rengini veren de bunlardır.
- Beyaz kan hücreleri (Lökositler): Vücudun savunma ordusudur. Bakterileri, virüsleri ve diğer zararlı mikroorganizmaları tespit edip yok ederler.
- Trombositler (Plateletler): İşte PRP tedavisinin asıl kahramanları! Bu küçük hücreler normalde kanama durdurmakla görevlidir. Bir kesik olduğunda hemen olay yerine koşar ve birbirlerine yapışarak kan kaybını önlerler. Ancak görevleri bununla sınırlı değildir.
PRP tedavisini bu kadar özel yapan, trombositlerin içinde bulunan “büyüme faktörleri” adı verilen biyoaktif proteinlerdir. Bu faktörleri, vücudun tamir ekibinin kullandığı özel aletler gibi düşünebilirsiniz. Her biri farklı bir göreve sahiptir:
- PDGF (Platelet Derived Growth Factor): Hücre bölünmesini ve çoğalmasını tetikler. Adeta “çoğalın” emrini verir.
- TGF-β (Transforming Growth Factor Beta): Kollajen üretimini artırır. Kollajen, dokularımızın ana yapı malzemesidir, tıpkı binaların çelik iskeleti gibi.
- VEGF (Vascular Endothelial Growth Factor): Yeni kan damarlarının oluşumunu sağlar. Böylece hasarlı bölgeye daha fazla oksijen ve besin taşınır.
- EGF (Epidermal Growth Factor): Hücre yenilenmesini hızlandırır ve doku onarımını destekler.
- IGF (Insulin-like Growth Factor): Özellikle kas ve kemik dokusunun iyileşmesinde rol oynar.
Yazı İçeriği
PRP nasıl hazırlanır?
Süreç, kolunuzdan alınan 15-60 ml kan ile başlar. Bu miktar, yaklaşık 1-4 yemek kaşığı kadardır. Alınan kan, özel tüplere konularak santrifüj adı verilen bir cihaza yerleştirilir. Bu cihaz, tüpleri dakikada binlerce kez döndürerek kanın bileşenlerini yoğunluklarına göre ayırır.
Santrifüj işlemi sonunda tüpte üç katman oluşur: En altta ağır olan kırmızı kan hücreleri, ortada ince bir tabaka halinde beyaz kan hücreleri ve trombositler (buffy coat), en üstte ise sarımsı renkte plazma. İşte bu orta tabakadaki trombositler ve bir miktar plazma alınarak PRP elde edilir.
Normal kanda milimetreküpte 150.000-350.000 trombosit bulunurken, iyi hazırlanmış bir PRP’de bu sayı 1.000.000’un üzerine çıkar. Yani PRP, normal kandan 3-5 kat daha fazla trombosit içeren konsantre bir üründür.
PRP’nin farklı hazırlama yöntemleri ve konsantrasyon seviyeleri vardır. Bazı sistemler lökositten zengin PRP (L-PRP) üretirken, diğerleri lökositten fakir PRP (P-PRP) üretir. Hangisinin daha etkili olduğu, tedavi edilecek hastalığa göre değişir. Örneğin, tendon yaralanmalarında lökositten fakir PRP tercih edilirken, enfeksiyon riski olan durumlarda lökositten zengin PRP daha avantajlı olabilir.
Bu tedavinin en büyük avantajı, tamamen kendi kanınızdan elde edilmesidir. Yani vücudunuz tarafından “yabancı” olarak algılanıp reddedilme riski yoktur. Ayrıca herhangi bir kimyasal madde veya ilaç içermediği için alerjik reaksiyon riski de minimum düzeydedir. Doğal bir tedavi yöntemi arayanlar için ideal bir seçenektir.
PRP enjekte edildiğinde ne olur? Trombositler hasarlı dokuyla temas ettiklerinde aktive olur ve içlerindeki büyüme faktörlerini salarlar. Bu faktörler, çevredeki kök hücreleri uyararak bölgeye çeker ve onları hasarlı dokuyu onarmak üzere programlar. Böylece vücudun doğal iyileşme süreci hızlanır ve güçlenir. Bu süreci, bir inşaat alanına malzeme ve işçi takviyesi yapmaya benzetebiliriz.
PRP’nin Doku İyileşmesindeki Bilimsel Etki Mekanizması
PRP’nin nasıl çalıştığını anlamak için önce vücudumuzun doğal iyileşme sürecini bilmemiz gerekir. Bir doku yaralandığında, vücudumuz adeta bir inşaat şantiyesi gibi çalışmaya başlar. Bu şantiyede üç ana aşama vardır:
- Enflamasyon (İltihap) Aşaması (İlk 1-3 gün):
Bu aşama, yaralanmadan hemen sonra başlar. Tıpkı bir inşaat alanında önce hasarlı yapıların temizlenmesi gibi, vücut da hasarlı dokuları temizlemeye başlar. Bölgede kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve ağrı oluşur. Bu belirtiler, aslında vücudun iyileşme sürecini başlattığının işaretleridir. Beyaz kan hücreleri bölgeye akın eder ve hasarlı dokuları temizler. - Proliferasyon (Çoğalma) Aşaması (3-21 gün):
Temizlik işlemi tamamlandıktan sonra, yeni dokunun inşası başlar. Fibroblast adı verilen özel hücreler bölgeye gelir ve kollajen üretmeye başlar. Yeni kan damarları oluşur, böylece bölgeye daha fazla oksijen ve besin taşınır. Bu aşamada doku henüz tam güçlü değildir, tıpkı kurumamış beton gibi. - Yeniden Şekillenme Aşaması (21 gün – 2 yıl):
Son aşamada, yeni oluşan doku olgunlaşır ve güçlenir. Kollajen lifleri düzenlenir ve dokunun eski gücüne kavuşması sağlanır. Bu aşama, inşaatın son rötuşlarının yapıldığı döneme benzer.
