Ameliyatsız diz kıkırdak tedavisi; kireçlenme, menisküs hasarı ve eklem aşınması gibi durumlarda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan doku onarımı sağlayan rejeneratif ve koruyucu yöntemlerin tamamıdır. Bu tedavi protokollerinin temelini kişinin kendi kanından elde edilen PRP, yağ dokusu kaynaklı kök hücre (SVF), eklem kayganlığını artıran hyaluronik asit, bağları güçlendiren proloterapi ve ileri evre kireçlenmelerde kullanılan kalıcı sıvı diz protezi (hidrojel) uygulamaları oluşturur. Modern ortopedide uygulanan bu enjeksiyon yöntemleri, eklem içindeki inflamasyonu durdurarak ağrıyı kesmeyi, hasarlı kıkırdağı hücresel düzeyde yenilemeyi ve dizin doğal yapısını koruyarak protez ameliyatını engellemeyi hedefler.
Yazı İçeriği
Diz Kıkırdak Hasarı Neden Oluşur ve En Sık Görülen Belirtileri Nelerdir?
Dizlerimiz, mühendislik harikası bir yapıya sahiptir ancak her mekanik sistem gibi onların da bir dayanma kapasitesi vardır. Kıkırdak dokusunu, kemiklerin birbirine sürtünmesini engelleyen, pürüzsüz ve kaygan bir “amortisör” veya “yastıkçık” gibi düşünebilirsiniz. Bu doku zamanla çeşitli sebeplerle incelir, yumuşar ve yüzey bütünlüğünü kaybeder. Bu sürece neden olan faktörler sadece yaşlanmakla sınırlı değildir. Genetik mirasımız, yıllar içindeki kullanım alışkanlıklarımız, geçirdiğimiz küçük travmalar ve en önemlisi fazla kilolar bu sürecin baş mimarlarıdır.
Kıkırdak hasarı başladığında eklem içinde sessiz bir yangı süreci başlar. Bu mikropsuz iltihap, kıkırdağı daha da savunmasız hale getirir. Hastalarımız genellikle polikliniğe şu şikayetlerle başvururlar:
- Diz önünde sızı şeklinde ağrı
- Merdiven inip çıkarken zorlanma
- Uzun süre oturduktan sonra ilk kalkışta tutukluk
- Dizden gelen kıtırtı sesleri
- Hareket sırasında takılma hissi
- Diz çevresinde şişlik
- Tam bükme veya tam açmada kısıtlılık
- Hava değişimlerinde artan sızlama
- Yürüyüş mesafesinin kısalması
- Gece uykudan uyandıran ağrılar
Bu belirtiler kıkırdağın artık yükü taşıyamadığının ve destek beklediğinin çığlıklarıdır. Erken dönemde bu sinyalleri ciddiye almak, basit bir yaşam tarzı değişikliği veya enjeksiyonla çözülebilecek bir sorunun, büyük bir protez ameliyatına dönüşmesini engellemek için hayati önem taşır.
Diz Kıkırdak Sorunlarında Tanı Nasıl Konulur ve Evreleme Neden Önemlidir?
Bir hekim olarak söyleyebilirim ki tanının en önemli kısmı sizi dinlemektir. Ağrının ne zaman başladığı, hangi hareketle arttığı, istirahatle geçip geçmediği bize çok şey anlatır. Detaylı bir fizik muayene ile ağrının kaynağını, bağların durumunu ve eklemdeki sıvı artışını tespit ederiz. Ancak kıkırdağın durumunu, adeta eklemin içini görüyormuşçasına netleştirmek için görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyarız.
Ayakta çekilen röntgenler, kemiklerin birbirine ne kadar yaklaştığını, yani “eklem aralığının” ne kadar daraldığını gösterir. Bu bize hastalığın kabaca bir haritasını verir. Ancak kıkırdağın erken dönemdeki yumuşamasını, menisküslerin durumunu ve kemik içindeki ödemi görmek için MR (Manyetik Rezonans) görüntüleme şarttır.
Bu tetkikler sonucunda hastalığınızı 1’den 4’e kadar evreleriz. Bu evreleme, size hangi tedaviyi uygulayacağımıza karar vermemizi sağlayan en kritik aşamadır.
