Ayak ve ayak bileği hastalıkları, eklem, bağ, tendon ve kemik yapılarında meydana gelen yaralanma veya dejeneratif değişiklikler sonucu oluşur. Burkulmalar, kireçlenme, topuk dikeni ve tendon yaralanmaları en sık rastlanan sorunlar arasında yer alır. Ağrı ve fonksiyon kaybı temel belirtilerdir.
Ayak bileği burkulmaları, ani hareketler veya spor yaralanmaları sonrası sık gelişir. Bağların aşırı gerilmesi veya kopmasıyla eklemde şişlik, morarma ve hareket kısıtlılığı görülür. Doğru tanı ve erken tedavi, kronik instabilite ve tekrarlayan yaralanmaların önüne geçer.
Ayak hastalıkları arasında topuk dikeni, düztabanlık, bunyon ve tırnak batması gibi sorunlar da bulunur. Bu rahatsızlıklar hem yürüme konforunu etkiler hem de uzun vadede postür bozukluklarına neden olabilir. Kişiye özel tabanlık ve uygun ayakkabı seçimi önemlidir.
Ayak ve ayak bileği ağrılarının tedavisinde ilaçlar, fizik tedavi, ortopedik destekler ve cerrahi yöntemler uygulanır. Hafif olgularda konservatif tedavi yeterliyken, ciddi bağ yaralanmaları veya ileri eklem hasarlarında cerrahi müdahale gerekebilir.
Yazı İçeriği
Ayak ve ayak bileği hastalıklarında klinik muayene nasıl yapılır?
Hastalar genellikle uzun süredir devam eden ağrı, yürüyüş sırasında çabuk yorulma, bilekte aniden boşalma hissi veya şekil bozukluğu gibi son derece rahatsız edici şikayetlerle gelirler. Tüm bu sorunların gerçek kaynağını bulmak için atılması gereken ilk ve tartışmasız en önemli adım, son derece detaylı ve çok yönlü bir klinik muayenedir. Bu süreç hastanın odaya girdiği an başlar. Ayakkabıların hangi noktalardan daha fazla aşındığına bakmak, ayağın yere nasıl bastığı hakkında inanılmaz ipuçları verir. Muayene masasında yapılan elle kontrollerin ötesinde, hastanın çıplak ayakla, doğal bir şekilde yürümesinin izlenmesi şarttır. Yürüyüş sırasındaki ritim bozuklukları, topuğun içe veya dışa ne kadar yattığı dikkatle incelenir. Düz tabanlık şikayeti olan bir kişiden sadece parmak uçlarında yükselmesi istenir. Bu basit eylem sırasında topuğun duruşu ve kavisin durumu gözlemlenir. Bu gözlem sayesinde, sorunun ayağı tutan kasların zayıflığından mı yoksa kemiklerin kalıcı olarak yanlış kaynamasından mı kaynaklandığı hemen anlaşılır. Bu da tedavinin egzersizle mi yoksa ameliyatla mı olacağının en büyük belirleyicisidir.
Muayene sırasında dikkatle değerlendirilen başlıca unsurlar şunlardır:
- Yürüyüş
- Duruş
- Denge
- Esneklik
- Kuvvet
- Hassasiyet
Ayak bileğinde stabilite ve fonksiyon testleri neden önemlidir?
Sık sık ayak bileği burkulan, düz yolda yürürken bile ayağı takılan veya bileğinde güvensizlik hisseden kişilerde, eklemi bir arada tutan ve adeta sıkı birer halat gibi çalışan bağların durumu çok detaylı incelenmelidir. Bu bağlar, özellikle ayağın dış kısmında yer alanlar, ters bir harekette çok çabuk esneyebilir veya yırtılabilir. Muayene sırasında hekim, ayağı belirli açılarda tutup çekerek veya eğerek bu bağların sağlamlığını test eder. Eğer eklemde normal bir insanda olmaması gereken bir gevşeklik, fazladan bir hareketlilik varsa, bu durum bağların görevini yapamadığını ve kronik bir yetmezlik geliştiğini gösterir. Bu testler yapılmadan sadece röntgen çekilirse, bağlardaki bu kritik gevşeme gözden kaçabilir. Aynı şekilde ayak bileğini hareket ettiren baldır kaslarının esnekliği de ölçülür. Bazı inatçı topuk ağrılarının veya düz tabanlık vakalarının arkasında, sadece baldırın üst kısmındaki kasların veya aşil tendonunun doğuştan kısa olması yatabilir.
Sık uygulanan bazı değerlendirmeler şunlardır:
- Çekmece
- Eğme
- Güç
- Germe
- Direnç
Doğru tanı için radyolojik görüntülemeler nasıl kullanılır?