PRP tedavisi, bu doğal süreci nasıl etkiler? Adeta doğal iyileşme sürecine “turbo” takar!
Enflamasyon Aşamasında PRP’nin Etkisi:
Normal bir yaralanmada, bölgeye ilk ulaşan hücreler trombositlerdir. PRP enjeksiyonu ile bu bölgeye normal durumun 3-5 katı trombosit gönderiyoruz. Bu, yangın söndürme ekibine takviye göndermek gibidir.
Trombositler aktive olduklarında, içlerindeki alfa granülleri adı verilen depo keseciklerini boşaltır. Bu granüller, iyileşme için gerekli tüm büyüme faktörlerini içerir. Ayrıca “kemokin” adı verilen sinyal molekülleri de salgılanır. Bu moleküller, adeta bir çağrı merkezi gibi çalışarak diğer iyileştirici hücreleri bölgeye davet eder.
Muayenehanemde sıkça gözlemlediğim bir durum: PRP enjeksiyonu yapılan hastalar genellikle ilk 24-48 saat içinde hafif bir ağrı artışı yaşar. Bu, trombositlerin aktive olduğunun ve iyileşme sürecinin hızlandığının bir işaretidir. Hastalara her zaman “Bu ağrı, tedavinin çalıştığını gösterir” derim.
Proliferasyon Aşamasında PRP’nin Etkisi:
Bu aşamada, PRP’deki büyüme faktörleri asıl görevlerini yapar. Her büyüme faktörü, belirli hücre tiplerini uyarır:
- PDGF, fibroblastları uyararak kollajen üretimini başlatır. Kollajen, tendon ve bağların ana yapı taşıdır.
- VEGF, yeni kan damarlarının oluşmasını sağlar. Bu, hasarlı bölgeye daha fazla oksijen ve besin gitmesini sağlar.
- TGF-β, hücre dışı matriksin yeniden oluşmasını düzenler. Bu matriks, hücreleri bir arada tutan yapıştırıcı gibidir.
- IGF, kas hücrelerinin çoğalmasını ve olgunlaşmasını destekler.
Klinik pratiğimde, özellikle kronik tendon yaralanmalarında PRP’nin bu aşamada çok etkili olduğunu gözlemliyorum. Yıllardır iyileşmeyen tendon yaralanmaları, PRP enjeksiyonundan 2-3 hafta sonra belirgin şekilde iyileşmeye başlar.
Yeniden Şekillenme Aşamasında PRP’nin Etkisi:
İyileşmenin son aşamasında, yeni oluşan doku güçlendirilir ve yeniden şekillendirilir. PRP’deki büyüme faktörleri, kollajen liflerinin düzgün dizilmesini sağlar. Bu, dokunun eski gücüne ve esnekliğine kavuşması için kritik öneme sahiptir.
Spor hekimliği pratiğimde, PRP tedavisi sonrası rehabilitasyon programlarının bu aşamada çok önemli olduğunu vurgularım. Doğru egzersizlerle yeni oluşan dokunun fonksiyonel olarak iyileşmesi sağlanır.
PRP’nin Hücresel Düzeydeki Etkileri:
PRP sadece büyüme faktörleri sağlamakla kalmaz, aynı zamanda hücrelerin davranışını da değiştirir:
- Kök Hücre Aktivasyonu: PRP, bölgedeki mezenkimal kök hücreleri uyarır. Bu hücreler, vücudun “joker kartları” gibidir; ihtiyaca göre kemik, kıkırdak veya tendon hücrelerine dönüşebilirler. Örneğin, bir kıkırdak hasarında PRP enjeksiyonu yapıldığında, kök hücreler kıkırdak hücrelerine dönüşmeye yönlendirilir.
- Anti-enflamatuar Etki: PRP, aşırı enflamasyonu kontrol eder. Kronik tendinopatilerde (tendon iltihabı) görülen aşırı enflamasyon, iyileşmeyi engeller. PRP, enflamasyonu optimal seviyeye getirerek iyileşme ortamını düzenler.
- Matriks Sentezi: Hücre dışı matriksin üretimini artırır. Bu matriks, hücreleri destekleyen ve dokuya güç veren iskele gibidir. Özellikle tendon ve bağ yaralanmalarında, güçlü bir matriks oluşumu iyileşme için şarttır.
- Apoptozun Azaltılması: PRP, programlı hücre ölümünü (apoptoz) azaltarak sağlıklı hücrelerin yaşam süresini uzatır. Bu, özellikle kıkırdak dokusunda önemlidir çünkü kıkırdak hücreleri sınırlı sayıdadır ve yenilenmeleri zordur.
Ortopedik Hastalıklarda PRP’nin Özel Etkileri:
Ortopedik dokularda PRP’nin etkileri, dokuya özgü farklılıklar gösterir:
- Tendon dokusunda: Tenositleri uyararak kollajen tip I üretimini artırır. Tendonlar büyük oranda kollajen tip I’den oluşur ve bu protein tendonlara çekme gücü kazandırır. Aşil tendonu, patellar tendon ve lateral epikondilit (tenisçi dirseği) gibi tendon sorunlarında PRP’nin etkinliği bu mekanizma ile açıklanır.
- Kıkırdak dokusunda: Kondrositleri uyararak proteoglikan sentezini artırır. Proteoglikanlar, kıkırdağın su tutma kapasitesini belirler ve böylece şok emici özelliğini sağlar. Diz osteoartriti gibi kıkırdak hasarlarında PRP’nin ağrıyı azaltması ve fonksiyonu iyileştirmesi bu yolla gerçekleşir.