Evreleme şu şekilde özetlenebilir:
- Evre 1 (Şüpheli daralma, kıkırdakta yumuşama)
- Evre 2 (Hafif daralma, osteofit dediğimiz kemik çıkıntıları)
- Evre 3 (Belirgin daralma, kıkırdak yüzeyinde bozulmalar)
- Evre 4 (Eklem aralığının kaybolması, kemik kemiğe temas)
Erken evrelerde (Evre 1-2) biyolojik ve onarıcı tedavilerin başarı şansı çok yüksekken, ileri evrelerde (Evre 4) daha çok ağrıyı dindirmeye ve mekanik rahatlama sağlamaya yönelik tedaviler tercih edilir.
Ameliyatsız Tedavi Öncesi Kilo Kontrolü ve Yaşam Tarzı Neden Bu Kadar Önemlidir?
Pek çok hastamız, mucizevi bir iğne ile tüm sorunların çözülmesini bekler. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, temeli sağlam olmayan bir binaya kat çıkılmaz. Diz tedavisinin temeli, mekanik yükü azaltmaktır. Diz eklemi, yürüyüş sırasında vücut ağırlığımızın yaklaşık 3 ila 4 katı kadar, merdiven inip çıkarken ise 6-7 katı kadar yüke maruz kalır. Bu basit matematikle bakıldığında, vereceğiniz her 1 kilo, dizinizin üzerinden 4 kiloluk bir yükün kalkması demektir.
Obezite sadece fiziksel bir ağırlık değildir. Yağ dokusu, vücutta sürekli olarak iltihap yapıcı kimyasallar salgılayan aktif bir organdır. Bu kimyasallar kan yoluyla dize giderek kıkırdak yıkımını hızlandırır. Bu yüzden kilo vermek, hem mekanik hem de biyolojik bir tedavidir.
Yaşam tarzı değişikliklerinde önerdiğimiz temel unsurlar:
- Kilo verme
- Akdeniz tipi beslenme
- Uygun ayakkabı seçimi
- Yumuşak tabanlık kullanımı
- Dizlik kullanımı (gerektiğinde)
- Asansör yerine merdiven kullanmaktan kaçınma (akut dönemde)
- Yere çökerek iş yapmama
- Alaturka tuvalet kullanmama
- Ağır yük taşımama
Kıkırdak Sağlığı İçin Egzersiz ve Fizik Tedavi Nasıl Bir Rol Oynar?
Kıkırdak dokusunun kan damarları olmadığından bahsetmiştim. Peki bu doku nasıl beslenir? Cevap: Hareketle. Eklem hareketi sırasında oluşan basınç değişiklikleri, eklem sıvısının kıkırdak içine girip çıkmasını sağlar. Bu “sünger etkisi”, kıkırdağın beslenmesi ve atık maddelerin uzaklaştırılması için tek yoldur. Hareketsiz kalan bir diz, aç kalan bir dizdir.
Egzersiz programının amacı sadece hareket etmek değil dize binen yükü paylaşacak olan kasları güçlendirmektir. Özellikle üst bacak ön kası olan “Kuadriseps” kası ne kadar güçlüyse, dize binen yük o kadar azalır. Fizyoterapi süreci, bu kasları bilinçli ve kontrollü bir şekilde güçlendirirken, aynı zamanda eklem hareket açıklığını korumayı hedefler.
Önerilen egzersiz ve aktiviteler:
- Düz bacak kaldırma
- İzometrik kuadriseps egzersizleri
- Yüzme
- Su içi egzersizler
- Sabit bisiklet (düşük dirençte)
- Düz zemin yürüyüşleri
- Pilates (uzman eşliğinde)
Diz Kıkırdak İğneleri Arasında Kortizonun Yeri ve Riskleri Nelerdir?
Halk arasında en çok bilinen ve bazen de en çok korkulan yöntem kortizon enjeksiyonlarıdır. Kortizon, çok güçlü bir yangı gidericidir. Dizde aniden gelişen şiddetli şişlik, sıcaklık artışı ve dayanılmaz ağrı durumlarında, adeta bir “yangın söndürücü” görevi görür. Hızlıca rahatlama sağlar ve hastanın hareket etmesine olanak tanır.
Ancak kortizonun tedavi edici veya kıkırdak onarıcı bir özelliği yoktur; sadece var olan yangın tablosunu baskılar. Üstelik sık ve kontrolsüz yapıldığında, kıkırdak hücrelerinin yapımını bozabilir ve bağ dokularını zayıflatabilir. Bu nedenle modern tıpta kortizonu rutin bir tedavi olarak değil sadece “akut alevlenme” dönemlerinde bir kurtarıcı olarak kullanıyoruz.