Kemik ve eklem sorunlarının kesin tanısında altın standart, her zaman doğru teknikle çekilmiş röntgenlerdir. Ancak ayak söz konusu olduğunda, sedyede yatarak veya ayak havadayken çekilen röntgenlerin hiçbir anlamı yoktur. Ayak, ancak üzerine vücut ağırlığı bindiği zaman gerçek şeklini ve sorunlarını ortaya çıkarır. Bu yüzden tüm değerlendirmeler, hastanın tam ağırlığını yere vererek ayakta durduğu sırada çekilen röntgenler üzerinden yapılır. Bu görüntüler sayesinde kemiklerin birbirleriyle olan açıları, eklem aralıklarının ne kadar daraldığı, kireçlenme olup olmadığı milimetrik olarak ölçülür. Çekilen yan filmlerde ayağın doğal kavisinin ne kadar çöktüğü veya ne kadar yükseldiği derecelerle hesaplanır. Topuk kemiğinin arkasında aşil tendonunu zedeleyebilecek yapısal bir kemik çıkıntısı olup olmadığı da yine bu özel açılı çekimlerle saptanır. Tüm bu detaylı radyolojik hesaplamalar, eğer bir cerrahi müdahale yapılacaksa, kemiğin hangi milimetreden ve hangi açıyla düzeltileceğinin kusursuz bir haritasını çıkarır.
İncelenen başlıca radyolojik özellikler şunlardır:
- Açı
- Mesafe
- Dizilim
- Kireçlenme
- Çökme
Halluks valgus (başparmak çıkıntısı) ve halluks rigidus (sert başparmak) nasıl tedavi edilir?
Ayak başparmağı çevresinde gelişen hastalıklar, ayakkabı giymeyi tam bir işkenceye dönüştürdüğü ve yürüyüş konforunu sıfıra indirdiği için yaşam kalitesini en çok düşüren sorunların başında gelir. Halk arasında sadece basit bir kemik büyümesi veya başparmak çıkıntısı olarak bilinen halluks valgus, aslında ayağın tüm ön yapısını bozan çok boyutlu bir eklem kaymasıdır. Birinci tarak kemiği ayağın iç kısmına doğru uzaklaşırken, başparmak diğer parmakların üzerine doğru devrilir. Bu da ayakkabı içinde şiddetli bir sürtünmeye ve iltihaba yol açar. Modern tedavide amaç sadece o çıkıntıyı törpülemek değildir; çünkü öyle yapılırsa hastalık çok kısa sürede tekrarlar. Asıl çözüm, o tarak kemiğinin çok özel tekniklerle ve açılarla kesilerek tekrar düz, anatomik ve olması gereken sıraya oturtulmasıdır. Günümüzde bu işlemler, çok küçük kesilerden girilerek, dikişe bile gerek kalmadan özel aletlerle yapılabilmekte ve hasta aynı gün ayağının üzerine basarak yürüyebilmektedir. Halluks rigidus ise tamamen farklı bir durumdur; başparmak ekleminin kireçlenerek kilitlenmesidir. Hasta adım atarken parmağını yukarı bükemez ve dayanılmaz bir ağrı hisseder. İleri evrelerde bu ağrılı sürtünmeyi yok etmek için eklemin tamamen dondurulması işlemi yapılır; bu sayede parmak esnekliğini kaybetse de hasta tamamen ağrısız ve güçlü bir şekilde yürümeye devam edebilir.
Sık görülen şikayetler şunlardır:
- Ağrı
- Şişlik
- Kızarıklık
- Sürtünme
- Sertlik
- Nasırlaşma
Ayak parmaklarında uyuşma yapan Morton Nöroma nedir?
Ayağın ön bölümünde, özellikle üçüncü ve dördüncü parmaklar arasında yürürken aniden ortaya çıkan, kişiye ayakkabısının içine sivri bir taş girmiş hissi veren çok keskin bir ağrı vardır. Bazen bu duruma yanma, elektrik çarpması veya parmak uçlarında uyuşma da eşlik eder. Bu tablo Morton Nöroma denilen rahatsızlığın en klasik göstergesidir. İsmindeki nöroma kelimesi korkutucu gelse de bu durum kesinlikle tehlikeli bir tümör veya kanser değildir. Dar ve sivri burunlu ayakkabıların sıklıkla giyilmesi veya ayağın o bölgesine çok fazla yük binmesi sonucunda, parmaklara his veren sinirlerden birinin tarak kemikleri arasında sıkışması, ezilmesi ve zamanla kalınlaşarak iltihaplı bir yumak haline gelmesidir. Muayene sırasında tarak kemikleri birbirine doğru sıkıştırıldığında alınan ağrılı bir tıkırtı sesi, tanıyı büyük ölçüde koydurur. Ayakkabı değiştirme veya özel pedler kullanma işe yaramadığında, çözüm cerrahidir. Çok küçük bir müdahaleyle o sıkışmış ve hastalıklı sinir dokusu oradan çıkarılır. Hasta hızla iyileşir ve o keskin ağrıdan anında kurtulur.