- Kemik dokusunda: Osteoblastları uyararak kemik oluşumunu hızlandırır. Kırık iyileşmesinde veya kemik erimesi durumlarında PRP, yeni kemik oluşumunu destekler.
PRP’nin moleküler düzeyde etki mekanizması oldukça karmaşıktır. Büyüme faktörleri, hücre zarındaki reseptörlere bağlanarak hücre içi sinyal yolaklarını aktive eder. Bu yolaklar, hücre çekirdeğindeki gen ekspresyonunu değiştirir ve böylece hücrenin davranışını yönlendirir. Örneğin, PDGF reseptörüne bağlandığında, MAP kinaz yolağını aktive ederek hücre bölünmesini uyarır. TGF-β ise Smad yolağını aktive ederek kollajen sentezini artırır.
Klinik deneyimlerimde, PRP’nin etkinliğinin hastadan hastaya değiştiğini gözlemliyorum. Bazı hastalar dramatik iyileşme gösterirken, bazılarında etki daha sınırlı olabiliyor. Bu farklılık, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, PRP’nin hazırlanma yöntemi ve enjeksiyon tekniği gibi faktörlere bağlı olabilir. Ayrıca, hastanın kendi trombositlerinin kalitesi de sonucu etkiler. Bu nedenle, PRP tedavisine başlamadan önce her hastayı detaylı değerlendirmek ve gerçekçi beklentiler oluşturmak çok önemlidir.
PRP Tedavisinin Ortopedik Hastalıklardaki Uygulamaları ve Beklenen Sonuçlar
PRP tedavisi, ortopedinin birçok alanında kullanılan çok yönlü bir tedavi yöntemidir. Her hastalık için uygulama şekli ve beklenen sonuçlar farklılık gösterir. Yıllardır PRP uyguladığım hastalarımdan edindiğim deneyimlerle, en sık kullanılan alanları ve gerçekçi beklentileri sizinle paylaşmak istiyorum:
- Diz Osteoartriti (Kireçlenme)
Diz kireçlenmesi, özellikle 50 yaş üstü hastalarda yaygın görülen, kıkırdak dokusunun yıpranmasıyla karakterize bir hastalıktır. PRP tedavisi, erken ve orta evre diz kireçlenmesinde etkili bir seçenektir.
Uygulama şekli: Diz eklem boşluğuna 3-5 ml PRP enjekte edilir. Genellikle 1-3 enjeksiyon, 1-2 hafta arayla uygulanır. Enjeksiyon, diz kapağının dış yanından veya ön tarafından yapılır. Ultrason rehberliği kullanılabilir ama çoğu zaman gerekli değildir.
Beklenen sonuçlar:
- İlk 2-4 haftada ağrıda azalma başlar. Hastalarım genellikle “Merdiven inip çıkarken ağrım azaldı” veya “Sabah tutukluğum eskisi kadar uzun sürmüyor” gibi geri bildirimler verir.
- ayda maksimum etki görülür. Bu noktada hastaların çoğu günlük aktivitelerini rahatça yapabilir hale gelir.
- Etki süresi 6-12 ay arasında değişir. Bazı hastalarda etki daha uzun sürerken, bazılarında daha erken azalabilir.
- Hastaların %60-80’inde belirgin iyileşme görülür. Ancak her hasta aynı yanıtı vermez.
Zaman çizelgesi:
- 1-2. hafta: Minimal değişiklik, bazen geçici ağrı artışı
- 3-4. hafta: Ağrıda azalma başlar, özellikle hareket sırasındaki ağrıda
- 2-3. ay: Hareket açıklığında artış, merdiven inip çıkma gibi aktivitelerde iyileşme
- 3-6. ay: Maksimum iyileşme, çoğu hasta normal aktivitelerine dönebilir
Klinik deneyimim: 65 yaşında emekli bir öğretmen olan Ayşe Hanım, iki yıldır sağ dizinde kireçlenme nedeniyle ağrı çekiyordu. İlaç tedavisinden yeterli fayda görmemişti ve protez ameliyatı için henüz erken olduğu söylenmişti. Üç seans PRP tedavisi sonrası, ağrısı %70 oranında azaldı ve torunlarıyla oyun oynayabilecek kadar aktif hale geldi. “Doktor Bey, dizim 10 yaş gençleşti!” demişti.
- Lateral Epikondilit (Tenisçi Dirseği)
Dirsek dış yanındaki tendonların aşırı kullanıma bağlı iltihabıdır. Kronikleşmiş vakalarda PRP oldukça etkilidir.
Uygulama şekli: Ultrason eşliğinde, tendonun hasarlı bölgesine 2-3 ml PRP enjekte edilir. Bazen “kuru iğneleme” tekniği ile kombine edilir. Bu teknikte, enjeksiyon öncesi iğne ile tendon üzerinde küçük travmalar oluşturulur, böylece iyileşme süreci tetiklenir.
Beklenen sonuçlar:
- %70-90 başarı oranı. Bu, kortikosteroid enjeksiyonlarından daha yüksek bir uzun dönem başarı oranıdır.
- 6-8 haftada belirgin iyileşme. Hastalar genellikle “Bardak kaldırırken artık ağrım yok” veya “Kapı kolunu çevirirken zorlanmıyorum” gibi geri bildirimler verir.
- Uzun dönem takiplerde kalıcı iyileşme. Kortikosteroid enjeksiyonlarının aksine, PRP ile tedavi edilen hastalarda nüks oranı daha düşüktür.
Zaman çizelgesi:
- İlk 1 hafta: Geçici ağrı artışı olabilir. Bu, iyileşme sürecinin başladığının bir işaretidir.