Kortizon kullanımında dikkat ettiğimiz prensipler:
- Yılda 3 defadan fazla yapılmamalıdır
- Enjeksiyonlar arası en az 3 ay olmalıdır
- Akut şişlik ve ağrıda tercih edilmelidir
- Diyabet hastalarında şeker takibi yapılmalıdır
- Tansiyon hastalarında dikkatli olunmalıdır
- Enfeksiyon şüphesinde asla yapılmamalıdır
Dizdeki Sıvı Kaybı İçin Hyaluronik Asit Tedavisi Ne İşe Yarar?
Hastalarımızın sıklıkla “dizlerimde sıvı bitmiş” diyerek ifade ettiği durum aslında eklem sıvısının kalitesinin bozulmasıdır. Sağlıklı bir dizde, hyaluronik asit adı verilen, kıvamlı ve kayganlaştırıcı bir sıvı bulunur. Kireçlenme sürecinde bu sıvı su gibi incelir ve koruyuculuk özelliğini kaybeder.
Viskosuplementasyon yani hyaluronik asit enjeksiyonları, eksilen bu “motor yağını” yerine koyma işlemidir. Laboratuvar ortamında üretilen bu jel kıvamındaki sıvı, dize enjekte edildiğinde eklem yüzeylerini kaplar, sürtünmeyi azaltır ve şok emici bir görev üstlenir. Ayrıca hastanın kendi dokularını uyararak doğal hyaluronik asit üretimini de bir miktar tetikleyebilir.
Hyaluronik asit tedavisinin özellikleri:
- Ağrıyı azaltır
- Eklem hareketini kolaylaştırır
- Kıkırdağı korur
- Etkisi 6 ay ile 1 yıl sürer
- Yan etkisi yok denecek kadar azdır
- Genellikle tek doz veya 3 doz uygulanır
Bu tedavi, özellikle hastalığın erken ve orta evrelerinde (Evre 1-2-3) çok etkilidir. Kemiklerin birbirine tamamen sürttüğü son evrede ise mekanik faydası sınırlı kalmaktadır.
Kendi Kanınızdan Elde Edilen PRP Tedavisi Kıkırdakları Nasıl Onarır?
Son yılların en popüler tedavisi olan PRP (Platelet Rich Plasma), tamamen doğal ve biyolojik bir yöntemdir. Kanımızda pıhtılaşmayı sağlayan “trombosit” isimli hücreler vardır. Bu hücreler, vücudumuzda bir yerimiz kesildiğinde oraya ilk koşan ve iyileşmeyi başlatan “tamir ekibi şefleridir”. İçlerinde çok güçlü büyüme faktörleri barındırırlar.
PRP işleminde, sizden bir tüp kan alırız ve özel cihazlarda ayrıştırırız. Trombositleri normal kanın 4-7 katı yoğunluğa getirerek dize geri veririz. Bu yoğun hücreler, hasarlı kıkırdak bölgesine yapışır ve “burada bir hasar var, onarıma başlayın” sinyali verir.
PRP’nin sağladığı faydalar:
- Doku iyileşmesini tetikler
- Kıkırdak yıkımını yavaşlatır
- Eklem içi iltihabı baskılar
- Ağrıyı doğal yolla azaltır
- Yan etki riski yoktur (kendi kanınız olduğu için)
Bilimsel çalışmalar PRP’nin tek sefer değil belirli aralıklarla (genellikle 2-3 hafta ara ile 3 seans) uygulandığında çok daha etkili olduğunu göstermektedir. Genç, aktif ve kireçlenmesi başlangıç aşamasında olan hastalarda sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür.
Kök Hücre Tedavisi Kıkırdak Yenilenmesinde Nasıl Bir Fark Yaratır?
Rejeneratif tıbbın zirvesi olarak kabul edilen kök hücre tedavileri, PRP’den çok daha güçlü bir onarım potansiyeline sahiptir. Kök hücreler, vücuttaki her türlü dokuya dönüşebilme yeteneği olan “ana” hücrelerdir. Ortopedide en sık göbek çevresindeki yağ dokusundan (SVF yöntemi) veya leğen kemiği iliğinden elde edilirler.
Bu işlem genellikle hafif bir sedasyon ve lokal anestezi altında yapılır. Alınan yağ veya kemik iliği, özel işlemlerden geçirilerek içindeki kök hücreler saf halde ayrıştırılır ve hemen aynı seansta dize enjekte edilir. Kök hücreler, hasarlı bölgeye yerleşerek kıkırdak benzeri doku oluşumunu destekler ve ortamdaki yangıyı çok güçlü bir şekilde söndürür.