Hastaların tarif ettiği hisler şunlardır:
- Yanma
- Uyuşma
- Elektriklenme
- Karıncalanma
- Batma
- Uğuşma
Düz tabanlık (pes planus) ve yüksek ark (pes kavus) tedavisinde hangi yöntemler kullanılır?
Ayak tabanında doğuştan var olması gereken bir kavis vardır ve bu kavis, vücudumuzun yaylanmasını sağlayan en önemli amortisördür. Düz tabanlıkta bu kavis tamamen yere yapışır. Çocuklarda sık görülen esnek düz tabanlık, yaş ilerledikçe düzelebilir. Ancak bazı vakalarda ergenlik dönemine gelindiğinde bile çökme devam eder, çocuk yürümek istemez, çabuk yorulur ve bacak ağrıları çeker. İşte bu tür inatçı vakalarda ayağın dış kısmından yapılan çok küçük bir kesi ile topuk kemiği ve üstündeki kemik arasındaki boşluğa ufak bir vida yerleştirilir. Bu vida, ayağın içe doğru çökmesini tamamen mekanik bir şekilde bloke eder. Kemik kesilmediği için iyileşme inanılmaz hızlıdır, çocuklar ameliyatın ertesi günü yürüyebilirler. Yıllar sonra ayak yeni şekline adapte olduğunda bu vida istenirse çıkarılabilir. Pes kavus ise tam tersi bir durumdur; ayak kavisi normalden çok daha yüksektir. Bu ayaklar yere tam temas edemediği için topuğa ve parmak köklerine aşırı yük biner. Çoğu zaman altta yatan nörolojik bir sorun vardır. Tedavisi çok daha karmaşıktır; kemiklerin kesilip açılarının değiştirildiği, tendonların yerlerinin değiştirildiği daha büyük ameliyatlar gerektirir.
Kullanılan ameliyatsız yöntemler şunlardır:
- Tabanlık
- Egzersiz
- Ayakkabı
- Germe
- Destek
- Fizik
Ayak bileği bağ yaralanmalarında artroskopi (kapalı ameliyat) nasıl uygulanır?
Hemen herkes hayatında en az bir kez ayak bileğini burkmuştur. Çoğu zaman buz koyup dinlenerek geçen bu durumlar bazen bağların tamamen kopmasıyla veya iyileşirken çok gevşek kalmasıyla sonuçlanır. Ayak bileği sürekli burkulmaya başlayan, yürürken veya spor yaparken hep bir güvensizlik hisseden kişilerde, artık o bağlar görevini yapamıyor demektir. Eskiden bu bağları onarmak için bileğin dışından büyük kesiler yapılırdı. Ancak günümüzde bu işlemler artroskopi, yani kapalı kamera yöntemiyle yapılmaktadır. Sadece iki üç milimetrelik deliklerden eklemin içine minyatür kameralar ve aletlerle girilir. Kopan veya esneyen bağlar, kemiğe yerleştirilen ip çapalar yardımıyla olması gerektiği yere, eski gerginliğinde tekrar dikilir. Kamerayla içeride dolaşılırken, burkulmalar sırasında kemikten kopmuş olabilecek kıkırdak parçaları, iltihaplı dokular veya serbest dolaşan kemik parçacıkları da aynı anda temizlenir. Kapalı yöntemin en güzel tarafı, kasların ve sağlam dokuların kesilmemesi sayesinde ameliyat sonrası ağrının çok az olması ve hastanın günlük hayata çok çabuk dönebilmesidir.
Artroskopinin sağladığı faydalar şunlardır:
- Hız
- Konfor
- Güvenlik
- Estetik
- Temizlik
- Netlik
Ayak bileğinde kıkırdak hasarları nasıl iyileştirilir?