- 2-4. hafta: Ağrıda azalma, özellikle günlük aktivitelerde
- 6-12. hafta: Fonksiyonda iyileşme, kavrama gücünde artış
- 3-6. ay: Tam iyileşme, çoğu hasta normal aktivitelerine dönebilir
Klinik deneyimim: 42 yaşında bir bilgisayar programcısı olan Mehmet Bey, 8 aydır sağ dirseğinde tenisçi dirseği nedeniyle ağrı çekiyordu. Fizik tedavi, ilaçlar ve dirsek bandı kullanmasına rağmen şikayetleri geçmemişti. Tek seans PRP tedavisi sonrası, 6 hafta içinde ağrısı neredeyse tamamen geçti ve işine rahatlıkla dönebildi. “Keşke daha önce yaptırsaydım” demişti.
- Rotator Manşet Yaralanmaları
Omuz çevresindeki dört tendonun oluşturduğu yapının yaralanmalarıdır. Parsiyel yırtıklarda ve tendinopatilerde PRP kullanılır.
Uygulama şekli: Ultrason rehberliğinde, yırtık veya hasarlı bölgeye 3-5 ml PRP enjekte edilir. Bu, oldukça teknik bir işlemdir ve deneyimli bir hekim tarafından yapılmalıdır.
Beklenen sonuçlar:
- Ağrıda %50-70 azalma. Hastalar genellikle “Geceleri artık ağrıyla uyanmıyorum” veya “Kolumu başımın üzerine kaldırabiliyorum” gibi geri bildirimler verir.
- Fonksiyonda belirgin iyileşme, özellikle kol elevasyonu ve rotasyon hareketlerinde
- MR görüntülemede tendon iyileşmesi. Kontrol MR’larda tendon kalınlığında artış ve sinyal değişiklikleri görülebilir.
Zaman çizelgesi:
- 4-6. hafta: Ağrıda azalma başlar
- ay: Güçte artış, hareket açıklığında iyileşme
- ay: Maksimum iyileşme, çoğu hasta normal aktivitelerine dönebilir
Klinik deneyimim: 55 yaşında bir ev hanımı olan Fatma Hanım, sağ omzunda rotator manşet tendinopatisi nedeniyle 1 yıldır ağrı çekiyordu. Özellikle çamaşır asarken ve saçını tararken zorlanıyordu. İki seans PRP tedavisi sonrası, 3 ay içinde ağrısı büyük oranda geçti ve günlük aktivitelerini rahatça yapabilir hale geldi. “Artık torunumu kucağıma alabiliyorum” demişti.
- Plantar Fasiit (Topuk Dikeni)
Topuk altındaki kalın bağ dokusunun iltihabıdır. Kronik vakalarda PRP etkili bir tedavi seçeneğidir.
Uygulama şekli: Topuk altına, fasyanın kalkaneusa yapışma yerine 2-3 ml PRP enjekte edilir. Bu bölge oldukça ağrılı olduğu için genellikle lokal anestezi yapılır.
Beklenen sonuçlar:
- 3-6 ayda %60-80 iyileşme. Hastalar genellikle “Sabah ilk adımlarımda artık ağrı yok” veya “Uzun süre ayakta kalabiliyorum” gibi geri bildirimler verir.
- Sabah ağrılarında belirgin azalma. Bu, plantar fasiit tedavisinin başarısını gösteren en önemli belirtidir.
- Günlük aktivitelere dönüş. Hastaların çoğu normal ayakkabılarını giyebilir ve yürüyüş yapabilir hale gelir.
Zaman çizelgesi:
- 2-3. hafta: Hafif iyileşme, özellikle istirahat ağrısında
- 6-8. hafta: Belirgin iyileşme, sabah ilk adımlarda ağrı azalır
- 3-6. ay: Maksimum fayda, çoğu hasta normal aktivitelerine dönebilir
Klinik deneyimim: 38 yaşında bir garson olan Ali Bey, sol topuğunda plantar fasiit nedeniyle 6 aydır ağrı çekiyordu. Özellikle sabahları ilk adımlarında ve uzun süre ayakta kaldığında şiddetli ağrısı oluyordu. Tek seans PRP tedavisi sonrası, 2 ay içinde ağrısı %80 oranında azaldı ve işine rahatlıkla dönebildi. “Artık işim bitince spor yapabiliyorum” demişti.
- Aşil Tendinopatisi
Topuk arkasındaki kalın tendonun kronik hasarıdır. Özellikle sporcularda sık görülür.
Uygulama şekli: Ultrason eşliğinde, tendonun hasarlı bölgesine veya çevresine 3-4 ml PRP enjekte edilir. Bazen “kuru iğneleme” tekniği ile kombine edilir.
Beklenen sonuçlar:
- Tendon kalınlığında azalma. Ultrason kontrollerinde tendon yapısının normalleştiği görülebilir.
- Ağrıda %60-70 iyileşme. Hastalar genellikle “Merdiven çıkarken artık zorlanmıyorum” veya “Koşabiliyorum” gibi geri bildirimler verir.
- Spora dönüş süresi 3-4 ay. Bu, cerrahi tedaviye göre daha kısa bir süredir.
Zaman çizelgesi:
- 2-4. hafta: Ağrıda hafif azalma
- 6-8. hafta: Belirgin iyileşme, özellikle aktivite sırasındaki ağrıda
- 3-6. ay: Maksimum iyileşme, çoğu hasta sportif aktivitelerine dönebilir
Klinik deneyimim: 45 yaşında bir koşucu olan Ahmet Bey, sağ Aşil tendonunda kronik tendinopati nedeniyle 1 yıldır ağrı çekiyordu. Koşuyu bırakmak zorunda kalmıştı. İki seans PRP tedavisi sonrası, 4 ay içinde ağrısı büyük oranda geçti ve koşuya kademeli olarak dönebildi. “6 ay sonra yarı maraton koştum” demişti.