Kök hücre tedavisinin avantajları:
- Uzun süreli etki (3-5 yıl veya daha fazla)
- Güçlü doku onarım potansiyeli
- Tek seans uygulama
- Kendi dokunuz olduğu için yüksek güvenlik
Bu yöntem özellikle kıkırdak hasarı ilerlemiş ancak henüz tam protezlik duruma gelmemiş (Evre 2-3) hastalar için “köprüden önceki son çıkış” niteliğindedir.
Yeni Nesil Eksozom Tedavisi Nedir ve Kök Hücreden Farkı Var mıdır?
Teknolojinin ilerlemesiyle hayatımıza giren en yeni kavramlardan biri Eksozom tedavisidir. Eksozomlar, kök hücrelerin çevreleriyle haberleşmek için salgıladıkları mikroskobik keseciklerdir. İçlerinde genetik şifreler (RNA), proteinler ve büyüme faktörleri taşırlar.
Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Kök hücre “mimarın kendisi” ise, eksozom “mimarın gönderdiği detaylı proje planı ve iş emridir”. Eksozom tedavisinde, canlı hücre nakli yapılmaz; laboratuvar ortamında saflaştırılmış bu güçlü mesajcı kesecikler kullanılır. Bu yöntem hücre içermediği için alerjik reaksiyon riski çok düşüktür ve onarım sinyali çok yoğundur.
Eksozom tedavisinin öne çıkan yönleri:
- Hücresiz tedavi imkanı
- Çok güçlü anti-enflamatuar etki
- Laboratuvar standardizasyonu
- Kolay uygulama
- Hızlı etki başlangıcı
Diz Bağları Gevşediğinde Proloterapi Tedavisi Nasıl Yardımcı Olur?
Diz sağlığını sadece kıkırdaktan ibaret görmek büyük bir hatadır. Dizi bir arada tutan yan bağlar ve çapraz bağlar, eklemin stabilitesini sağlar. Eğer bu bağlarda gevşeme varsa, diz her adımda mikro düzeyde sallanır ve bu durum kıkırdağın zımparalanmasına neden olur.
Proloterapi, “proliferatif” yani çoğaltıcı tedavi anlamına gelir. Şekerli su (dekstroz) içeren özel solüsyonların, bağların kemiğe yapıştığı noktalara enjekte edilmesi işlemidir. Bu solüsyon orada kontrollü bir tahriş yaratır. Vücut bu bölgeye kan akışını ve tamir hücrelerini yönlendirerek bağları onarır, kalınlaştırır ve sıkılaştırır.
Proloterapi şu durumlarda tercih edilir:
- Kronik diz ağrıları
- Bağ gevşeklikleri
- Dizde boşalma ve güvensizlik hissi
- Menisküs hasarları
- Spor yaralanmaları sonrası
Bu tedavide kortizon kullanılmaz, tam tersine vücudun kendi iyileşme mekanizması uyarılır. Tedavi genellikle 3-6 hafta aralıklarla birkaç seans sürer.
Ameliyat Olamayan Hastalar İçin Sıvı Diz Protezi (Hidrojel) Bir Çözüm müdür?
Bazı hastalarımız ileri yaş, kalp rahatsızlıkları veya kişisel tercihler nedeniyle protez ameliyatı olamazlar veya olmak istemezler. Kemiklerin birbirine sürttüğü bu ileri evre (Evre 4) durumlarda, biyolojik tedavilerin (PRP, kök hücre) etkisi sınırlı kalabilir. İşte bu noktada “Sıvı Diz Protezi” olarak adlandırılan Poliakrilamid Hidrojel (PAAG) teknolojisi devreye girer.
Bu madde, vücut tarafından emilmeyen, kalıcı ve biyouyumlu bir jeldir. Eklem içine enjekte edildiğinde, eklem zarı ile bütünleşerek orada kalın, yastık görevi gören kalıcı bir tabaka oluşturur. Hyaluronik asitten en büyük farkı, zamanla eriyip gitmemesidir.