Ayak bileğimizdeki kıkırdaklar, aslında dize veya kalçaya göre çok daha dayanıklıdır ve kolay kolay kireçlenmez. Ancak yaşanan çok şiddetli burkulmalar, bilek dönmeleri veya kırıklar sırasında aşık kemiği denilen talus kemiğinin üzerindeki kıkırdak tabakasında ciddi zedelenmeler, ezilmeler hatta parça kopmaları yaşanabilir. Kıkırdak dokusunun içinde kan damarı olmadığı için kendi kendini iyileştirme yeteneği sıfıra yakındır. Kopan küçük bir parça zamanla büyür, altındaki kemikte kistler oluşturur ve bilekte sürekli bir şişlik, derinlerde hissedilen sızlayıcı bir ağrı bırakır. Bu durumların tedavisi de yine büyük oranda kapalı kamera yöntemiyle (artroskopi) yapılır. Kıkırdağın döküldüğü ve altındaki çıplak kemiğin ortaya çıktığı o küçük çukura, özel aletlerle milimetrik delikler açılır. Amaç kemiğin içindeki iliği ve kök hücreleri o bölgeye çekerek orada yeni bir kıkırdak yaması, bir tür yara kabuğu oluşmasını sağlamaktır. Hasar çok daha büyükse, hastanın kendi dizinden alınan sağlam kıkırdak parçaları, tıpkı bir mozaik döşer gibi hasarlı bölgeye nakledilir.
Uygulanan başlıca kıkırdak işlemleri şunlardır:
- Tıraşlama
- Delme
- Yamama
- Nakil
- Temizleme
Aşil tendon kopmaları ve topuk ağrılarında hangi cerrahi yöntemler tercih edilir?
Aşil tendonu, insan vücudundaki en kalın, en sağlam ve yürüyüş sırasında en çok yük çeken tendondur. Ancak özellikle kırklı yaşlardan sonra, halı sahada ani bir depar atmak veya teniste ters bir adım atmak gibi durumlarda bir kırbaç sesiyle aniden kopabilir. Genç ve aktif hayata devam etmek isteyen hastalarda kopan bu güçlü yapının ameliyatsız, sadece alçıyla kaynamasını beklemek, ileride tekrar kopma riskini çok artırır ve baldırdaki itici gücü zayıflatır. Bu yüzden cerrahi onarım şarttır. Modern cerrahide, eskisi gibi arkada boydan boya kocaman bir yara açmak yerine, deriden açılan ufak deliklerden özel aletler geçirilerek tendonun uçları birbirine kilitlenir ve sağlamca dikilir. Bu sayede yara enfeksiyonu riski tamamen ortadan kalkar. Topuk arkasında yaşanan bir diğer büyük sorun ise kemik çıkıntısıdır. Ayakkabı giyildikçe bu çıkıntı aşil tendonuna baskı yapar ve orayı sürekli tahriş eder. Bu durumda da sadece o çıkıntı tıraşlanmaz; topuk kemiği çok özel bir açıyla kesilip öne doğru yatırılarak, tendonun üzerinden o mekanik baskı tamamen ve sonsuza dek kaldırılır.
Sık karşılaşılan topuk sorunları şunlardır:
- Yırtık
- Kopma
- İltihap
- Çıkıntı
- Kireçlenme
- Aşınma
Ayak cerrahisinde kullanılan yeni nesil implantlar nelerdir?
Kırıkların kaynatılmasında veya eğri kemiklerin kesilip düzeltilmesinde yıllardır vidalar ve metal plaklar kullanılmaktadır. Ancak ayak ve ayak bileği çevresinde cilt altı yağ dokusu çok ince olduğu için, dışarıdan takılan o kalın metaller ayakkabı giyerken hastayı çok rahatsız eder, cilde içeriden baskı yapar. Modern cerrahide artık kemiğin tam şeklini alan, dışarıdan kesinlikle belli olmayan çok ince ama bir o kadar da dayanıklı anatomik plaklar kullanılmaktadır. Bu plakların vidaları doğrudan plağın kendisine kilitlenir; böylece metali kemiğe sıkıca bastırıp kemiğin kan akışını bozmak gerekmez. Daha da devrim niteliğinde olanı ise, eriyebilen vidalardır. Özellikle başparmak düzeltmelerinde veya kıkırdak parçalarının yerine tutturulmasında magnezyumdan üretilmiş vidalar kullanılır. Bu vidalar işlevlerini tamamladıktan sonra vücut tarafından yavaş yavaş emilir, yok olur ve yerini tamamen hastanın kendi canlı kemiğine bırakır. Böylece hastanın yıllar sonra “Ayağımdaki platinleri aldırmam gerekiyor mu?” endişesi ve bunun için olması gereken ikinci bir ameliyat riski tarihe karışmış olur.