- Kas Yaralanmaları
Özellikle hamstring (arka uyluk) kas yırtıklarında kullanılır.
Uygulama şekli: Ultrason rehberliğinde, yırtık bölgesine direkt enjeksiyon yapılır. Genellikle 4-6 ml PRP kullanılır.
Beklenen sonuçlar:
- İyileşme süresinde %30-40 kısalma. Geleneksel tedaviye göre spora dönüş süresi daha kısadır.
- Tekrar yaralanma riskinde azalma. PRP ile tedavi edilen kas yırtıklarında nüks oranı daha düşüktür.
- Daha güçlü skar dokusu oluşumu. Bu, kasın eski gücüne kavuşmasını sağlar.
Zaman çizelgesi:
- 1-2. hafta: Ağrı ve şişlikte azalma
- 3-4. hafta: Hareket açıklığında artış
- 6-8. hafta: Kuvvette artış, fonksiyonel iyileşme
- 8-12. hafta: Spora dönüş
Klinik deneyimim: 28 yaşında profesyonel bir futbolcu olan Murat, sağ hamstring kasında grade 2 yırtık nedeniyle tedavi arayışındaydı. Geleneksel tedavi ile 8-12 haftalık bir iyileşme süreci bekleniyordu. PRP tedavisi sonrası, 6 hafta içinde sahaya dönebildi ve sonraki sezonda herhangi bir nüks yaşamadı.
Diğer ortopedik uygulamalar arasında patellar tendinopati (jumper’s knee), medial epikondilit (golfçü dirseği), kalça osteoartriti, sakroiliak eklem disfonksiyonu ve lomber faset eklem sendromu sayılabilir. Her birinde uygulama tekniği ve beklenen sonuçlar farklılık gösterir.
Genel Başarı Faktörleri ve Beklentiler
PRP tedavisinin başarısını etkileyen faktörler şunlardır:
- Hastalığın evresi: Erken evrede başvuran hastalarda sonuçlar genellikle daha iyidir. Örneğin, erken evre diz osteoartritinde (Kellgren-Lawrence grade 1-2) PRP’nin etkinliği daha yüksektir.
- Hastanın yaşı: Genç hastalarda trombosit kalitesi ve sayısı daha yüksek olduğu için sonuçlar genellikle daha iyidir. Ancak bu, yaşlı hastaların fayda görmeyeceği anlamına gelmez.
- Aktivite düzeyi: Aktif hastalar genellikle daha iyi sonuç alır. Düzenli egzersiz yapan bir hastanın iyileşme potansiyeli daha yüksektir.
- Ek hastalıklar: Diyabet, sigara kullanımı, obezite gibi faktörler PRP’nin etkinliğini azaltabilir. Özellikle kontrolsüz diyabeti olan hastalarda trombosit fonksiyonları bozulabilir.
- PRP kalitesi: Trombosit konsantrasyonu ve hazırlama yöntemi sonucu etkiler. Optimal PRP, bazal trombosit sayısının en az 3-5 katı trombosit içermelidir.
Tedavi Sonrası Rehabilitasyon
PRP tedavisinin başarısı için rehabilitasyon kritik öneme sahiptir. Hastalarıma her zaman şunu söylerim: “PRP tohumları ektik, şimdi onları sulama ve büyütme zamanı.”
Genel rehabilitasyon protokolü şöyledir:
- İlk 48 saat: Dinlenme, buz uygulama, elevasyon. Bu sürede ağır aktivitelerden kaçınılmalıdır.
- 1. hafta: Hafif germe egzersizleri, eklem hareket açıklığı egzersizleri. Amaç, dokunun esnekliğini korumaktır.
- 2-4. hafta: Kademeli güçlendirme egzersizleri. Önce izometrik (kasın boyunu değiştirmeden yapılan), sonra konsantrik (kasın kısaldığı) egzersizlerle başlanır.
- 4-8. hafta: Fonksiyonel egzersizler, propriosepsiyon (denge) egzersizleri. Bu aşamada günlük aktivitelere benzer hareketler yapılır.
- 8-12. hafta: Spora/normal aktiviteye dönüş. Kademeli olarak aktivite seviyesi artırılır.
Her hastalık için özel rehabilitasyon protokolleri vardır. Örneğin, diz osteoartritinde su içi egzersizler ve bisiklet çevirme önerilirken, tendon yaralanmalarında eksantrik (kasın uzadığı) egzersizler öne çıkar.
Tekrar Enjeksiyon Gerekliliği
Bazı durumlarda tek enjeksiyon yeterli olurken, bazılarında seri enjeksiyonlar gerekebilir:
- Akut yaralanmalar: Genellikle 1-2 enjeksiyon yeterlidir. Örneğin, taze bir kas yırtığında tek seans PRP etkili olabilir.
- Kronik tendinopatiler: 2-3 enjeksiyon, 2-4 hafta arayla yapılabilir. Tenisçi dirseği veya Aşil tendinopatisi gibi kronik durumlarda tekrar enjeksiyonlar gerekebilir.
- Osteoartrit: Genellikle 3 enjeksiyon, 1-2 hafta arayla yapılır. Etki azaldığında (genellikle 6-12 ay sonra) tedavi tekrarlanabilir.
Gerçekçi Beklentiler
PRP tedavisi mucize değildir. Hastalarıma her zaman şunu söylerim: “PRP, vücudunuzun kendi iyileşme gücünü artırır, ancak zaman alır ve herkes aynı yanıtı vermez.”