Hidrojel tedavisinin sağladığı kolaylıklar:
- Uzun süreli etki (Yıllarca kalabilir)
- Mekanik yastıklama sağlar
- Sürtünmeyi ve ağrıyı engeller
- Tek seferde uygulanır
- Ameliyatsız bir seçenektir
Bu yöntem kıkırdağı yeniden oluşturmaz ama var olan sürtünmeyi engelleyerek hastanın ağrısız yürümesine ve günlük işlerini yapmasına olanak tanır.
Hangi Ameliyatsız Tedavi Yöntemi Sizin İçin En Uygundur?
Bu kadar çok seçenek varken kafanızın karışması çok normaldir. “Hocam hangisi en iyisi?” sorusunun tek bir cevabı yoktur. En iyi tedavi, “sizin dizinize ve yaşam tarzınıza en uygun olan” tedavidir. Tedavi seçiminde bir algoritma izleriz ve şu kriterleri değerlendiririz:
- Yaşınız
- Kilonuz (Vücut Kitle İndeksi)
- Aktivite düzeyiniz (Spor yapıyor musunuz, masa başı mı çalışıyorsunuz?)
- Kıkırdak hasarının evresi (Röntgen ve MR bulguları)
- Dizdeki mekanik bozukluklar (Eğrilik, bağ gevşekliği)
- Eşlik eden hastalıklarınız
Örneğin; genç, aktif ve erken evre bir hastada PRP veya Kök Hücre gibi onarıcı tedaviler ön plandayken; ileri yaşta, çok ağrısı olan ve kireçlenmesi ilerlemiş bir hastada Hidrojel veya Hyaluronik Asit gibi rahatlatıcı tedaviler daha doğru bir tercih olabilir. Bazen de kombine tedaviler (örneğin PRP ile Proloterapi) uygulayarak başarı şansını artırırız.
Tedavi Sonrası İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Uyguladığımız enjeksiyon tedavilerinin başarısı, en az işlemin kendisi kadar, sonrasında sizin ne yaptığınıza da bağlıdır. “İğneyi oldum, iyileştim” düşüncesi yanlıştır. Doku iyileşmesi bir süreçtir ve bu sürece saygı duymak gerekir.
Özellikle PRP, Kök Hücre ve Proloterapi gibi vücudun kendi iyileşme mekanizmasını kullanan tedavilerden sonra dikkat edilmesi gerekenler hayati önem taşır. Bu tedaviler, iyileşmeyi başlatmak için kontrollü bir yangı (inflamasyon) oluşturur. Eğer siz işlem sonrası güçlü ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, aspirin vb.) kullanırsanız, bu iyileşme sürecini durdurmuş olursunuz.
İşlem sonrası dikkat edilmesi gereken altın kurallar:
- İlk 3 gün istirahat edin (Sadece temel ihtiyaçlar için yürüyün)
- Ağrı olursa sadece parasetamol grubu basit ağrı kesiciler kullanın
- İlk 48 saat dize buz uygulaması yapın (günde 3-4 kez, 15 dakika)
- Anti-enflamatuar (romatizma) ilaçlarından kaçının
- Bol su için
- Sigara ve alkolden uzak durun (Hücre kalitesini bozar)
- Ağır egzersiz ve uzun yürüyüşlere hemen başlamayın
- Doktorunuzun verdiği egzersiz programına sadık kalın

Prof. Dr. Murat Demirel, 1974 yılında Ankara’da doğmuş, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başlamış ve 2004 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrası dönemde kas-iskelet sistemi hastalıklarının cerrahi ve konservatif tedavilerine odaklanmış, yenilikçi ortopedik yaklaşımları klinik pratiğine entegre etmiştir.
Omuz, diz, kalça ve ayak bileği eklemlerine yönelik ileri düzey cerrahi uygulamalarda uzmanlaşan Prof. Dr. Demirel; omuz artroskopisi, diz protezi, robotik cerrahi, kök hücre tedavisi ve PRP uygulamaları konularında deneyim sahibidir. Güncel ortopedi pratiğinde fonksiyonel sonuçları artıran minimal invaziv ve biyolojik tedavi yöntemlerini önceliklendirmektedir.
Halen Ankara’daki özel kliniğinde ortopedi ve travmatoloji alanında hasta kabul eden Prof. Dr. Murat Demirel, ileri görüntüleme teknolojileri ve multidisipliner yaklaşımla kişiye özel tedavi planları oluşturmaktadır. Cerrahi ve rejeneratif ortopediyi birleştiren vizyoner yaklaşımıyla, hareket sistemi hastalıklarının tedavisinde yaşam kalitesini merkeze alan modern çözümler sunmaktadır.