Magnezyum vidaların temel avantajları şunlardır:
- Eriyebilirlik
- Biyouyumluluk
- Güvenilirlik
- Rahatlık
- Dönüşüm
Ameliyatsız tedavilerde şok dalga (ESWT) ve PRP ne işe yarar?
Aşil tendonundaki müzmin iltihaplanmalar, sabahları atılan ilk birkaç adımda topuğa çivi batıyormuş hissi veren plantar fasiit veya diğer zorlanmaya bağlı ağrılar, hemen ameliyat masasına yatmayı gerektirmez. Vücudun muazzam bir kendi kendini iyileştirme gücü vardır, ancak bazen kronikleşen sorunlarda bu mekanizma duraklar. İşte bu mekanizmayı dışarıdan tekrar ateşlemek için çok güçlü biyolojik silahlarımız vardır. Şok dalga tedavisi, dışarıdan özel bir cihazla dokuya yüksek frekanslı ses dalgalarının gönderilmesidir. Bu dalgalar, iltihaplı veya kireçlenmiş bölgede mikroskobik düzeyde yeni bir hasar yaratır. Vücut bu yeni uyarıyı aldığında, o bölgeye taze kan damarları oluşturur, onarım hücrelerini yollar ve doku yenilenmesi başlar. PRP ise hastanın tamamen kendi kanından elde edilen muazzam bir ilaçtır. Hastadan alınan bir tüp kan özel cihazlarda çevrilerek, içindeki büyüme ve iyileşme faktörleri son derece yoğun bir şekilde ayrıştırılır. Elde edilen bu altın sarısı sıvı, hasarlı tendonun veya kıkırdağın tam kalbine enjekte edilir. Dışarıdan hiçbir kimyasal veya kortizon verilmeden, sadece kişinin kendi hücreleriyle iyileşme hızlandırılır.
Kullanım alanları şunlardır:
- Tendinit
- Fasiit
- Ödem
- Zorlanma
- Kireçlenme
- Zedelenme
Ayak ameliyatlarından sonra iyileşme ve rehabilitasyon süreci nasıl ilerler?
Dünyanın en kusursuz ve en teknolojik ameliyatı yapılmış olsa bile, ameliyat odasından çıkıldıktan sonra hastanın üstüne düşen görevler eksiksiz yerine getirilmezse başarı hayal olur. Ayak, kalbe en uzak bölgedir ve yer çekiminin de etkisiyle çok çabuk şişmeye, ödem tutmaya müsaittir. Bu yüzden ister en ufak bir bağ onarımı olsun ister büyük bir kemik düzeltme ameliyatı olsun, ilk birkaç gün ayağın kalp seviyesinden yüksekte tutulması ve düzenli soğuk uygulaması yapılması hayati önem taşır. Ödem kontrol altına alındıktan ve dokular kaynamaya başladıktan sonra, kontrollü hareket başlar. Uzun süre alçıda veya atelde kalan ayak bileği sadece kas gücünü kaybetmekle kalmaz, aynı zamanda ayağın uzaydaki konumunu beyne ileten sinir ağları da tembelleşir. Rehabilitasyon sürecinde sadece lastik çekerek kasları güçlendirmek yetmez. Denge tahtaları, yumuşak zeminler ve trambolinler üzerinde yapılan özel egzersizlerle ayağın o hızlı tepki verme, şok emme ve esneme yeteneği yeniden kazandırılır. Bu süreç sabır ve uyum gerektirir. Ancak kurallara tam uyulduğunda, hedeflenen sonuç ağrısız bir yürüme, güçlü bir sıçrama ve güven dolu adımlardır.
Rehabilitasyonun temel adımları şunlardır:
- Dinlenme
- Soğutma
- Yüklenme
- Güçlendirme
- Dengeleme
- Yürüme
Sıkça Sorulan Sorular
Ayak bileği artroskopisi ne kadar sürer?
Ayak bileği artroskopisi genellikle 30–90 dakika süren minimal invaziv bir cerrahidir. İşlemin süresi, yapılan müdahalenin kapsamına bağlı olarak değişir. Basit temizlik veya tanısal girişimler daha kısa sürerken, bağ onarımı ya da gevşetme gibi işlemler ameliyat süresini uzatabilir. Ameliyat sonrası hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilir ve iyileşme süreci genellikle 2–6 hafta arasında değişir.
Ayak bileği artroskopisi için hangi doktor veya bölüme gidilir?
Ayak bileği artroskopisi için başvurulması gereken bölüm Ortopedi ve Travmatoloji’dir. Bu işlemler, ayak bileği cerrahisi konusunda deneyimli ortopedi uzmanları tarafından gerçekleştirilir.