Klinik deneyimlerime göre başarı oranları şöyledir:
- Mükemmel sonuç: %30-40 (Ağrıda %80’den fazla azalma, tam fonksiyonel iyileşme)
- İyi sonuç: %30-40 (Ağrıda %50-80 azalma, belirgin fonksiyonel iyileşme)
- Orta sonuç: %20-30 (Ağrıda %30-50 azalma, kısmi fonksiyonel iyileşme)
- Yetersiz sonuç: %10-20 (Minimal iyileşme veya hiç iyileşme olmaması)
Uzun dönem takip sonuçları, PRP’nin etkisinin genellikle 6-12 ay sürdüğünü göstermektedir. Bazı hastalarda etki daha uzun sürerken, bazılarında daha erken azalabilir. Osteoartrit gibi dejeneratif hastalıklarda, hastalık ilerleyici olduğu için tedavinin belirli aralıklarla tekrarlanması gerekebilir.
Önemli olan, hastanın beklentilerinin gerçekçi olması ve tedavinin bir süreç olduğunu anlamasıdır. PRP, doğru endikasyonda, doğru teknikle uygulandığında ortopedik hastalıkların tedavisinde değerli bir araçtır. Ancak her tedavi gibi, PRP’nin de sınırları vardır ve her hastada aynı sonucu vermeyebilir.
Klinik pratiğimde, PRP tedavisinden en çok fayda gören hastaların, tedavi sonrası önerilere sıkı sıkıya uyan ve rehabilitasyon programını eksiksiz tamamlayan hastalar olduğunu gözlemliyorum. Sonuç olarak, PRP tedavisi hekim, hasta ve fizyoterapistin işbirliği ile yürütülmesi gereken bütüncül bir yaklaşım gerektirir.
PRP Tedavisinin Sınırlamaları, Yan Etkileri ve Alternatif Tedavilerle Karşılaştırması
Her tedavi yönteminde olduğu gibi, PRP’nin de sınırlamaları ve riskleri vardır. Hastalarıma bu konuda şeffaf olmak, güven ilişkisi açısından kritiktir. Muayenehanemde her zaman şunu söylerim: “Size sadece iyi haberleri değil, tüm gerçekleri anlatmak zorundayım.”
PRP Tedavisinin Sınırlamaları ve Kontrendikasyonları
PRP her hasta için uygun değildir. Bazı durumlarda tedavi önerilmez veya dikkatli olunması gerekir:
Mutlak kontrendikasyonlar (Kesinlikle yapılmaması gereken durumlar):
- Trombosit fonksiyon bozuklukları: Trombositler normal çalışmıyorsa, PRP’nin etkinliği de azalır.
- Kritik trombositopeni (trombosit sayısı <100.000): Yeterli miktarda ve kalitede PRP elde edilemez.
- Hemoglobin <10 g/dl olan anemiler: Hastanın genel sağlığı açısından risk oluşturabilir.
- Aktif kanser varlığı: PRP’deki büyüme faktörleri teorik olarak kanser hücrelerini uyarabilir.
- Aktif enfeksiyon: Özellikle tedavi bölgesinde enfeksiyon varsa, PRP uygulanmamalıdır.
Göreceli kontrendikasyonlar (Dikkatli değerlendirme gerektiren durumlar):
- Antikoagülan (kan sulandırıcı) kullanımı: Kanama riski artabilir. İşlem öncesi ilaç kullanımı düzenlenmelidir.
- Sistemik kortikosteroid kullanımı: Trombosit fonksiyonlarını bozabilir. Mümkünse işlemden 2-3 hafta önce kesilmelidir.
- Enjeksiyon bölgesinde lokal enfeksiyon: Enfeksiyon geçene kadar tedavi ertelenmelidir.
- Hamilelik ve emzirme dönemi: Kesin bir kontrendikasyon olmasa da, yeterli çalışma olmadığı için dikkatli olunmalıdır.
Potansiyel Yan Etkiler ve Riskler
PRP güvenli bir tedavi olmasına rağmen, bazı yan etkiler görülebilir:
Sık görülen yan etkiler (%5-10):
- Enjeksiyon bölgesinde ağrı (24-72 saat): Bu, trombositlerin aktive olmasına bağlı enflamatuar yanıttır. Genellikle buz uygulaması ve parasetamol ile kontrol edilebilir.
- Hafif şişlik ve kızarıklık: Enjeksiyon bölgesinde geçici şişlik ve kızarıklık olabilir. Bu, vücudun normal yanıtıdır.
- Geçici sertlik hissi: Özellikle eklem enjeksiyonlarından sonra, birkaç gün süren sertlik hissi olabilir.
- Hafif morarma: Kan alma yerinde veya enjeksiyon bölgesinde küçük morluklar oluşabilir.
Nadir görülen yan etkiler (<%1):
- Enfeksiyon: Steril koşullarda yapıldığında çok nadirdir. Enjeksiyon bölgesinde artan ağrı, şişlik, kızarıklık ve ateş olursa hemen doktora başvurulmalıdır.
- Sinir hasarı: Uygun teknikle ve ultrason rehberliğinde yapıldığında neredeyse imkansızdır. Ancak teorik bir risk olarak mevcuttur.
- Alerjik reaksiyon: Kendi kanınız olduğu için çok nadirdir. Antikoagülan maddeye karşı reaksiyon gelişebilir.
- Skar dokusu oluşumu: Tekrarlayan enjeksiyonlarda, özellikle tendon içine yapılan enjeksiyonlarda minimal risk vardır.
“Flare” reaksiyonu:
Bazı hastalarda ilk 24-48 saatte ağrıda geçici artış olabilir. Bu, vücudun iyileşme sürecini başlattığının göstergesidir ve endişe edilmemelidir. Hastalarıma her zaman şunu söylerim: “Bu ağrı, tedavinin çalıştığını gösterir. Trombositler aktive olduğunda enflamatuar yanıt başlar ve bu geçici bir ağrı artışına neden olabilir.”
Klinik deneyimim: 45 yaşında bir avukat olan Selim Bey’e diz osteoartriti nedeniyle PRP uyguladım. İşlemden sonraki gün beni arayarak “Dizim daha çok ağrıyor, bir sorun mu var?” diye sordu. Ona bunun normal bir yanıt olduğunu ve 2-3 gün içinde geçeceğini söyledim. Gerçekten de 3 gün sonra ağrısı azalmaya başladı ve 3 hafta sonra belirgin iyileşme hissetti.
PRP ile Alternatif Tedavilerin Karşılaştırması
- PRP vs Kortikosteroid Enjeksiyonları
Kortikosteroid avantajları:
- Hızlı etki (24-48 saat): Ağrı ve enflamasyonu hızla azaltır.
- Güçlü anti-enflamatuar etki: Özellikle akut enflamatuar durumlarda etkilidir.
- Düşük maliyet: PRP’ye göre daha ekonomiktir.
Kortikosteroid dezavantajları:
- Kısa süreli etki (6-12 hafta): Etki geçicidir ve tekrar enjeksiyon gerekebilir.
- Tekrarlayan kullanımda doku hasarı: Tekrarlayan enjeksiyonlar, tendon ve kıkırdak dokusuna zarar verebilir.
- Tendon yırtılma riski: Özellikle tendon içine yapılan enjeksiyonlarda risk vardır.
- Kıkırdak hasarı potansiyeli: Eklem içi enjeksiyonlarda, uzun vadede kıkırdak hasarı riski vardır.
PRP avantajları:
- Uzun süreli etki (6-12 ay): Etki daha kalıcıdır.
- Doku iyileşmesini destekler: Sadece semptomları değil, altta yatan sorunu da tedavi eder.
- Tekrar kullanımda güvenli: Tekrarlayan enjeksiyonlar dokuya zarar vermez.
- Doğal tedavi: Kendi kanınızdan elde edilir, kimyasal içermez.
PRP dezavantajları:
- Yavaş etki başlangıcı (2-6 hafta): Sonuç almak için sabır gerektirir.
- Yüksek maliyet: Kortikosteroid enjeksiyonlarına göre daha pahalıdır.
- Değişken sonuçlar: Her hastada aynı yanıt alınamayabilir.
Klinik deneyimim: 50 yaşında bir inşaat işçisi olan Hasan Bey, sağ omzunda rotator manşet tendinopatisi nedeniyle daha önce 3 kez kortikosteroid enjeksiyonu yaptırmıştı. Her seferinde 1-2 ay rahatlama hissetmiş ancak sonra ağrısı tekrarlamıştı. PRP tedavisi sonrası, 3 ay içinde ağrısı büyük oranda geçti ve 1 yıl sonra hala rahat olduğunu bildirdi. “Kortizon iğnesi gibi hemen geçmedi ama etkisi çok daha uzun sürdü” demişti.
- PRP vs Hyaluronik Asit Enjeksiyonları
Hyaluronik asit:
- Eklem yağlayıcısı olarak etki eder: Eklem sıvısının viskozitesini artırır.
- 6 aylık etki süresi: Genellikle 6 ayda bir tekrarlanır.
- Özellikle diz osteoartritinde kullanılır: Kıkırdak dokusunu koruyucu etkisi vardır.
PRP ile karşılaştırma:
- PRP hem yağlayıcı hem iyileştirici etki gösterir: Sadece semptomları değil, altta yatan sorunu da tedavi eder.
- Benzer etki süresi: Her ikisi de 6-12 ay etkili olabilir.
- PRP daha geniş endikasyon yelpazesi: Tendon, kas, bağ yaralanmalarında da kullanılabilir.
Klinik deneyimim: 60 yaşında bir emekli olan Zeynep Hanım, diz osteoartriti nedeniyle daha önce hyaluronik asit enjeksiyonu yaptırmıştı. 6 ay kadar fayda görmüş ancak sonra ağrısı tekrarlamıştı. PRP tedavisi sonrası, benzer bir rahatlama hissetti ancak 1 yıl sonra yapılan kontrolde kıkırdak dokusunda daha az ilerleme olduğu görüldü. “Her ikisi de ağrımı azalttı ama PRP’den sonra dizim daha güçlü hissediyorum” demişti.
- PRP vs Fizik Tedavi
Fizik tedavi ve PRP birbirini tamamlayan tedavilerdir. Çoğu zaman kombine kullanım en iyi sonucu verir:
- Fizik tedavi: Kas güçlendirme, esneklik artırma, postür düzeltme gibi konularda etkilidir.
- PRP: Doku iyileşmesi, ağrı kontrolü ve enflamasyonun düzenlenmesinde etkilidir.
Klinik deneyimim: 35 yaşında bir basketbolcu olan Emre, patellar tendinopati (jumper’s knee) nedeniyle 3 ay fizik tedavi görmüştü. Kısmi iyileşme sağlanmış ancak spora dönüş yapamamıştı. PRP tedavisi ve sonrasında yapılan fizik tedavi kombinasyonu ile 2 ay içinde sahaya dönebildi. “Fizik tedavi kaslarımı güçlendirdi, PRP ise tendonumu iyileştirdi” demişti.
- PRP vs Cerrahi Tedavi
PRP, cerrahiyi geciktirebilir veya önleyebilir:
- Erken evre hastalıklarda PRP tercih edilir: Daha az invaziv ve riski düşüktür.
- İleri evre veya yapısal hasarda cerrahi gerekir: Tam kat tendon yırtıkları, ileri evre osteoartrit gibi durumlarda cerrahi daha uygun olabilir.
- Cerrahi sonrası PRP iyileşmeyi hızlandırabilir: Ameliyat sonrası iyileşme sürecini destekler.
Klinik deneyimim: 55 yaşında bir öğretmen olan Mustafa Bey, sağ dizinde menisküs yırtığı nedeniyle cerrahi önerilmişti. Ancak eşlik eden hafif osteoartrit nedeniyle PRP tedavisi denemeyi tercih etti. Üç seans PRP sonrası, ağrısı büyük oranda geçti ve cerrahiye gerek kalmadı. “Ameliyattan kurtulduğum için çok mutluyum” demişti.
Kanıta Dayalı Etkinlik Değerlendirmesi
Bilimsel çalışmalar PRP’nin etkinliği konusunda karışık sonuçlar vermektedir. Bunun nedenleri:
- Standardizasyon eksikliği: Her çalışmada farklı PRP hazırlama yöntemi kullanılır. Trombosit konsantrasyonu, lökosit içeriği, aktivasyon yöntemi gibi faktörler değişkendir.
- Hasta heterojenitesi: Çalışmalardaki hastalar yaş, hastalık evresi, aktivite düzeyi gibi faktörler açısından farklılık gösterir.
- Değerlendirme kriterleri: Ağrı gibi subjektif parametrelerin objektif ölçümü zordur. Farklı çalışmalarda farklı ölçekler kullanılır.
- Plasebo etkisi: Enjeksiyon tedavilerinde yüksek plasebo yanıtı görülebilir. Çift kör çalışma tasarımı zordur.
En güçlü kanıtlar şu endikasyonlarda:
- Lateral epikondilit: Randomize kontrollü çalışmalar, PRP’nin kortikosteroid enjeksiyonlarına göre uzun dönemde daha etkili olduğunu göstermiştir.
- Patellar tendinopati: Özellikle kronik vakalarda, PRP’nin konservatif tedaviye üstünlüğü gösterilmiştir.
- Erken evre diz osteoartriti: Kellgren-Lawrence grade 1-2 osteoartritte, PRP’nin hyaluronik aside üstün veya eşdeğer olduğu gösterilmiştir.
Orta düzey kanıt:
- Plantar fasiit: Bazı çalışmalar olumlu sonuçlar gösterse de, metodolojik limitasyonlar vardır.
- Rotator manşet tendinopatisi: Parsiyel yırtıklarda olumlu sonuçlar bildirilmiştir ancak daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
- Aşil tendinopatisi: Klinik pratikte olumlu sonuçlar görülse de, yüksek kaliteli çalışmalar sınırlıdır.
Zayıf veya yetersiz kanıt:
- İleri evre osteoartrit: Kellgren-Lawrence grade 3-4 osteoartritte, PRP’nin etkinliği sınırlıdır.
- Tam kat tendon yırtıkları: Büyük rotator manşet yırtıkları gibi durumlarda cerrahi genellikle daha uygun bir seçenektir.
- Akut kas yaralanmaları: Teorik olarak faydalı olsa da, yüksek kaliteli klinik çalışmalar sınırlıdır.
Klinik pratiğimde, bilimsel kanıtları hastanın bireysel durumu ile birleştirerek tedavi kararı veririm. Örneğin, lateral epikondilit gibi güçlü kanıtların olduğu durumlarda PRP’yi ilk seçenek olarak öneririm. Ancak ileri evre osteoartrit gibi kanıtların daha zayıf olduğu durumlarda, hastayı bilgilendirerek ve gerçekçi beklentiler oluşturarak tedavi kararı veririm.
Maliyet-Etkinlik Analizi
PRP tedavisinin maliyeti yüksek görünse de, uzun vadede değerlendirilmelidir:
- Tekrarlayan kortikosteroid enjeksiyonları: Kısa süreli etki nedeniyle tekrar enjeksiyonlar gerekebilir.
- Fizik tedavi seansları: Uzun süreli fizik tedavi maliyeti yüksek olabilir.
- İş gücü kaybı: Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilen ortopedik sorunlar, iş gücü kaybına neden olabilir.
- Cerrahi maliyetleri: Cerrahi tedavi, hem direkt maliyetler (ameliyat, hastane) hem de indirekt maliyetler (işe dönüş süresi) açısından yüksektir.
Bu faktörler göz önüne alındığında, doğru endikasyonda PRP maliyet-etkin olabilir. Örneğin, tenisçi dirseği olan bir hastada, tekrarlayan kortikosteroid enjeksiyonları yerine tek seans PRP tedavisi, uzun vadede daha ekonomik olabilir.
Gelecek Perspektifi
PRP tedavisi sürekli gelişmektedir:
- Standardizasyon çalışmaları: Optimal trombosit konsantrasyonu, lökosit içeriği, aktivasyon yöntemi gibi faktörlerin belirlenmesi
- Kombinasyon tedavileri: PRP + kök hücre, PRP + hyaluronik asit gibi kombinasyonların etkinliğinin araştırılması
- Büyüme faktörlerinin izolasyonu: Spesifik büyüme faktörlerinin izole edilip kullanılması
- Kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri: Hastanın yaşı, hastalığı, aktivite düzeyi gibi faktörlere göre özelleştirilmiş PRP hazırlama ve uygulama protokolleri
Gelecekte, PRP tedavisinin daha spesifik ve etkili hale geleceğini öngörüyorum. Örneğin, tendon yaralanmaları için lökositten fakir PRP, enflamatuar artrit için lökositten zengin PRP gibi hastalığa özgü formülasyonlar geliştirilebilir.

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

